NEDEN SUSARIZ- Performatif Aktivizm
- Rahel Cela BEHAR

- 1 saat önce
- 3 dakikada okunur

NEDEN SUSARIZ- Performatif Aktivizm
Wiesel, Nobel Barış Ödülü konuşmasında şöyle demiştir: “Ne zaman ve nerede insanlar acı ve aşağılanma yaşarsa, sessiz kalmamaya yemin ettim… Tarafsızlık zalime yardım eder, kurbana asla.” “İnsanların acı içinde olduğu her yerde sessiz kalmayacağım.”
Merhabalar sevgili dostlar,
Bugün klavyenin başına geçtiğimde aklıma ilk gelen şu oldu; olaylar ile ilgili biz düşünen varlıklar bazen zaman zaman, hatta çoğunlukta neden sessiz kalırız, yorum yapmaktan, bir haksızlık karşısında sesimizi çıkarmaktan hatta hatta bazen haksız tarafın yanında durmaktan da geri kalmayız. Bu durum hayatım boyunca beni çok fazla rahatsız etmiştir; hatta öfkelenmeme neden olmuştur. Böyle durumlarla bazen sevdiğim güvendiğim insanların dahi aynı bu tutum içine girdiğine şahit olup hayal kırıklığı içinde ‘ Ve güvendiğim dağlara karlar mı yağdı’ atasözünü çok tekrarlamışımdır.
Artık yaş aldım ve insanların bu tarz tutumlarına alıştım, kanıksadım ve öğrendim ki insanlar küçüçücük bir menfaatleri için çok şey yaparlar veya menfaati yoksa dahi etliye sütlüye karışmayayım başım ağrımasın zihniyeti ile ya da toplumun dayattığı bazı görünmez kuralların içinde yer almak için susarlar. Biliyor musunuz gençliğimde beni hasta eden bu durumu artık kanıksadım çünkü dünyamız ne yazık ki böyle bir yer; içimi acıtan, kanatan bu durum gittikçe kabuklaştı ve insanların çoğunluğunun susmayı seçenlerden olduğunu kabullendim.
Ve tabii hem bedenen yaşlandım hem ruhen büyüdüm geçen zaman zarfında okudum, izledim ve gördüm ki bu durum sadece sizin gibi, bizim gibi küçük dünyası olan insanlara ait bir durum değil; dünya bile bazen değil, genel de susuyor, büyük güçler politikalar kendi politik menfaatleri için kendileri dışında dünyada olup biten felaketlere, acılara susuyorlar ve o coğrafyalarda yaşama talihsizliğinde kalan talihsiz kesim, acılar, trajediler ile baş başa kalıyor.
Çok yıllar önce, başucu kitabım olan Elie Wiesel’in eserini okuduğumda, yazarın Holokost katliamı sırasında dünyanın—özellikle Amerika’nın—nasıl sessiz kaldığını anlattığını okudum. Her şey olup bittikten sonra ve soykırımdan kurtulup Amerika’ya yerleşen Yahudilerin, bu durumu nasıl sorguladıklarını da kitabında, Holokost sırasında dünyanın büyük ölçüde kayıtsız kaldığını ve sessizliğin zalimi cesaretlendirdiğini sıkça vurguladı
Bu konulara nereden mi geldim. İnstagramda İran da caddeye serilmiş ceset torbalarının önünde ağıt yakanları görünce bütün bu cümleler aklıma geldi. Yapay zekâ mı diye tekrar tekrar seyrettim, haber kanallarına döndüm ama yapay zekâ değildi; caddelerde yatan binlerce ceset torbası gerçekti.
Bu durum aklıma ekranlarda sadece ‘bazı’ konuları seçip bol bol konuşan aktıvistleri getirdi. Bu aktivistler, İran ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kısıtlı, kadın hakları ihlalleri (zorunlu başörtüsü, eşitsizlik). Politik muhaliflerin ve aktivistlerin tutuklanması, bazen işkence veya idam. Azınlık grupların (örn. Kürtler, Bahailer) baskı altında olması. sırasında nerdeydiler?
Bu aktivistler:
Irak işkence ve keyfi tutuklamalar özellikle Şii, Sunni ve Ezidi topluluklara, silahlı guruplar kadınlara yönelik şiddet ve ayırımcılık sorunları,
Suriye Savaş nedeniyle sivillere karşı ciddi insan hakları ihlalleri.
Bazı Afrika ülkeleri:
Sudan: Protestoculara saldırılar, keyfi tutuklamalar, etnik gruplara yönelik şiddet.
Somali: Silahlı gruplar, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, eğitim ve sağlık hakkının ihlali.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC): Silahlı çatışmalar, çocuk asker kullanımı, tecavüz ve zorla yerinden etme.
Yemen: Savaş ve çatışmalar nedeniyle sivillere yönelik ağır şiddet, sağlık ve gıda krizleri, çocukların asker olarak kullanılması, kadınlara yönelik ayrımcılık ve şiddet.
Libya: Göçmen ve mültecilere kötü muamele, silahlı çatışmalar ve işkence.
Bütün bu olanlar ortak bir payda altında toplanıyor Savaş ve silahlı çatışmalar nedeniyle sivillere yönelik şiddet. Kadın haklarının kısıtlanması ve cinsiyete dayalı şiddet. Azınlık gruplarına yönelik ayrımcılık. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlanması. Göçmen ve mültecilerin kötü muamele görmesi sırasında ne yapıyorlardı acaba?
Bazı durumlar karşısında bas bas ekranlara çıkıp konuşan ve taraf olan sayın aktivistler Greta Thunberg, Ammar al-Cooleney, Emma Watson, Gigi Hadid., Bella Ramsey gibi ve gibilerine bütün bu dünyada olanlara karşılık neredesiniz neden sesiniz çıkmıyor diye sorasım var? Bu, samimi bir duruş mu yoksa sadece görünür olmak için yapılan performatif aktivizm mi?
Dünyanın hepimiz için daha yaşanır olması dileği ile…
RahelÇela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?






Yorumlar