KEDOŞİM – GERÇEK DOST
- 2 saat önce
- 3 dakikada okunur

B.H.
“Bir insana olması gerektiği ve olabileceği gibi davranırsanız, o da olması gerektiği ve olabileceği kişi olur.” Goethe
Hadi gelin sizinle bir oyun oynayalım. Tora’daki tüm ayetler arasında, insanların en sık yerine getirdiği emir (mitsva) hangisidir? Tahmin edin!..
ELEŞTİRMEK!.
Bu eyleme birçok ad verebiliriz. Öğüt – Geri Bildirim- Tavsiye - Azarlama. Her fiil, aynı temel bilgiyi (Hatayı) iletmede farklı bir üslup ve yaklaşımı yansıtır.
İkaz Edin!……. “Akranını mutlaka ikaz et; ama onun yüzünden (sen de) günah taşıma”. (Vayikra 19:17)
Birini en son eleştirdiğiniz zamanı tanımlamak için hangi kelimeyi kullanırdınız? "Azarlama" kelimesi Tora çevirmenlerinin favorisi gibi görünüyor, ancak daha tarafsız olan "Kınama" kelimesi İbranice orijinaline en yakın olanıdır. “Toheha” (תוכחה) İbranice İspatlamak – Ortaya Koymak (להוכיח) sözcüğünden gelir.
Eleştiri çoğu zaman kendi kendini imha eden bir mekanizmadır. Bir saldırı olarak algılanır. Bu da savunmacı bir tepkiye veya karşı saldırıya yol açar. Eleştiriyi iletmekten daha gündelik ve aynı zamanda daha hain bir konuşma eylemi yoktur.
Oysa sağlıklı bir toplum veya ilişki için “eleştiri kültüründen” daha önemli bir şey yoktur. Bu emri doğru uygulamak, evde olduğu kadar iş yerinde- sosyal eylemin cephelerinde- arkadaşlar arasında da çok önemlidir.
Haftalık bölümümüz olan Kedoşim’in dilini kullanacak olursak – ki bu bölüm "Kutsal Olun!" çağrısıyla başlar ve "İkaz Edin”, evet İkaz Edin!" emriyle devam eder.
Kutsal bir topluma giden yol, Azarlama Tapınağı'ndan geçer. Ancak metnimiz, yalnızca Kutsallığa değil, aynı zamanda Sevgiye de özlem duyan bir toplum yaratmayı amaçlamaktadır.
Vayikra 19’un ilk on emri arasında yalnızca "Kutsal Olun"u değil, aynı zamanda "Komşunu Kendin Gibi Sev"i de içerir. Gerçekten de, azarlama, sevgi dolu bir ilişkinin temel taşıdır. Çünkü Sevgi (אהבה) ve Bir’lik (אחד) aynı sayısal değeri paylaşır.
"Azarlama sevgiye yol açar, çünkü şöyle buyurulmuştur: 'Bilge bir adamı azarlarsan, seni sevecektir' (Süleyman’ın Özdeyişler. 9:8)."
Peki, doğru eleştiri nasıl yapılır? Açıkçası ben bu konuda hala çalışıyorum…...
Peygamber Nathan, kralına sadece zina yapan değil, aynı zamanda katil olduğunu da açıklaması emredildiğinde, hayatının en büyük meydan okumasıyla karşı karşıya kalır.
Kral Davit'in karşısındaki Nathan'ın ikilemi, azarlama sürecinin ne kadar acı verici olduğunu gösterir. Çünkü özünde azarlama, bir kişinin sadece başkalarına değil, kendine de anlattığı yalan ve aldatma maskesini yırtıp atmaktır.
Nathan'ın çözümü dahiyanedir: "Ben bu maskeyi onun çehresinden yırtıp atamam, ama o yırtabilir..."
Tanrı, Davit'in yaptıklarından hoşnut değildi ve Tanrı, Nathan'ı Davit'e gönderdi. Natan, Davit'a gelip şöyle dedi: “Aynı şehirde iki adam vardı; biri zengin, diğeri fakir. Zengin adamın çok büyük sürüleri vardı, ama fakir adamın sadece satın aldığı küçük bir dişi kuzusu vardı.
Onu güderdi ve kuzu onunla ve çocuklarıyla birlikte büyürdü; ekmeğinden pay alır, bardağından içer, kucağında yatardı; ona bir kız çocuğu gibiydi. Bir gün, zengin adama bir yolcu geldi, ama zengin adam kendi sürülerinden veya hayvanlarından bir şey alıp gelen misafir için yemek hazırlamak istemedi; bu yüzden fakir adamın kuzusunu alıp gelen adama hazırladı.”
Davit adama çok öfkelendi ve Natan'a şöyle dedi: “Tanrı şahit olsun ki, bunu yapan adam ölmeyi hak ediyor! Kuzu için dört kat bedel ödeyecek, çünkü böyle bir şey yaptı ve hiç acımadı.”
Natan, Davit'e, "O adam sensin!" dedi. [...] Davit, Natan'a, "Tanrı'nın önünde suçluyum!" dedi. (2 Samuel 12)
Nathan, David'i paylamaz, David'in kendini azarlamasına yol açacak bir durum yaratır. David'i kendini dışarıdan bir bakış açısıyla değerlendirmeye davet ederek, kendi suçunu tanımasına ve kabul etmesine olanak tanır. Başarılı bir azarlama, kişinin kendini suçlamasına neden olma eylemidir.
Eleştiri, dünkü eylemlerin gereksiz bir şekilde tekrar ele alınması olarak algılanmamalıdır. Eleştirinin motivasyonu, diğerinin mümkün olan en iyi geleceğini görme arzusu olmalıdır.
Ancak bazen – azarlamanın istenen etkiyi yaratmayacağına inanmak için bir sebep varsa – azarlama emrinin doğru bir şekilde yerine getirilmesi sessiz kalmaktır. Çünkü duyulmayacak olanın söylenmemesi de emredilir. “Aptalı azarlama, yoksa senden nefret eder; bilge adamı ikaz et, o seni sevecektir" (Özdeyişler 9:8).
Ne zaman azarlamak, ne zaman sessiz kalmak gerektiğini anlamak belki de en zor olanıdır. Peraşa bir iç gözlem anına davet ediyor: Bu emri yerine getirirken daha ölçülü olmanın akıllıca olacağı zamanları anlamalı ve barış ve pasifliği seçmenin ayırdında olmalıyız.
Ama belki de en büyük tavsiye, azarlamakla ilgili değil, isteyerek tavsiye kabul eden, hatta arayan bir insan olmakla ilgilidir.
Daha Kutsal Bir Yaşam için Kalbinizdeki engelleri kesip atın” (Devarim 10:16).
Bir insanın kalbi yumuşak ve alıcı olmalı, azarlayanın sözlerini kabul etmeli ve ondan nefret etmemeli, aksine onu daha çok sevmelidir. “Bilgeyi mutlaka ikaz edin ki daha da bilge olsun“.
Unutma, sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin tek şey kendi karanlığındır. Descartes
Sevgilerimle - Shabat Shalom
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?


Yorumlar