ŞEMOT - FERYAT
- Moşe PASENSYA

- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur

B.H.
İki balık okyanusta yüzerken "Yaşlı bir adamın" yanından geçerler ve adam onlara, "Hey çocuklar, su bugün nasıl?" diye seslenir. Yaşlı adamın selamını duymazdan gelerek yüzmeye devam ederler. Birkaç dakika sonra balıklardan biri şaşkın bir şekilde diğerine döner ve "Su da neyin nesi?" diye sorar. (David Foster Wallace)
Okyanustaki balık benzetmesi her birimiz için uygun bir metafordur, çünkü kendi kaderimizi belirleyen bireyler olduğumuzu düşünmeyi sevsek de, kaderimiz etrafımızdaki çevreyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.
Bize verilen dünyaya uyum sağlarız veya daha doğrusu onunla başa çıkarız. Tora’daki Mısır Potası da benzerdir. Bu sadece belleri kırmakla kalmaz, ruhları ve maneviyatları da yok eder. İnsanların bir süre hayatta kalabilecekleri, ancak kesinlikle gelişemeyecekleri bir dünyadır.
Yıllarca Bene-YisraEL, Mısır'ın zulmüne maruz kaldı. Ancak Tanrı o feryadı bekler ve o çığlık sadece öz farkındalık elde edildiğinde ve ruh duyulmak – hatırlanmak- görülmek ve bilinmek üzere serbest bırakıldığında gerçekleşir. (Şemot 2:24-25)
Şemot’un mesajı, kendi köleliğimizin farkındalığını geliştirmektir. Tanrı tarafından görülmek, kendi aldatma perdelerini kaldırmaktır. Tanrı tarafından bilinmek, gurur ve utancın ötesine geçmek, Bilinmez'e teslim olmaktır.
Haykırışımız harekete geçtiğinde, hayatlarımız mucize sahnesi haline gelir ve Firavun’a meydan okur.
Bu olduğunda, uyanışın ruhsal meydan okuması kaçınılmaz hale gelir. Köleliğin (şartlandırılmış tepkilerimizde yaşamanın) duyuları nasıl körelttiğini, canlılığımızı nasıl tükettiğini, şüphelerimizi nasıl alevlendirdiğini görürüz.
Şemot’un hikayesi zamansızdır ve şimdiki zamanda gerçekleşir. Ezildiğimiz, kısıtlandığımız, ve zorlandığımız bir umutsuzluk anında içimizde doğar. O hakikat ve canlılık tohumu gizlenir ve sonra bir “TEVA”ya – nehre bırakılan bir "SEPET’e (gemi) yerleştirilir.
Bu gemiyi bir tekneden ayıran şey yelken veya dümenin olmamasıdır. Tanrı'nın İradesine tamamen teslim olmuş bir araçtır. Noah’ın gemisi gibi, yeni bir dünyanın umudu, yeni bir bilinç türü yüzdürülür.
“Teva” sözcüğünün bir başka anlamı da canlı bir varlığın ya da bir maddenin karakteristiği ya da niteliğidir (Megilah 14)
Teva Ha-Adam, kelimenin tam anlamıyla insanın doğası, insanlara özgü her türlü davranış örüntüsünü ifade eden bir terimdir. İkinci doğa olarak tercüme edilen Teva Şeni ise, kişinin doğasının bir parçası haline gelmiş, öğrenilmiş davranışları ifade eder.
Gerçek özümüzün içsel tohumu, ilkel sular aracılığıyla Tanrı'nın ellerine emanet edilir. Oradan yolculuğumuz tarafından kucaklanır, deneyim – eğitim - ilhamla kutsanır ve bilgeliğe inisiye edilir.
Günlük yaşantımızın örüntüleri ile kehanet için hazırlanırız. Ta ki sonunda bir gün, yüzlerce kez önünden geçtiğimiz aynı çalıya rastlayana kadar. Gözlerimiz ateşi algılamak üzere açılır ve bilince olan yolculuğumuz böylece başlar.
Atalarımızın, Mısır’dan, Özgürlüğe doğru yolculuğu ancak TEVEN’i (Samanı), TEVUNA’ya (Anlayışa) dönüştürebildikleri gün başlamıştı.
Sevgilerimle - Shabat Shalom
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?





Yorumlar