top of page

Molla rejimi sonrası hayal mi?



Bu yazıyı kaleme aldığım şu sıralarda İran halkı tam 7 gündür sokaklarda… Molla rejimine karşı genci, yaşlısı, kadını, erkeği, öğrencisi ayaklanmış durumda; Tahran’da, İsfahan’da, Tebriz, Meşhed’de ve büyüklü küçüklü birçok kentte… Çünkü bugünkü düzen İran halkına yoksulluk, bölgeye ise kan üretmekte…

 

Halkı sokağa döken ana tetikleyici ekonomik kriz, para biriminin düşmesi, enflasyon. Ancak bu protesto gösterileri sadece ekonomik sebeplerle sınırlı kalmıyor, yönetim kadrosuna, siyasi sisteme yönelik geniş bir hoşnutsuzluğu da yansıtıyor. Bu nedenle hem ekonomik talepler hem de siyasi değişim sloganları duyuluyor.

 

Atılan “Cavid Şah” (tercüme edersek “Şah çok yaşa”) sloganları, monarşinin, yani Pehlevi hanedanının yeniden kurulmasına yönelik açık bir çağrı gibi...  Ülkedeki molla rejimi, kırk yılı aşkın süredir Pehlevi dönemini benzersiz biçimde yozlaşmış, gayrimeşru ve İran karşıtı olarak resmetmeye devam ediyor. Bu nedenle bugün Şahın adını anmak yalnızca nostalji değil; rejimin kuruluş amacına doğrudan bir saldırı olarak nitelendiriliyor.

 

İran’ın çarşı esnafının yüzyıllardır siyasette büyük bir rol oynadığını öğrendim. Büyük kentlerin geleneksel çarşılarında kök salmış olan çarşı esnafı, dini vakıflar aracılığıyla ruhani ağlarla sıkı bağlar kurmuş; bu da onlara siyasi platformda otorite kazandırmış. Şimdilerde çarşı esnafının öğrencilerle omuz omuza sokağa dökülmesi devrim niteliğinde bir değişim olarak addediliyor.

Önümüzdeki günler neler gösterir? Bilemeyiz… Bu halk ayaklanması bir sonuç verir mi? Yoksa kanlı bir şekilde mi bastırılır? Önümüzdeki günler gösterecek. Ama ben hayal gücümü kullanmak, bir an için İran’daki molla rejiminin çöktüğünü düşünmek istiyorum. Bu çöküşün yansımaları ne olurdu acaba?

 

Bu yalnızca bir iktidarın düşmesi olmaz. Bu, kırk yılı aşkın süredir İran halkının ve Orta Doğu’nun üzerinde dolaşan kara bir gölgenin dağılması olur. Molla rejiminin çökmesi her şeyden önce İran halkı için bir nefes alma anı olur. Yıllardır korkuyla yaşayan bir toplum, söylediği bir cümle, attığı bir tweet, başındaki örtü biçimi yüzünden hayatı kararan milyonlarca insan… Ülke dışına savrulmuş milyonlarca eğitimli İranlı için geri dönüş kapısı aralanabilir.

 

Ya Orta Doğu’yu nasıl etkiler? Bugün Hizbullah’tan Hamas’a, Husilerden İslami Cihad’a kadar birçok terör yapısı İran rejiminin maddi desteğiyle ayakta duruyor. Terörü besleyen en güçlü devlet mekanizması ortadan kalkarken terör de düşüşe geçecek. Terör belki bir anda yok olmayacak, ama giderek gücünü yitirecek. Terörün yok olduğunu hayal etmek bile zor değil mi?

 

İsrael’de terörsüz, tam bir güven ortamında yaşamak ne denli keyifli olmalı… Diaspora Yahudi’lerinin kimliğini gizlemeden özgürce yaşayabilmesi, ibadethanelerini kalın duvarlar ardında gizlemek zorunda kalmamaları nasıl güzel bir gelişme olur değil mi?

 

İsrael karşıtlığı bu molla rejiminin varlık sebeplerinden biridir. Çöktüğünü varsayarsak, bölge ülkeleri ekonomik anlaşmalar, gelecek planlaması yapabilir, barışçıl bir Orta Doğu oluşabilir.

 

Biraz daha yaratıcılığımızı kullanıp hayallerimizi daha da ileri taşırsak, İsrael ile İran halkları birbirlerine turistik gezilere çıkabilir, ortak ticari ilişkiler kurabilir. Günümüzde İsrael’de İran kökenli Yahudilerin sayısının 200 ile 250 bin (burada doğan nesillerle birlikte) arasında olduğu tahmin ediliyor. Onların doğdukları veya ebeveynlerinin doğduğu toprakları ziyaret etmelerinin heyecanını düşünebiliyor musunuz?

 

İsrael’e göç ettiğimiz 45 yıl önce, 1979’da İran’da İslam Devrimi gerçekleşeli henüz bir yıl olmuştu. Ülke Yahudilerinin büyük kısmı tehlikenin kokusunu çok önceden almış İran’ı terk etmişti. Kimi İsrael’de, çoğunluğu da ABD’de hayatlarını yeniden kurdular. Onlar şanslı olanlardı. Gelmeleriyle İsrael’de mülklerin değerlerinin yükseldiği söylenirdi o yıllarda…

 

Yeni göçmenler olarak İbranice öğrendiğimiz ulpan sınıfında farklı ülkelerden gelen öğrencilerle bir aradaydık. Aralarında evlerinden hiçbir eşya alamadan, İran’dan son anda kaçabilmiş, çok zor koşullar altında, İstanbul üzerinden İsrael’e gelmiş İranlı Yahudiler vardı.

 

Bu şekilde gelenlere İstanbul’da Yahudi kuruluşlarının yardımcı olduğunu duyardık. Ulpan sınıfımızdaki İranlı dindaşlarımızla öğrendiğimiz üç beş İbranice sözcüğü kullanarak anlaşmaya çalışırdık. Her şeyi geride bırakmışlardı. Hatta bazıları sevdiklerini, yakınlarını geride bırakmanın burukluğu içindeydi… Onlar bu ülkede sıfırdan başladılar, hayatlarını yeniden kurdular…O dönemin gerçeği buydu…

 

Şimdi ben hayal etmeye devam edeyim… Derin bir kültüre ve köklü bir geçmişe sahip İran halkının layık olduğu özgür, demokratik ve laik yaşama kavuşmasını, orada halen yaşamakta olan 10 bin dindaşımızın seyahat özgürlüğüne sahip olmasını, diledikleri gibi İsrael’e gelip gitmelerini, İran ve İsrael halklarının çok geçmişte olduğu gibi dostluk ilişkileri kurmalarını, Orta Doğu’nun bir çıban başı değil, huzurlu bir bölgeye dönüşmesini dileyeyim…


Nelly BAROKAS


İYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page