top of page

TZAV – EKMEK ve MATSA

  • 9 saat önce
  • 3 dakikada okunur


B.H.


Adem ve Havva’dan beri buğdayı yetiştiren GÜNEŞ – serpilmesine yardımcı olan YAĞMUR – bir rahim gibi onu saran TOPRAK bize ait değil. Alt tarafı yaptığımız tek şey bize hediye edilen TOHUMU toprağa ekmekten ibaret.

 

21 yüzyılın teknolojik gelişimine rağmen bu kuvvetler taklit edilemediği için halen EKMEK kendimizden daha büyük bir gücün önünde hissettiğimiz tevazuyu ve bağımlılığı ifade eder.

 

En büyük zevki sinagogda uyumak olan zengin bir adam yaşarmış. Her Şabat günü arka sıralardan birinde rahat bir yer bulur, yerleşir ve etrafını saran şükran ve övgü şarkılarının onu derin ve huzurlu bir uykuya dalmasına izin verirmiş.

 

Tora’nın, Tanrı’ya Şükran (Toda) sunusu getiren kişinin kurban ile birlikte MATSA (mayasız ekmek) ve EKMEK (mayalı ekmek) getirmelidir. Her birinden Tanrı’ya armağan olarak sunmalıdır. (Vayikra 7:12-14) ayeti okunduğunda o uykuya dalmak üzereyken sanki bu sözler gökten gelen bir sesmiş gibi kulağında yankılandı.

 

Şabat bittikten sonra iki somun ekmek pişirdi ve karanlıkta gizlice sinagoga geri döndü. İki somunu Ehal dolabına koydu. Çünkü Tanrı başka nereye bakacaktı ki – ve hızla oradan uzaklaştı.

 

Birkaç dakika sonra, imanlı bir adam olan sinagogun fakir saması ortalığı toplamak üzere kutsal alana girdi. Kalabalık ailesini doyurma sıkıntısını Tanrı'ya yüksek sesle anlatırken Ehal kapısının hafifçe aralık olduğunu fark etti.

 

Kapıyı açtığında, fırından yeni çıkmış, hala sıcak iki taze ekmek onu bekliyordu! "Bu bir mucize!" diye haykırdı. "Tanrı'dan bir mucize!" Alçakgönüllülükle bir şükran duası sundu.

 

Ertesi sabah, varlıklı adam derin bir utanç duygusuyla uyandı. Ekmekle ilgili sözleri kesinlikle rüyasında gördüğünü, hayal gücünün onu ele geçirmesine izin verdiğini biliyordu. Kimse bulup aptallığına gülmeden önce sinagoga dönüp ekmekleri geri alması gerekiyordu.

 

Sabahın erken saatlerinde sinagoga döndüğünde ve Ehalın kapılarını açtığında, ekmeklerin kaybolduğunu görünce şok oldu ve hayrete düştü! Gerçekten de, diye düşündü kendi kendine, bunun sadece bir rüya olamayacağını kanıtlıyordu.

 

Tanrı ekmek sunusunu istemiş ve tıpkı eski zamanlarda sunağa konulan kurbanları kabul ettiği gibi, ekmekleri de tüketmişti. O anda, zengin adam, en kısa zamanda başka bir ekmek sunusu getirmeye söz verdi.

 

Bu döngü haftalar, aylar, belki de yıllarca devam etti. Zengin adam her sabah gizlice Ehal dolabına ekmek koyuyordu. Fakir adam ise her gece kapıyı açıp ailesini doyuruyordu.

 

Bu hikayeden Mayalı Ekmeğin uzun bir sürecin ve hassasiyet ile zaman gerektiren bir dizi adımın sonucu olan bir lezzet olduğunu anlıyoruz. Bu süreçte bir başarı duygusu vardır. Bu nedenle, kurban sunarken mayalı ekmek kullanırız. Bu, şükranımızı ifade ettiğimiz bir tamamlanma ve tatmin duygusunu temsil eder.

 

Peki Mayalı Ekmek ile birlikte getirilmesi istenen Matsa (mayasız ekmek) ne ifade ediyordu?

 

Matsa, tevazuyu, henüz orda olmayan tadı, eksikliği ve özlemi simgeler. Fakirlik ekmeğidir. Hazırlama süreci yarıda kesilir, bu da bir eksiklik ifadesidir. Bu nedenle matza genellikle Tanrı'ya sunduğumuz kurbanlara eşlik ederdi. Kendimizden daha büyük bir gücün önünde dururken hissettiğimiz bağımlılığı dile getirir.

 

Bizler Kurban sunarken, Tanrı'ya bu farklı iki manevi hal içinde yaklaşırız.

 

Şavuot’un iki mayalı ekmeği, benmerkezci arzuyu (ego) temsil eder ve şayet bu olmasaydı Tevrat'a ihtiyacımız olmazdı… Bencil arzunun varlığı gereklidir, çünkü onsuz insan asla ev inşa edemez - bir kadınla evlenmez ve rızkının peşinde koşamaz. Arzuyu reddetmek yerine, onu kabul ediyor ve evcilleştiriyoruz.

 

Pesah'ın matzası ise bizi alçakgönüllülük haline getirmeyi amaçlar. Köle olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamak önemlidir ancak gerçekten köle olmak trajik bir durumdur.

 

 

Peki….. bu iki varoluş hali arasında nasıl bir denge kuracağız? İçimizdeki ateşi söndürmeden arzularımızı nasıl dindireceğiz?

 

Şükranlarımızı sunarken, küçüklüğümüzü mü yoksa büyüklüğümüzü mü fark ediyoruz? Şükran sunusu, Pesah Bilincinin mi yoksa Şavuot Bilincinin bir ifadesi midir?

 

Beni uzun yıllar büyük bir şefkatle yetiştiren Hocam Rabi Yishak BİLMAN’ın (z”l) şu sözleri halen bana fısıldar. “Moşe….., ceketinin daima iki cebi olsun ve her birine farklı bir mesaj içeren kartı yerleştirmeni istiyorum.”

 

Kendini evrenin merkezindeymiş gibi hissettiğin anlarda, üzerinde 'Ben toz ve külden başka bir şey değilim'  yazan karta bak.

 

Ancak kendini kötü ve güçsüz hissettiğin anlarda ise diğer cebindeki kartı çıkarıp "Dünya benim için yaratıldı." cümlesini okumanı istiyorum.

 

Ekmek” ve “Matsanın” birlikte tadı, her şeye sahip olduğumuz ama hiçbir şeye sahip olmayabileceğimiz gerçeğinin farkındalığıdır.

 

Bu, bizde üçüncü bir bilinç türünü uyandırır; bu bilinç, aynı anda hem büyük hem küçük, hem zengin hem fakir, hem özgür hem de köle hissetmemizi gerektirir ve bu paradoksal duygunun adı 'ŞÜKRAN'dır.

 

Sevgilerimle  -  Shabat Shalom


Moşe PASENSYA


 

Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?









Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page