Yahudi Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
- 13 May
- 2 dakikada okunur

İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insanın gerçeklik algısı hafif değişiyor.
Daha doğrusu, dünyanın "normal" dediği şey ile burada "normal" kabul edilen şey arasında garip bir fark olduğunu fark ediyorsunuz.
Mesela bir arkadaşınızla kahve içiyorsunuz. Konu önce çocukların okuluna geliyor. Sonra apartman komitesine. Sonra market fiyatlarına. Ardından bir anda İran konuşuluyor. İki dakika sonra biri telefonundan humusçu önerisi gösteriyor. Kimse bu geçişleri tuhaf bulmuyor.
Belki de Yahudi olmanın dayanılmaz hafifliği tam olarak bu. İnsan bir noktadan sonra absürt olanı günlük hayatın parçası olarak kabul ediyor.
Dışarıdan bakınca İsrael çok yoğun görünür. Sürekli bir şey olur. Haberler bağırır. Televizyonlarda herkes aynı anda konuşur.
Trafikte biri size korna çalar, sonra kırmızı ışıkta camı açıp yol tarif eder. İnsanlar sinirli görünür ama aynı insanlar markette sizin düşürdüğünüz limonları toplamaya yardım eder.
Bu ülkede insanlar aynı anda hem çok gergin hem çok rahattır. İlk başta insan bunu anlamıyor.
Sonra bir gün alarm çalıyor. Apartmandaki herkes sığınağa iniyor. Bir komşu çocuğunu battaniyeyle getirmiş. Birisi telefonundan haber açmış. Bir başkası poğaça getirmiş. Füze konuşulurken biri klima tamircisine kızıyor çünkü "özellikle bugün mü bozulacaktı bu?" diyor.
Ve işin garip tarafı şu: bu sahne kimseye garip gelmiyor.
Çünkü burada hayat hiçbir zaman tamamen durmuyor. Sadece yön değiştiriyor.
İsrael'de insanların büyük kısmı aynı anda birkaç farklı gerçeklikte yaşıyor gibi. Çocuğu askerde olan biri sabah bankayı arayıp kredi faiziyle tartışabiliyor. Akşam haberlerde savaş konuşulurken ertesi günkü mangal planı yapılabiliyor. İnsan bir süre sonra şunu fark ediyor: burada "hayata devam etmek" bir slogan değil, refleks.
Geleceği kontrol edemeyeceklerini bildikleri için bugünü gereğinden fazla ertelemiyorlar. Bu yüzden İsrael'de küçük şeylere verilen değer bazen şaşırtıcı oluyor. Güzel bir kahvaltı gerçekten önemli. Deniz kenarında gün batımı gerçekten önemli. İyi kahve, iyi humus, çalışan klima, boş park yeri — bunlar küçümsenmiyor. Çünkü insanlar burada huzurun büyük ideallerden değil, küçük anlardan oluştuğunu biliyor.
Bir İsraelli dünyanın en ciddi güvenlik tartışmasını yapıp beş dakika sonra karpuz seçmeye dönebilir. Ve o karpuzu seçerken bütün konsantrasyonunu verir. Çünkü hayat burada parçalar halinde yaşanıyor. Büyük korkularla küçük mutluluklar aynı masaya oturuyor.
Belki de dışarıdan anlaşılması en zor şey bu. İnsanlar burada sürekli güçlü olmaya çalışmıyor. Sürekli yaşamaya çalışıyor.
Tarihin bütün ağırlığını omuzlarında taşıyan bir halk, markette beyaz peynirin fiyatına kızıyor. Sığınakta poğaça yiyor. Füze sesinin ardından karpuz seçiyor.
Ve bunu trajedi olarak değil, hayat olarak yaşıyor.
Belki de en büyük direniş budur.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar