PERAŞAT MATOT
- 8 saat önce
- 3 dakikada okunur

B.H.
🔥🔥HERKESİN SORDUĞU BİR SORU VAR:
Bilam gibi kötü bir kişinin hakkında Tora neden tam bir peraşa yazmıştır?
Aşağıda, Ben İş Hay'ın verdiği maşal ve nimşal ile bu sorunun cevabını anlayalım.
"Ve Midyan krallarını öldürdüler... Beor’un oğlu Bilam’ı da kılıçla öldürdüler."
(Bamidbar 31:8)
Şunu anlamak gerekir:
Bilam’ın öldürüldüğünü bilmemizin bize ne faydası vardır?
Bir başka soru da şudur:
Bilam neden böylesine farklı ve ağır bir ölümle öldürüldü?
Sonuçta İsrael’i kutsamayı hak etmişti ve şu dilekte bulunmuştu:
"Sonum onlarınki gibi olsun."
Öyleyse neden bu dileği gerçekleşmedi?
Bu konuyu yerli yerine oturtarak anlayabilmek için önce şu örneği verelim:
Bir zamanlar cahil ve bilgisiz bir adam vardı. Kutsallıkla ilgili hiçbir bilgisi yoktu. Hayatı boyunca sinagoga gitmemişti. Gitse bile, cemaat duasının ortasındayken gelirdi.
Günün birinde, Tora yolunda yaşayan bilgili bir kadınla evlendi. Kadın başka bir ülkedendi ve adam da onun ülkesine taşındı.
Orada geçirdiği ilk Şabat günü, yeni bulunduğu şehirdeki ilk Şabat’a saygı göstermek amacıyla erkenden sinagoga gitmeye karar verdi.
Sinagoga geldiğinde cemaat tam "Aşem Malah..." duasını okumaya başlamıştı.Bulunduğu yerin geleneğine göre cemaat bu dua okunurken ayağa kalkıyordu.
Adam etrafına bakındı ve herkesin neden ayağa kalktığını anlamaya çalıştı. Fakat gözüne çarpan belirgin bir sebep göremedi.Sonunda kendi kendine şöyle düşündü:"Demek ki benim onuruma ayağa kalktılar. Belli ki benim değerimi biliyorlar ve bana saygı göstermek istiyorlar."
Büyük bir memnuniyet içinde ağır ağır yürüyerek doğu duvarına kadar gitti ve kendisini çok önemli biri gibi hissederek şehrin hahamına ait olan koltuğa oturdu.
Tam yerine oturur oturmaz, cemaat da "Aşem Malah" duasını bitirdi ve herkes kendi yerine oturdu.Eğer o ana kadar adamın içinde insanların gerçekten onun için ayağa kalkıp kalkmadığına dair küçük bir şüphe varsa, artık tamamen ortadan kalkmıştı.
Kendi kendine şöyle düşündü:
"Ben içeri girdiğim anda herkes ayağa kalktı; ben oturunca da herkes oturdu. Bunun benden başka bir açıklaması olamaz."
Aradan birkaç dakika geçti.Şehrin hahamı sinagoga girdi.Hemen görevli (şamaş), o adama yaklaşıp nazikçe hahamın koltuğunu boşaltmasını rica etti.
Adam öfke ve kırgınlık içinde yerinden kalktı.Görevli onu alıp sinagogun en arka taraflarında bulunan uygun yerine götürdü.
Adam etrafına bakınca hahamın içeri girdiğini gördü.
Fakat dikkatini çeken bir şey oldu:Hahama kendisine gösterildiği kadar büyük bir saygı gösterilmemişti.
Kendisi sinagoga girdiğinde bütün cemaat tek bir kişi gibi ayağa kalkmıştı.Oysa haham içeri girdiğinde yalnızca hahamın yakınında bulunan kişiler ayağa kalkmıştı.
Adamın öfkesini tarif etmek mümkün değildi.
Kendi kendine şöyle söylendi:"Bu küstah görevli bana bunu yapmaya nasıl cüret etti? Buradaki herkesin gözünde ben hahamdan çok daha önemliyim! O hâlde neden hahamı doğu tarafındaki şeref yerine oturtuyor da beni sinagogun en arka kısmına gönderiyor?"
Adam eve döndü ve başından geçenleri eşine anlattı.Cemaatin kendisine ne kadar büyük saygı gösterdiğini, buna karşılık görevlinin herkesin önünde kendisini nasıl aşağıladığını uzun uzun anlattı.
Hatta neredeyse "kendisine hayran olan cemaate" görevliyi işten çıkarmalarını emredeceğini bile söyledi.
Akıllı olan eşi ona şöyle sordu:"Görevli seni sinagogun arka tarafına götürürken, cemaat yine senin onuruna ayağa kalktı mı?"
Adam biraz düşündü ve cevap verdi:"Hayır, kalkmadılar. Doğrusu ben de bunun nedenini anlamıyorum. Sinagoga ilk girişimle arka tarafa yürümem arasında ne fark vardı?"
Kadın ona şöyle dedi:"Demek ki cemaat senin onuruna ayağa kalkmamış. Onlar o sırada duanın düzeni gereği 'Aşem Malah' pasuklarını okuyorlardı ve bu bölümde ayağa kalkmaları gerekiyordu. Sen yerine varıncaya kadar pasuklar bittiği için tekrar oturdular."
Kadın sözlerini şöyle tamamladı:"Sonunda olanlar, başlangıçta olanları açıklıyor. Cemaat senin onuruna değil, duanın gereği olarak ayağa kalkmıştı."İşte Bilam'ın hikâyesi de aynen böyledir.Bilam, kendisinin Moşe Rabbenu kadar önemli olduğunu sanıyordu.
Nitekim Moşe hakkında Tora’da peraşalar yazıldığı gibi, Bilam hakkında da "Ma Tovu Oaleha Yaakov" bölümü yazılmıştı.
Fakat Tora, Bilam’ın bu iddiasını çürütmek için onun ne kadar aşağılayıcı bir şekilde öldürüldüğünü açıkça anlatmıştır.
Üstelik, Bilam’ın kendi kendisi için ettiği berahalar bile gerçekleşmedi.
Çünkü o,"Sonum onların sonu gibi olsun."diye dilekte bulunmuştu.
Oysa gerçekte İsrael güçlenip başarı kazanırken, Bilam kılıçla öldürüldü.Böylece Bilam’ın sonu, onun başlangıcının gerçek anlamını ortaya çıkarmıştır.
SonuçTora’da Bilam hakkında tam bir peraşa yazılmış olması, onun onuru için değildir.
Tam tersine, onun utanç verici sonu, başlangıçta sahip olduğunu sandığı büyüklüğün bir yanılgı olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu peraşa Bilam'ın onuru için değil, İsrael'in onuru için yazılmıştır.
Böylece dünya milletlerinin en büyük peygamberi bile, sonunda İsrael'in üstünlüğünü, kutsallığını ve gelecekte erişeceği yüceliği kabul etmek zorunda kalmıştır.(Ben İş hay Pnina)
Yisrael Mor
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?

