top of page

İçimizdeki Kıvılcımlar


Sanat karşılaşmaları bazen etkisini uzun süre kaybetmez. Geçenlerde Tel Aviv’de gördüğüm “The Spark” (Kıvılcım) adlı sergi de benim için böyle bir karşılaşmaydı. Çok derinden etkilemesinin nedeni, içinden geçtiğimiz kolektif travmanın sanat aracılığıyla dönüştürülmüş hâline tanıklık etmemdi. Bu sergide kıvılcım, insanın her şeye rağmen yaşamla yeniden bağ kurabildiği, canlılık hissedebildiği o küçük anları hatırlatıyor.

 

Yaklaşık elli sanatçıyı bir araya getiren bu buluşmada, savaş dolayısıyla acıların ve zorlukların içinden geçen sanatçıların varoluşlarını ifade şekli dikkat çekiciydi. Her işte farklı bir malzeme, farklı bir hikâye olsa da hepsinin içinde umut hissediliyordu.

 

Çalışmalar, eski bir fabrikanın içinde, küçük küçük odalara ayrılmış bir düzen içinde yerleştirilmişti. Her oda, bir sanatçıya ait özel bir alan gibiydi. Yan yana duran ama birbirine karışmayan bu odalar hem ortak bir ruh hâlini hem de her bir sanatçının bambaşka bir iç dünyası olduğunu hissettiriyordu. Karşılaştığım işler ne bir tablo ne de yalnızca bir fotoğraftı; farklı malzemelerin bir arada kullanıldığı, karma teknikle üretilmiş çalışmalardı.

 

Bu çalışmalarda yer alan sanatçıların her birinin hayatta nelerden geçtiğini tam olarak bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var: bir noktada bir kıvılcım yanıyor. Bu kıvılcım ilham mı, bir ışık mı, yoksa sadece içten gelen küçük bir hareket mi adını koymak zor. En karanlık anlarda bile, bir yerde küçük bir şey yanmaya başlıyor ve zamanla bir ifadeye, bir esere dönüşüyor.

Beni en çok etkileyen ise, kıvılcım fikrinin ne kadar sade ve insani bir yerden hissedilmesiydi. Buradaki kıvılcım, sanki insanı karanlıktan çıkaran, hayata yeniden karışma hâli gibiydi.

 

Karşılaştığım pek çok iş arasından, beni özellikle durduran ve düşünmeye çağıran üç çalışmayı paylaşmak istiyorum. Her biri farklı bir dil kullansa da bende bıraktığı izlenim; en kırılgan anlarda bile insanın yaşama tutunabilmesi.

ELLA UZAN


Bu esere bakınca-arkasında füzeler uçuşurken yemek yiyen kadın- görünüşte insanların hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ettiklerini düşünmek mümkün. Yiyorlar, devam ediyorlar ve insanın içinden “Hiç mi farkında değiller?” diye sormak geliyor.

Sanatçının eserin yanındaki açıklamasında anlattığı şey ise bunun bir kayıtsızlık değil, aksine bir tür tutulma, donakalma hâli olduğu. Tehdit karşısında bedenin ve zihnin kendini korumaya çalışması. Dışarıdan sakin görünen bu hâlin ardında çok derin bir mücadele var. Bu eser bana, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını güçlü bir şekilde hatırlattı.


ANA KOGAN


“Bring Them Home” çok ağır ve çok dokunaklı bir çalışmaydı. Rehinelerin eve dönmesi için yaşananlar, yaşanamayanlar, dönemeyenler… Bireysel bir acının ötesinde, benim de tanık olduğum kolektif bir yarayı hissettirdi.

 

Yerdeki nesneler ne kadar parçalı ve dağınıksa, duvardaki yansıma o kadar güçlü bir birlik ve dayanışma duygusu taşıyordu. İnsanların bu acının içinde nasıl birbirlerine tutunduklarını bu şekilde anlatmak çok etkileyici. Bu çalışma, büyük bir kaybın içinde bile birlikte durabilmenin, birlikte yas tutmanın ve birlikte umut etmeye çalışmanın mümkün olduğunu gösteriyordu.


YAARA SACHS


Çöplükteki yaşam, neredeyse hiçbir şey söylemeden çok şey anlatan bir işti. Çöplerin, atıkların, değersiz görülen şeylerin içinden çıkan çiçekler… Güzelliğin bazen tam da karanlığın içinden doğabileceğini güçlü bir şekilde hatırlatıyordu. Bu eser, dönüşümün mümkün olduğunu söze ihtiyaç duymadan söylüyordu.

 

Bu çalışmalar sanatçıların duyarlı ve hassas kalplerini tekrar hatırlattı. Sadece hayatta kalmaya çalışmıyorlardı; bir şeye tutunuyor ve acıların içinden yaratıyorlardı. Acı bastırılmıyor, yok sayılmıyor; dönüştürülüyordu.

 

Bu sergi, yaşama ve insanlığa dair umudumu yeniden canlandırdı. İnsan olmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha düşünerek insanlık için hayranlık ve aynı zamanda derin bir şefkat hissettim. Serginin adından da anlaşıldığı gibi, burada söz konusu olan umut dönüştürücü bir kıvılcımdı. Küçük bir hareket, küçük bir canlılık hâli. Ve bazen, bir küçük kıvılcım, karanlığın yönünü değiştirmeye yetebiliyor.


Suzi SABANER


.Bir önceki yazımı okudunuz mu?







Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page