SARI YÜZ
- TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ התאחדות יוצאי תורכיה
.jpg/v1/fill/w_320,h_320/file.jpg)
- 23 Oca
- 2 dakikada okunur

R.F. Kuang’ın Sarı Yüz (Yellow Face) adlı romanı, çağdaş edebiyat dünyasını merkeze alan, sert, rahatsız edici ve bilinçli biçimde provokatif bir anlatıdır. Roman, kimlik politikaları, kültürel iktibas, yayıncılık sektörünün işleyişi ve sosyal medya çağında ahlakın nasıl şekillendiği gibi konuları tek bir bireyin hırsı üzerinden görünür kılar. Kuang, bu hikâyede kolayca taraf tutulabilecek bir ahlak dersi vermekten özellikle kaçınır. Bunun yerine okuru, sistemin işleyişini sorgulamaya zorlar.
Romanın merkezinde, orta halli bir yazar olan June Hayward bulunur. June, akademik ve edebi çevrelerde büyük başarılar elde eden Asyalı-Amerikalı yazar Athena Liu’nun yakın arkadaşıdır. Athena’nın ani ölümü, romanın kırılma noktasıdır. June, Athena’nın geride bıraktığı ve henüz yayımlanmamış bir el yazmasını sahiplenir. Metni yeniden düzenler, kendi adıyla yayımlar ve beklediği şöhrete kavuşur. Bu başarı, baştan sona etik ihlal üzerine kuruludur; ancak romanın asıl gücü, bu ihlalin nasıl adım adım “makul” hâle getirildiğini göstermesindendir.
Sarı Yüz, kültürel intihal meselesini basit bir “kim, kime ait bir hikâyeyi anlatabilir?” sorusuna indirgemez. Aksine, bu sorunun arkasındaki güç ilişkilerini açığa çıkarır. June kendisini kötü niyetli biri olarak görmez. Hatta sık sık adil davrandığına inanır. Ancak Kuang, niyet ile sonuç arasındaki boşluğu sürekli vurgular. Athena hayattayken marjinalleştirilen sesi, ölümünden sonra ancak başkası tarafından sahiplenildiğinde değer kazanır. Roman bu noktada, edebiyat piyasasının çeşitlilik söylemi ile gerçek eşitlik arasındaki çelişkiyi açıkça ortaya koyar.
Yayıncılık dünyası romanda neredeyse başlı başına bir karakter gibidir. Yayınevleri, editörler ve pazarlama stratejileri; etik kaygılardan çok güncel trendlere, temsil vitrini oluşturmaya ve satış potansiyeline odaklanır. June’un yükselişi, bireysel bir ahlak sorunundan ziyade, sistemin böyle bir yükselişi mümkün ve hatta teşvik eder hâle gelmesinin sonucudur. Kuang, sorumluluğu yalnızca karakterlerine değil, bu karakterleri parlatan yapıya da dağıtır.
Romanın bir diğer boyutu sosyal medya ve linç kültürüdür. June’un hikâyesi, dijital çağda suç, ifşa ve cezalandırma mekanizmalarının nasıl çalıştığını gösterir. Haklı eleştirilerle başlayan tartışmalar, hızla kontrolsüz bir yıkıma dönüşür. Kuang, ne linçi tamamen meşrulaştırır ne de tamamen mahkûm eder. Bunun yerine, bu kültürün adalet üretmekten çok yeni mağduriyetler yarattığını ima eder.
Sarı Yüz, anlatımını birinci tekil şahıs sesiyle kurar. Bu anlatıcı güvenilmezdir. Okur, June’un kendini aklama çabalarını, çarpıtmalarını ve sessiz korkularını yakından izler. Romanın rahatsız edici etkisi de buradan gelir. Okur, June’u yalnızca dışarıdan yargılamakla yetinmez; onun düşünce dünyasının içine çekilir.
Sonuç olarak Sarı Yüz, edebiyat dünyasına içeriden bakan, keskin ve sarsıcı bir romandır. Kimlik, temsil ve etik üzerine net cevaplar vermek yerine, bu kavramların nasıl kolayca araçsallaştırıldığını gösterir. Kuang’ın asıl başarısı, okuru ahlaki bir konfor alanında bırakmamasıdır. Roman, bireysel suç ile yapısal sorun arasındaki sınırı belirsizleştirir ve şu soruyu açıkta bırakır: Bu sistemin içinde gerçekten masum kalmak mümkün müdür?
Sara YANAROCAK
SARI YÜZ
Orijinal adı: Yellow Face
Yazan: R.F. Kuang
Çeviren: Elif Ersavcı
İthaki Yayınları – 2025
303 sayfa
Bir önceki kitap tanıtımını gördünüz mü?





Yorumlar