Yapay zekâ mı? Duygusal İnsan Zekâsı mı ?
- 4 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Bugün düşünceler öylece aklımdan hızlı hızlı akarken...
Korktuğumu farkettim. Neden korkuyorum biliyor musunuz? Yapay zekanın ağına takılmaktan korkuyorum. Onun için yapay zekayı açmıyorum. Eğer bir şey araştıracaksam Google kullanıyorum, Wikipedia kullanıyorum veya en yakınımdaki kütüphaneye gidip bazen saatlerce, bazen de eğer vaktim yoksa daha kısa süreler geçirerek öğrenmek istediğim konuyu araştırıyorum. Bu araştırma süresinde bir sürü farklı bilginin içinden geçerken araştırmayı tamamladığımda kafamın içinde bir sürü yeni bilgi ile zenginleştiğimi fark ediyorum.
Bugün bu konuya takılmamın nedeni ise çocuklar. Okuduğum Türkiye ile ilgili sosyal medyadaki bir haberde eğitim çağındaki çocukların ev ödevlerini yapay zekâ ile yaptıklarını ve bu durumun da sanki çok normal ve olağan bir durum imiş gibi yorumlandığını fark etmem.
Benim eğitim çağında çocuğum olmadığından bu konu ilgi alanım dışında, yurt dışında ise bu yapay zekâ kullanımının okullarda ne derece müsaade ediliyor olduğunu araştırmadım. Ama bana sorarsanız ki bu benim düşüncemdir; eğer bir çocuk verilen ödevi veya araştırmayı yapay zekâ ile yapıyorsa bu durumu ‘Korkunç’ olarak nitelendirebilirim. Kısaca çocuk pek bir şey öğrenemeden ve öğrenme sürecindeki o merak, araştırma, bulma ve bilgiye ulaşma sürecini geçirmeden sonuca varacaktır ki bunun sonucu bu yöntemle yetişen bir neslin nasıl ergen bireyler yaratacağı benim için soru işaretidir...
Çünkü yapay zekanın insan zekasını ele geçirerek bireyin yaratıcılığını yok edeceğini düşünüyorum.
Ve yapay zekanın yarın öbür gün tamamen bizim elimizden hemen hemen yapacağımız tüm işleri alacağına inanmaya başladım.
Bu nasıl olacak. Basbayağı. Sizin düşüncelerinizi öyle bir alacak ki sizin yerinize düşünerek sizi düşünmemeye itecek. Bu aynen şöyle ki; orada bir tekerlekli sandalye var ve siz yürüyeceğinize sürekli tekerlekli sandalyeyi kullanırsanız bir müddet sonra o tekerlekli sandalye yüzünden bacaklarınız kullanılamaz hale gelecektir. Zihinde işte böyle bir şey, kullanılmaya kullanılmıya kullanılamaz hale gelecek bir uzvumuz. Siz herşeyi araştımak yerine, didiklemek, öğrenmek ve bilgiye ulaşmak için çabalamak yerine, öğrenmek istediğiniz soruyu direk yapay zekaya sorduğunuzda, belki zaman kazanacaksınız ama zihniniz tembelleşmeye ve çalışmamaya başlıyacak. Ya da yazıcağınız konuyu yapay zekaya sorduğunuzda ve sizin size ve sizin tarzınıza ait yaratıcı kelimeleriniz ile yazacağınız metni belki sizin yerinize kısa sürede yazacak veya sizin çizeceğiniz resimleri sizin yerinize ve grafikleri sizin yerinize çizecektir.
Ama duygusal zekamızdan ve her bireye ait özel ve tek bir zihinden çıkan bir yaratım tabii ki bir makine tarafından üretilen çıktı ile aynı olmayaktır. Belki insan zihninden ve elinden çıkan üretilen her ne ise yapay zekâ denilen bir makineden çıkan çıktı kadar mükkemel olmayacaktır ama insan tarafından üretilen kesinlikle özgün ve tek olacaktır. Nasıl ki el yazımız sadece bize özgü ve sadece tek kişiye ait ise ve mükkemel değil ise ama print ettiğiniz yazıcıdan çıkan yazı ise mükkemeldir ama o el yazısının taşıdığı ruhun bir zerresini taşımaz.
Aynı şekilde estetikli suratlar. Çağımız kalıp gibi bir tornadan çıkmış estetik harikaları ile dolu! O estetik harikalarının hangisi doğal bir güzelliğin yerini tutabilir ki.
Tabiki teknolojiye de karşı değilim, teknolojiye karşı durmak geçmişte elektriğe karşı gelmek veya buzdolabı ve çamaşır makinesine karşı durmak kadar anlamsız bir şey. Ama biz bütün bu aletleri maksatını aşacak şekilde kullanılırsak tehlike arz edeceklerdir. Eğer yapay zekâ doğru kullanılırsa çok güzel. Örneğin elinizde kan tahlileri sonuçları var ve siz kan tahlili sonuçlarınızı yapay zekaya yüklediğinizde tıbbi bir sonuç alabilecek ve sağlığınızı yorumlayabileceksiniz. Bu müthiş bir şey hastanelerde yığılmayı önleyebilir mesela.
Bu konuda yazıcak o kadar çok şey var ki, günümüzde her şey yapay zekadan payını aldı. Eskiden masalların, hikayelerin bile kendine has bir tadı vardı. Hiçbiri mükemmel değildi ama özgündü, kendine has idi, bir tornadan çıkmış kalıplaşmış, duygudan nasibini almamış kelimelerden değil, o masal ve hikayelerdeki kelimelerin her birinde duygu ve sevgiyi hissederdiniz. Anneannemin o kırık Türkçesi ile araya bolca Ladino İspanyolca karıştırarak anlattığı o masal-hikayelerin tınısı hala kulağımdadır.
Kısaca içinizde yaşayan yaratıcı kişiyi yapay zekaya mahkûm etmeyin, bırakın teknoloji kendine düşen görevi yapsın ve maksadını aşmasın ama biz insan olarak yaratıcılığımızı ve ruhumuzu kaybetmeyelim ve bu yapay zekâ denilen şeyi de çok da duygularımıza ve işinize karıştırmayın derim...
Yaratıcılık hep sizinle olsun...
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar