top of page

Yüzeye Değil, Derine Bak


Bu hafta okuyacağımız iki peraşa Tazria ve Metsora’nın merkezi konusu, fizyo-spiritüel (manevi sebeplerle fiziksel olarak ortaya çıkan) bir rahatsızlık olan tsaraat hastalığıdır. Çevirilerde bu hastalık genellikle “cüzzam” sözcüğüyle karşılansa da, en basitinden, gerek Tora’nın anlatımından, gerekse de Talmud’daki açıklamalardan açıkça anlaşıldığı üzere, tsaraat, her ne kadar ciltteki bazı renk değişiklikleriyle kendini gösterse de, bulaşıcı niteliği olmayan bir rahatsızlıktı. Oysa Hansen basilinin sebep olduğu cüzzam sadece temasla bile bulaşabilen bir hastalıktır.

Tsaraat, değişik şekillerde, insan derisi, kıllar, giysiler ve hatta evlerin duvarlarında kendisini gösteren, anormal bir renk değişimidir. Hahamlarımızın açıkladıkları üzere tsaraat rahatsızlığına sebep olan birkaç günah vardır. Bunlar arasında kan dökmek (buna birini toplum içinde utandırmak da dâhildir), gereksiz veya yalan yemin etmek, cinsellik konulu günahlar, gasp, tsarut ayin (çekemezlik veya cimrilik, özellikle de tsedaka vermekten kaçınmak) sayılabilir.

Ama tsaraatla ilişkilendirilen başlıca günah “Laşon Ara” yani “kötü konuşma” günahıdır. Bu konuda geniş bir kitap yazmış olan Rabi Yisrael Meir Kagan (bu kitabının adıyla “Hafets Hayim” olarak ünlenmiştir) Laşon Ara’yı, “Başkası hakkında, [söylenenler doğruysa bile] olumsuz veya [söylenenler olumlu bir dille ifade edilmişse bile] o kişiye zarar verebilecek şekilde konuşmak” şeklinde tanımlamıştır. Tsaraat hastalığına yakalanan birine “metsora” adı verilir ve Hahamlarımız bunu “motsi şem ra”, yani “başkası hakkında kötü isim çıkaran” ifadesinin sıkışmış hali olarak açıklarlar.

Laşon Ara ile tsaraat arasındaki bağlantıyı Tora’daki iki olayda açıkça görmekteyiz. Bunlardan biri, Tanrı, Moşe’yi Bene-Yisrael’i Mısır’dan çıkarmakla görevlendirmek istediğinde Moşe’nin “Ama halk bana inanmayacaktır” demesidir. Bunun hemen sonrasında Tanrı, Moşe’ye elindeki asayı yere atmasını emretmiş ve asa yılana dönüşmüştü. Bilindiği gibi, yılan Laşon Ara’nın başlıca simgesidir; nitekim Tora’nın başındaki anlatımda yılanı, Hava’ya Tanrı hakkında olumsuz ifadeler kullanırken görmekteyiz (bkz. Bereşit 3:5). Bu işaretle Tanrı, Moşe’ye Bene-Yisrael hakkında olumsuz bir ifadede bulunduğu için Laşon Ara kabahatini işlediği mesajını vermiştir. Ve bunun hemen ardından Tanrı ona elini koynuna sokup çıkarmasını emretmiş, Moşe bunu yapınca eli tsaraat lekeleriyle bembeyaz halde dışarı çıkmıştır (Şemot 4:1-7). İkinci örnekte, ablası Miryam, Moşe hakkında olumsuz konuştuğu için derhal tsaraatla cezalandırılmıştır (Bamidbar 12).

Ramban, tsaraat rahatsızlığının ancak yüksek düzeyli şahıslarda veya nesillerde görüldüğünü vurgular. O insanlar o kadar kutsaldı ki, ağızlarından çıkan birkaç olumsuz söz bile, bu kutsiyetle uyuşmadığı için tsaraatla kendini açığa vururdu. Kısacası tsaraatın artık görülmemesinin sebebi bizim söz konusu günahları hiç işlemiyor olmamız değil, aksine, kutsiyet düzeyimizin ilk nesillere göre çok düşmüş olmasıdır.

Raşi ve Ramban, tsaraatın doğrudan insanlar üzerinde ortaya çıkmadığını vurgularlar. Buna göre hastalık, öncelikle cansız nesneler, yani günah sahibinin malları üzerinde görülürdü. Renk değişikliği önce evlerin duvarlarında kendisini gösterirdi. Bunun düzelmesi için evlerin duvarlarındaki taşlar yerlerinden çıkarılarak duvar yıkılırdı. Fakat bu durum günah işleyen kişiye bir mesaj verdiği halde, bu kişi bunu bir uyarı olarak kabul etmeyip yolunu düzeltmezse, hastalık bu kez giysilere yayılırdı. Bu da işe yaramadığı zaman, doğrudan deri üzerinde yaralar çıkmaya başlardı. Bu yaralar beyaz lezyonlar olarak kendilerini gösterir ve yara sahibinin, rahatsızlık sona erene kadar halktan ayrı bir yerde yaşamasını zorunlu kılardı. Bu konuda Talmud (Arahin 16b) şöyle der: “Bu kişi, sözleriyle arkadaşları ve aileleri birbirlerinden ayırdığı için, kendi cemaatinden uzaklaşma cezasına layık olmuştur.” Bu durum, ancak Koen’in “temizdir, halk içine dönebilir” şeklindeki değerlendirmesi sonucu sona ererdi. Bunun ardından metsora karmaşık bir manevi arınma sürecinden geçer ve sonra normal hayatına geri dönerdi.

Raşi, tsaraatın ilk aşamasının – evlerin duvarlarındaki belirtilerin – aslında bir bela değil, aksine kılık değiştirmiş bir nimet olduğunu öne sürer. Bir evde ortaya çıkan tsaraat lekeleri, ev sahibine şans getirebilirdi. Raşi, Midraş’tan alıntı yaparak bunu şöyle açıklar: Bene-Yisrael Mısır’dan çıktıktan sonra Kenaan topraklarına yaklaşırlarken, buralarda oturan yerli halk, bir gün bu şehirleri tekrar ele geçirecekleri umuduyla, tüm altın ve gümüşlerini evlerinin duvarlarına gizlemişlerdi. Böylece tsaraat lekeleri nedeniyle evinin duvarlarındaki taşları yerlerinden çıkaran bir kişi, saklı olan bu hazineleri bulacaktı.

Rabi Mordehay Kamenetsky Raşi’nin bu açıklamasını biraz tuhaf bulur. Neden ceza alması gereken bir kişi, bu cezanın sonucunda bir hazineye kavuşmaktadır? Tanrı, çok önemli bir günah sonucu tsaraat ile cezalandırılan bir kişiyi neden bir anlamda ödüllendirmektedir?

Bu yazıyı Yom A-Şoa’da yazdığım için, Rabi Mordehay Kamenetsky’nin bu soruyu cevaplama amacıyla yararlandığı, Holokost sonrasında yaşanmış bir olayı aktarmak da yerinde olacak.

II. Dünya Savaşı’nın bitiminde, çok değerli bir Tora adamı olan Rabi Eliezer Silver, Almanya ve Polonya’daki kamplardan kurtulabilmiş olan insanlar için yardım kampanyaları düzenlemiş ve bu kişilerin özellikle yiyecek ve barınma problemlerine kalıcı çözümler üretmeye gayret etmişti. Rabi Eliezer Silver bir gün, kamplardan kurtulan bir gruba sidur (dua kitabı) ve bunun gibi bazı dini materyaller dağıtırken, aralarından bir kişi, bunları almayı reddeder: “Kamplarda Yahudilerin gösterdikleri davranışı gördükten sonra, Tora ile herhangi bir bağlantım olmasını istemiyorum!”

Rabi Eliezer adama, kendisini Tora’dan soğutan davranışın tam olarak ne olduğunu sorduğu zaman, adam “Kamptayken elinde sidur olan bir Yahudi vardı. Ve sidurun başkaları tarafından kullanılmasına, sadece o kişilerin elindeki ekmek parçaları karşılığında izin veriyordu.” Şeklinde cevap verir. “Bir düşünsenize! Dua etme hakkını bir parça ekmek karşılığında satan bir Yahudi! Ne kadar utanç verici!”

“Peki, bu adamın kaç tane müşterisi vardı?” diye sorar Rabi Eliezer. Adam cevap olarak, “Oldukça fazla!” der.

Rabi Eliezer bunun üzerine elini nazikçe adamın omzuna koyar ve şöyle der: “Bu olayda dikkatini neden, dua hakkını ekmek karşılığında satan Yahudi’ye veriyorsun? Neden, açlıktan ölme pahasına bile olsa, sadece dua etmek için ekmeklerinden vazgeçmeyi göze alan diğer Yahudilere bakmıyorsun? Sence, burada asıl ders alınması gereken, bu olağanüstü fedakârlık örneği değil mi?”

Belki de Tanrı, merhametinin bir ürünü olarak, Laşon Ara konuşmuş olan kişiye, duvara gömülü halde bulacağı hazinelerle “çabuk zengin olma” formülünden daha derin bir mesaj vermek istemektedir. Tanrı, bu kabahati ilk kez işleyen kişiye, hayata yüzeysel değil de, derin bir bakış atmanın gerekliliğini öğretmektedir. Dışarıdan gördüğü, en nihayet, eskiden bir Kenaani’ye ait olan, önemsiz, hatta yara benzeri lekelerle dolu bir duvardır. Ancak taşları biraz açıp derine baktığında ve duvarın iç taraflarına ulaştığında, karşısına bir hazine çıkabilir. Tanrı bununla, günah işleyen kişiye şöyle demektedir: “Bir dahaki sefere, bir insan hakkında sadece yüzeysel değerlendirmeler yapacağın zaman – önce düşün. Yüzeyden kurtulup biraz derinlere doğru in. Kesinlikle, yüzeyin biraz altında mücevhere rastlayacaksın. Bazı zamanlarda, var olduğunu belki de hiç düşünmediğin bir hazineyi bulabilmek için, hastalıklı duvarları yıkman gerekebilir.”

Tanrı bu mesajı kabahatin ilk aşamasında vermektedir. Bu aşamada uyanma dirayetini gösteren kişi, hazine bulmuşçasına kazançlı çıkacaktır. Ama eğer duruma aldırmaz, hatasından geri dönmezse, evin duvarını tamamen yıkmak durumunda kalacaktır. Yine de anlamazsa, tsaraat bu kez bir adım daha yaklaşacak giysilerinde belirecektir. O aşamada da ders almadığı takdirde bu kez bedeninde ortaya çıkacaktır.

Şüphesiz, bu prensip sadece tsaraatla sınırlı değildir. Yahudi inancına göre Tanrı dünyayla ve insanlarla yakından ilgilidir. Meydana gelen her olayda, yaşanan her gelişmede Tanrı’nın yönlendirmesi ve mesajı mevcuttur. [Evet; korona dâhil.] En iyisi, Tanrısal mesajı, dert bizden uzaktayken, daha ilk aşamada algılamak üzere uyanık olmak, tutum ve davranışlarımızda neleri düzeltmemiz gerektiğini dürüst ve samimi bir şekilde değerlendirme işini vakit erkenken yapmaktır.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page