GÜNLÜK HAYATIN RUTİNİ
- Sara YANAROCAK

- 3 dakika önce
- 2 dakikada okunur

Merhaba sevgili okuyucularım, yine baş başayız. Yaş ilerledikçe günlük hayatın rutinleri kaçınılmaz oluyor. Bazı günlerin diğer günlerden hiç farkı olmuyor. Ben bununla nasıl başa çıktığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Günlük hayatın rutini, insanı fark ettirmeden içten içe aşındıran tekrarlar zinciri gibidir. Güvenli olduğu kadar boğucu olan bu döngü, çoğu zaman fark edilmeden kabul edilir. Oysa rutine karşı verilen gerçek mücadele, dış koşullarla değil, insanın kendi içindeki atalete karşıdır. Bu mücadele, yüksek sesli bir başkaldırıdan çok, sessiz ve kararlı bir yönelişle başlar.
İçsel yolculuk, yalnız kalabilmeyi öğrenmekle derinleşir. Sessizlikten kaçmayan insan, kendi zihniyle temas kurabildiği ölçüde düşünce üretir. Okumak bu temasın ilk eşiğidir, yalnızca bilgi edinmek için değil, zihni yerinden oynatmak için okunur. Araştırmak, farklı alanlar arasında bağlar kurmak ve okunanı sorgulamak ise düşünceyi yüzeyden kurtarır. İnsan, sentezledikçe başkalarının fikirlerinden sıyrılıp kendi sesini bulmaya başlar. Bu süreçte tatmin, kesin cevaplara ulaşmakta değil, anlamlı sorularla yaşamayı öğrenmekte saklıdır.
Bu yol, belirli bir karakter yapısını da zorunlu kılar. Derin düşünce, üretken bir yalnızlığı ve sabrı gerektirir. Sürekli eksik hissetmeyi bir yetersizlik değil, ilerlemenin doğal bir hali olarak kabullenmek gerekir. Entelektüel cesaret, okunanın ve düşünülenin insanı dönüştürmesine izin vermeyi gerektiğinde kendi inançlarını sorgulamayı mümkün kılar. İlhamın gelip geçici olduğunu bilerek, kimse bakmıyorken de okumaya, yazmaya ve düşünmeye devam edebilmek ise içsel disiplinin göstergesidir.
Sosyal hayatın karmaşası, hız ve beklentilerle insanı kendi hakikatinden uzaklaştırır. Kalabalıklar içinde hissedilen yalnızlık çoğu zaman bu yüzeysellikten kaynaklanır. Oysa insan, kendi edimleriyle, yazdıklarıyla, anlattıklarıyla, paylaştığı düşüncelerle, başkalarına ulaştığında gerçek bir temas kurar. Bu temas, egonun geri çekildiği, bilginin bir üstünlük aracı değil ortak bir dolaşım alanı olduğu yerde mümkün olur. Empati ve dinleme becerisi olmadan ne sentez yapılabilir ne de sahici bir paylaşım kurulabilir.
Bu içsel yöneliş, yavaşlığı bir erdem olarak kabul eder. Fikirlerin demlenmesine izin vermek, acele sonuçlar beklememek ve düşüncenin zamana yayılmasını kabullenmek gerekir. Rutine karşı savaş, dünyadan kopmak değil, dünyayla daha derin, daha sahici bir bağ kurmak çabasıdır. Okuyarak, araştırarak, sentezleyerek ve paylaşarak insan hem kendini çoğaltır hem de başkalarına görünmez ama kalıcı köprüler uzatır. Gürültüye rağmen kendi sesini koruyabilen, sorularla yaşamayı öğrenmiş bir karakter için bu yol sessiz ama iz bırakan bir direnişe dönüşür.
Sevgili okuyucularım işte benim yıllardır yapmaya çalıştığım çabalar böylesi şeyler. Umarım daha uzun bir süre sizlerle kendi rutinimin meyvelerini paylaşabilirim.
Sevgiyle kalın.
SARA YANAROCAK
Bir önceki yazımı okudunuz mu?
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.





Yorumlar