Joya Hoş geldin…Nüfus Erimesine Meydan Okudun
- Ralf ARDİTTİ

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur

Geçtiğimiz hafta ailemiz için fevkalade önemliydi: Paris’de yaşayan kızımız Livia ve eşi Tommy’nin ikinci çocukları Joya dünyaya geldi. Londra’da Mina (10), Lia (7) ve Paris’de Dario (6) sonrası dördüncü torunumuza kavuşmanın heyecanını yaşadık hep birlikte…

Hep üç çocuk sahibi olmak isterdim fakat Nadia ikincisinden sonra pes dedi. Çocuklarımız da 2’de duracaklarını beyan ettiler. Nüfusun ayni düzeyi tutturması için gereken kadın başına asgari 2,1 doğurganlık oranının az gerisinde kalarak nüfusun artışına tam katkıda bulunamadığımız kesin.
Fakat ne gam! Avrupa ve Türkiye ortalamasının bir hayli üzerindeyiz ve ziyadesiyle mutluyuz.
Biz ne kadar sevinçli isek de tüm Avrupa’nın ileri gelenleri ve demografi uzmanlarının suratlarından düşen bin parça. Doğurganlık oranı (kadın başına ortalama çocuk sayısı) müthiş azaldı. Katolik Fransa’da uzunca bir süre % 2’lerde seyreden oran 2025’te 1,56’ya düştü. Bu gidişle, göçmenler ile beslenmediği takdirde, 2100 Fransa’sının nüfusu bugünkü 70 milyondan 60’a düşebilir.
Sıkıntı o kadar büyük ki Fransa’nın en büyük haftalık mecmuasının son kapağı “baby blues” (çocuksuzluk hüznü) diye yayınlandı. Esasında Fransa’nın durumu diğer Avrupa ülkelerine göre o kadar kötü değil: İspanya 1,4, İtalya 1,31, İngiltere 1,76, Almanya 1,62. Kıtanın genelinde 2100 yılı itibariyle nüfusun %20 azalması bekleniyor.
Türkiye’de de durum farklı değil. Doğurganlık oranı bir zamanların 3 çocuğundan şimdilerde 1,5’a düşmüş. Nüfus artışı 2044 yılında 89 milyon ile zirveye vardıktan sonra 2100’de 55’e iniyor (TUİK).
İsrail ise bu eğilimlerin tamamen tersine ilerliyor: doğurganlık oranı gelişmiş ülkeler içinde 2,89 ile en yükseklerde. Bu düzeyin nedenleri arasında dindarların (Haredi) ortalama 6 çocuk yapmaları var fakat laik İsraillilerin dahi doğurganlık ortalaması 2,4 bir hayli önde. Arap asıllı vatandaşlar dahi 3’lerden 2,2’lere düştü.
Gelişmiş ülkelerin doğurganlık oranlarının devamlı azalmasına nispet yaparcasına Yahudi Devleti vatandaşlarının bu kadar çocuk sahibi olmalarının nedenleri arasında Tevrat ve Yahudi geleneklerinin “çoğalmayı” öğütlemeleri, dünya Yahudilerinin 1/3’ünün Soykırımda öldürülmelerine tepki ve nesillerin yakın yaşamalarından dolayı nine ve dedelerin torunlara bakması da yatar.
İnsanlar neden çocuk yapmıyorlar veya az ile yetiniyorlar? “Bu dünyaya çocuk getirilmez” den tutun da “maliyeti çok yüksek”e varıncaya kadar, “rejime güvenmiyorum”dan “hayatımı yaşamak istiyorum, özveride bulunamam”a kadar onlarca neden sayılabilir.
Nüfus daralmasının uzun vadeli sonucu bir ulusu veya toplumu geriletmeye ve ortadan kaldırmaya kadar gidebilir. Yaşlılara bakım fonlarının genç kuşaklar tarafından oluşturulmaması, ekonomik büyümenin yavaşlaması, gelecek umutlarının yitirilmesi gibi.
Neyse bu kötümserliğe kendimizi kaptırmadığımıza sevinelim. Ailecek elimizden gelen çabayı göstermeye çalıştık, ileriyi düşünerek.
Ralf ARDİTTİ
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?






Yorumlar