top of page

Adrenalin




Merhaba sevgili dostlar,

Bir şeyler yazmak, konu bulmak hem çok kolay hem çok zor. Dünya gittikçe daha yaşanmaz bir hâl alıyor ve olan biteni izledikçe, daha da çok kendi kovuğuma çekilip görünmez olasım geliyor. Neyse, hafif ve yaşadığım bir durumu anlatmakla başlayayım; geçen hafta başıma gelen bir olay.

 

Birkaç gün önce sabah dörtte, eksi yirmi derecede işe giderken, kör karanlıkta yola çıktım. Daha birkaç dakika sonra arabamın ısıtmasının çalışmadığını fark ettim. Dönebilirdim; dönmedim, yola devam ettim. Yol hâlâ karanlıktı, gün henüz doğmamıştı ve yolun iki yanı derin ormanla kaplıydı. Bir anda farlarımın bile yetersiz olduğunu fark ettim; her taraf kapkaranlıktı. Yavaşladım ve bunun ağır bir sis olduğunu idrak ettim. Arabam da iyi ısınmadığı için ellerim neredeyse donacak hâle gelmişti.

 

O anı ve arkasından gelen donmanın eşiğindeki otuz dakikayı anlatmaya kelimelerim yetersiz. Flaşörlerimi yaktım ve dua ederek ağır ağır ilerledim. Ana yola nasıl çıktığımı hâlâ bilmiyorum. Sis hafiflediğinde bile arabamın ısıtması çalışmadığı için buz kesmiştim. Otuz dakikalık yolun sonunda arabadan inmeye çalışırken ellerim öyle üşümüştü ki emniyet kemerini bile açmakta zorlandım; zor bela açtım ve kendimi iş yerine attım.

 

İş yerinde sıcak kahvemi elime aldığımda aynadaki silüetime baktım: “Voww!” Çok iyi gözüküyordum. Soğuktan kızarmış yanaklarım, içimdeki adrenalinle canlanmış gibiydi; gözlerim parlıyor, kendimi çok enerjik hissediyordum. Tabii, o soğukta biraz daha kalsaydım ne olurdu, düşünmek bile istemiyorum. Ama galiba biraz adrenalin insana iyi geliyor.

 

Gelelim Dünya da olan bitenlere Dünya denilen gezegenin aslında bir suçu yok; doğa, ve üzerinde yaşayan canlılar her şey çok güzel, gelgelelim bu dengede dünyayı yaşanmaz hale getirenlere, ne yazık ki bütün kötülüklere sebep insan denilen yaratık.  Sosyal medyada azıcık geziniyorum karşıma kamyonun arkasına bağlanarak sürüklenen bir köpek ve bunu yapan bir insan. Neyse ki Seren Serengil, bir genç tarafından durdurulan bu vahşetten kurtarılan köpeği korumaya almış. 

 

Olan bitene kayıtsız kalmak neredeyse imkânsız; bazen belki tüm iletişim araçlarını kapatıp kendi iç dünyama dönersem bu mümkün olabilir diye düşünüyorum. Yine düşünüyorum da belki bunca kötülük eskiden de vardı, ama iletişim araçları olmadığı için kimsenin haberi yoktu. Bütün bunları bana düşündüren ise Epstein dosyaları ve ardındaki korkunç olaylar, özellikle çocuklara yapılanlar… Tüm sosyal medyada olayın Yahudi parmağıyla ilişkilendirilmesi ve nefret söylemlerinin yayılması ayrı bir üzüntü. Sözün bittiği yer!

 

Dış dünyada yaşanan bunca olumsuzluğun içinde kendimi ancak okuduğum hikayeler ve dinlediğim müzik, yazdığım yazılar ve yaptığım işlerle pür tutmaya çalışıyorum.

Okuduğum güzelliklerden bir tanesi geçtiğimiz haftadaki Torah’dan  bir Parasha idi ‘Yitro’. 

Dünyada bu derece kötülükler her yanı sarmışken, üç bin beş yüz yıl önce yazılmış bu hafta okuduğum Parasha beni sardı sarmaladı. Midyanlı Yitro, Musa’nın kayınpederi ve Yahudi ırkından olmayan bir adam, ailesi ile birlikte Mısır’dan çıkan İsrailoğullarına katılıyor ve Musa’ya kendi başına her şeyi yapamayacağını, görevleri bölüştürmesi gerektiğini öğütlüyor.  Bence Parasha’nın en önemli anı, Yitro’nun Musa’ya öğüt vermesidir: Halkı için adil yargıçlar ve liderler atamasını, sorunları paylaşmasını önerir.Böylece hem Musa’nın yükü hafifler hem de topluluk daha düzenli ve dayanışma içinde olur.

Yitro Parashası, On Emir’in verilişi öncesinde gerçekleşir; yani ahlaki ve toplumsal düzenin temeli atılmadan önce bir hazırlık niteliğindedir.

 

Bugün dünyanın dört bir yanında kötülükler ve adaletsizlikler gözlerimizin önünde yaşanıyor. Epstein dosyaları, çocuklara ve hayvanlara yapılan zulümler… Tüm bunlar, insanın tek başına her şeyi çözmeye çalışmasının yeterli olmayacağını gösteriyor. Tıpkı Musa gibi, biz de sınırlarımızı kabul etmeli, görevleri paylaşmalı ve dayanışmayı büyütmeliyiz. Parasha bize hatırlatıyor: insanlık, birlikte hareket ederek ve sorumluluk paylaşarak karanlıkta yol alabilir; bireysel güç yetmez, ama toplulukla birlikte ışığı yayabiliriz.

 

Netflix’te 27 Mart 2024’te gösterime giren Testament: The Story of Moses, Musa’nın hayatını tarihî doku-drama tarzında anlatan üç bölümlük bir belgesel dizidir. Dizide Musa’yı Avi Azulay canlandırır; Charles Dance ve Clarke Peters gibi isimler de yer alır.

İyilikler yanınıza olsun


RahelÇela Behar


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 











Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page