top of page

SİRENLER ALTINDA YAŞAMAK

  • 16 Mar
  • 2 dakikada okunur



Merhaba sevgili okuyucularım. Hayat bütün ritmi ve hızıyla devam ediyor. Değişen bir şey yok. Dolayısı ile ben de hem sizlerin, hem de kendi hissettiklerimi kaleme aldım.

 

Son yıllarda İsrael'de hayatın ritmine yeni bir ses karıştı: Sirenler. Bir zamanlar yalnızca ambulansların ya da uzak bir tehlikenin habercisi olan o keskin ses, şimdi günlük hayatın içine yerleşmiş durumda. Gökyüzünde beliren tehditlerin habercisi. İran'la yaşanan gerilimin ve bölgedeki savaş halinin gölgesi, şehirlerin üstüne bazen görülmez bir bulut gibi çöküyor.

 

Siren çaldığı anda zaman değişiyor. İnsan birden günlük hayatın içinden koparılıyor. Çay bardağı masada kalıyor, televizyon açık kalıyor, konuşmalar yarım kalıyor. Derin uykulardan uyanılıyor. İnsan refleksle ayağa kalkıyor ve sığınak odasına doğru yürüyor ya koşuyor. Tıpkı bir iç güdü gibi.

 

Gençler için bu belki hızlı geçen bir an. Ama yaş ilerledikçe bu birkaç dakika daha uzun hissediliyor. Yetmiş yaşında insan siren sesini yalnızca bir alarm olarak duymuyor. O sesin içinde hayatın kırılganlığını da duyuyor.

 

Sığınak odasında beklerken garip bir sessizlik oluyor. Dışarıda belki füze savunma sistemlerinin patlamaları, gökyüzünde ışıklar, uzak bir gürültü… ama içeride insanların yüzlerinde başka bir şey var, bekleyiş. Herkes aynı soruyu içinden geçiriyor ama yüksek sesle söylemiyor. ''Acaba nereye düştü?''

 

Bu bekleyişin psikolojisi ağırdır. Çünkü tehlike görünmezdir. İnsan gözleriyle bir düşmanı görmez, sadece ihtimali hisseder.

Böyle zamanlarda hayatın sıradan zevkleri de değişir. Bir yemek hazırlamak, balkonda oturmak, dışarı çıkmak…hepsi biraz ihtiyatla yapılır. İnsan bir yandan yaşamaya devam etmek ister, bir yandan da zihninin arkasında sürekli bir alarm vardır.

 

Ama İsrael toplumunun ilginç bir özelliği var, hayatın devam etmesi. Sirenler biter insanlar tekrar mutfağa döner, çocuklar oyunlarına devam eder, marketler açılır. Hayat kırılgan ama inatçıdır.

 

Yine de insanın iç dünyasında başka bir şey olur. Sirenler sadece dışarıdaki tehlikeyi değil insanın içindeki korkuları da uyandırır. Özellikle aile düşünülür. Eş, çocuklar, torunlar, kardeşler. İnsan kendisi için değil daha çok onlar için endişe eder.

 

Bazen bu sürekli gerilim insanın ruhunu yoruyor. Sanki görülmeyen bir ağırlık omuzlara çökmüş gibi. İnsan daha az konuşmak ister, daha az heves duyar. Hayatın rengi biraz soluklaşır.

 

Ama bütün bunların içinde küçük bir gerçek yine kendini gösterir. İnsan alışır. Alışmak güçlü olmak anlamına gelmez, sadece yaşamaya devam etmenin bir yoludur.

 

İsrael'de sirenler yalnızca bir savaş sesi değildir. Aynı zamanda insanların dayanıklılığını, korkuyla birlikte yaşama becerisini ve hayatı yine de sürdürme iradesini anlatan bir sestir.

Ve her siren sustuğunda şehirlerde kısa bir sessizlik olur. O sessizlikte herkes aynı şeyi düşünür.

''ŞİMDİ TEKRAR HAYATA DÖNME ZAMANI.''

Sevgiyle kalın.

SARA YANAROCAK

 

 IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Torunuma Mektuplar-Sara Yanarocak
Satın Al

Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page