İsrael : Hayata rağmen değil Hayatı seçmek
- Ezra BEHAR
- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur

İsrael’de kadehler kalktığında söylenen kelime basittir: Lehayim.“Şerefe” değil. “Sağlığa” da değil. Doğrudan hayata.
Bu kelime bir sofra geleneğinden fazlasıdır. Bir alışkanlık değil, bir refleks. İsrael’de hayat, otomatik olarak verilen bir şey gibi yaşanmaz. Sahip çıkılması gerekir. Korunması gerekir. Ve çoğu zaman, bilinçli şekilde seçilmesi gerekir.
Çünkü burada hayat, kendiliğinden akmaz.
Ölümün Gölgesinde Yaşamak
Dışarıdan bakan biri için İsrael hep aynı görüntülerden ibarettir: sirenler, haber bültenleri, haritalar. Sürekli bir tehdit hissi. Sürekli bir gerginlik.
Ama biraz yaklaşırsanız başka bir şey görürsünüz. Dolu kafeler, sabaha kadar açık sokaklar, sahilde koşan insanlar, parkta kahkaha atan çocuklar.
Bazıları bunu yanlış okur. “Unutmaya çalışıyorlar” der.Oysa mesele unutmak değildir. Tam tersidir: her şeyin farkında olarak yaşamaktır.
İsrael’de insanlar yarının garanti olmadığını bilir. Bu bilgi onları içe kapatmaz. Aksine, bugünü daha dolu yaşamaya iter. Kahve aceleyle içilmez. Tartışmalar yarım bırakılmaz. Sevgi sessizce değil, yüksek sesle yaşanır.
Burada hayatı ertelemek tuhaf karşılanır. “Sonra yaparım” cümlesi pek sevilmez. Çünkü sonra belirsizdir. Gerçek olan tek zaman, şu andır.
Bir Canın Hesabı
İsrael’i anlamak isteyen biri için en kritik mesele, tek bir insan hayatına verilen değerdir.
Başka ülkelerde istatistik olan şeyler, burada ülke çapında bir duygusal harekete dönüşebilir. Tek bir askerin esir düşmesi gündemi kilitleyebilir. Bir çocuğun kaybolması binlerce insanı sokağa dökebilir.
Dışarıdan bakıldığında bu orantısız görünebilir. “Bir kişi için bu kadar bedel mi?” diye sorulur. Ama İsrael’in hesabı farklıdır.
Burada sezgisel olarak bilinen bir şey vardır:Bir insan sadece bir rakam değildir. Ve bir hayat, pazarlık konusu olmaz.
Bu yüzden hayatta kalmakla yaşamak arasında keskin bir fark vardır. Nefes almak yetmez. O nefesin bir anlamı olmalıdır.
Sıradan Olanın Kutsallığı
Belki de bu yüzden İsrael’de kutsal anlar her zaman resmi ya da sessiz değildir. Çoğu zaman gürültülüdür. Dağınıktır. Hatta biraz kaotiktir.
Trafikte bağıran bir sürücü, pazarda pazarlık yapan bir kadın, sahilde raketlerle oynayan gençler… Bunlar küçük detaylar gibi görünür. Ama aslında hepsi aynı cümleyi kurar:“Buradayız. Yaşıyoruz.”
Düşmanlara verilen en güçlü cevap çoğu zaman silah değildir. Gün batımında içilen bir bira, yüksek sesli bir kahkaha, sıradan bir pazar günü… Bunlar sessiz ama net bir mesajdır.
Sonuç: Yaşamayı Seçmek
İsrael’de hayat bir hak gibi talep edilmez. Bir tercih gibi yaşanır.
Burada insanlar sadece ölmemek için direnmez. Yaşamak için direnir. Aradaki fark çok büyüktür. Biri korkuyla yapılır, diğeri tutkuyla.
Eğer bir gün bir masada kadeh kalkarsa ve biri Lehayim derse, bunu sadece bir nezaket sözü gibi duymayın. Bir durun. Hissedin.
Bu, hayata rağmen değil;her şeye rağmen hayatı seçmenin ifadesidir.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?





Yorumlar