top of page

KATAR DÜŞMAN DEVLET Mİ?


 


İsrael’in yarı yüzölçümü kadar bir ülke olan Katar’ın takriben üç milyona yakın olan nüfusunun sadece yüzde onu Katar vatandaşıdır. Peki monarşi ile yönetilen son derece zor iklim koşullarına sahip olan bu devletin gücü nereden kaynaklanmaktadır? Yanıt dünyanın en zengin doğal gaz kaynaklarına sahip olması olabilir mi?

 

Katar’ın bu denli etkin ve sözü geçen bir ülke olmasını şüphesiz sadece zengin doğal kaynaklarıyla gaza bağlayamayız. Kongo ve Libya’nın durumu ortadadır.

Katar 1990’dan günümüze dek izlediği politikadan bir santimetre sapmadı. İsrael gibi askerî açıdan güçlü bir devlet olamayacağının, İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerle boy ölçüşemeyeceğinin bilincinde parasal gücüyle etkin olmaya çalıştı. Parayı bir amaç değil bir araç olarak değerlendirildi. Hedef etkin, bağımsız ve “korunması gereken” bir ülkeye dönüşmekti. Bu da arabuluculuk fonksiyonunu yüklenmesi ile gerçekleşebilirdi. Günümüz dünyasında Katar’ın arabulucu olarak araya girmediği devletler arası çatışma veya ihtilaf yok gibidir. Kimi zaman da tarafları kışkırtır veya çözümler üretmeye çalışır.

 

Katar akademik alanlara, gayrimenkule, haberleşme sektörüne ve spora büyük yatırımlar yaptı. Hangi üniversite Katar’ın arkasında yer aldığı bir vakfın belli bir araştırma için oldukça cömert bağışını reddedebilir ki?

  

1990 yılında Katar Emiri yönetimi devralacağı babası Hamed bin Halife es-Sani’ye Suudi Arabistan’ın bir müstemlekesi olmak istemediğini söylediğinde ABD’nin korumasını hedeflemekteydi. Kendi finans kaynaklarıyla Amerikalılar için “El Udeid” Hava Üssü’nü inşa etti. Bu tesis Irak, Afganistan ve İran gibi ülkelere ulaşmak açısından ABD için büyük önem taşımakta. Böylece de Katar Sudi Arabistan yerine Amerika’nın askeri koruması ve kanatları altına giriyordu. Bu durum yıllar boyu Katar ile İsrael arasında sessiz bir yakınlaşmaya da yol açtı. Tabi ki İsrael’in Katar’ı vurmasına kadar…

 

Katar hiçbir bloka katılmadı ne ABD’den, ne Arap Birliği’nden, ne de İsrael’den yana veya karşı durmadı. Bağımsızlığını korudu.

2017 yılında Suudi Arabistan, Bahreyn, Arap Emirlikleri Katar’a karşı ortak bir tavır takınarak düşmanca eylemlerini sonlandırmasını istendiler. Sen bizim düşmanımız gibi davranıyorsun dendi, Mısır’da Mübarek’e karşı Müslüman Kardeşleri desteklememesi, Taliban ve Türkiye ile ilişkisini kesmesi istendi.

 

Körfez ülkelerinin Katar’a karşı dört yıl süren boykotları sırasında işsizlik nedeniyle yabancıların ülkeyi terk ettikleri anlaşılmasın diye gökdelenlerin ışıkları açık bırakıldı. Katar bu boykotu Türkiye ve İran’a yönelerek aşmaya çalıştı. Amerika ise hangi tarafı seçeceğini bilemedi.

 

Katar, “ben hiçbir devleti düşman ilan etmiyorum, onlar beni öyle görüyorlarsa bu onların bileceği iş” mesajını verdi. Böylece bu pragmatik çizgisi nedeniyle genelde arabuluculuğa soyunan büyük devletlerin yerini aldı.

 

Oslo anlaşması sırasında da Katar İsrael’e; “Filistin Devletini tanıyın sizlerle diplomatik ilişkiler kuralım” şeklinde destek verdi ve İsrael Katar’da ticari bir irtibat bürosu açtı.

Katar’ın birbirlerine düşman ülkelerle ilişkiler içinde olduğu hep biliniyordu. İran, Müslüman Kardeşler, Hamas, Taliban ve Türkiye ile hep iş birliğini sürdürdü ve buna karşı olan devletler de seslerini çıkarmadılar. Katar bu ülkeler arası düşmanlıkları sonradan araya girmek için kullandı. Takdire şayan bir durum…

 

2014, Tsuk Eitan askeri hareketinden sonra İsrael Hamas ile ateşkesin sağlanması yönünde Mısır’ın tek aracı olmasını istemedi ve yıkık halde olan Gazze’yi onarmaya yanaşan tek ülke Katar oldu.  Diğer Körfez ülkeleri Hamas’ı terörist olarak görmekte ve Filistin Yönetimini tanımaktaydılar. Böylece Katar aracığıyla İsrael-Hamas arasında diyalogun sürdürülebileceği bir kanal açıldı. Katar filantropik bir amaç da güdüyordu, Filistinlilere yardım ettiği gibi, Suriyelilere de yardım etti. İsrael’de Sakhnin’de “Doha” adını taşıyan bir stadyum inşa etti.

 

Başlangıçta Katar Gazze’nin imarı için adam başı yüzer dolar ödemeyi önerdi. Gazze’den bir iki roket atıldığında veya uçurtmalarla yangınlar çıkarıldığında İsrael’de yaşam olağan seyrinde devam ediyor, kimse fazla tedirgin olmuyor, seyahatlere çıkmaya devam ediyordu.

 

Ancak durum herkesi rahatsız edecek boyutlara ulaştığında Hamas’a bavullar dolusu para akmaya başladı. Daha doğrusu Gazze’de ekonomik durum sarpa sarınca atılan roketlerin sayısı artıyor, hava elektrikleniyor ve Hamas müzakerelerin başlayacağını, para akışının hızlanacağını umut ediyor, İsrael hükümeti ise Katar parası ile huzuru satın alıyordu. İsrael hiçbir zaman Katar’ı düşman ülke olarak tanımlamadı. Herkes memnun; Gazze’ye İran parası yerine Katar parası ulaşıyor ve bavul dolusu paralarla Katar Gazze’ye refahın gelmesini sağlamış oluyordu.

 

Oysaki, Katar’ı ilgilendiren Hamas değil, sadece Katar’dır, tamamen pragmatist bir yaklaşım içindedir... Katar Emiri hiçbir zaman açıkça ben Müslüman Kardeşleri destekliyorum diye de bir beyanda bulunmadı.



Katar’ın bir girişimi olan Al Jazeera, hiçbir Müslüman ülkede basın özgürlüğü yokken ben size 7/24 Arap dünyasında olanları, ülkelerinizde olup bitenleri yayınlayacağım iddiası ile kuruldu. Ayrıca haber programları dışında farklı fikirler arasındaki tartışmalara da yer verdi. Bu Arap dünyasında önemli bir yenilikti. Al Jazeera  Müslüman dünyanın CNN’i olacağını iddia etti ve bunu büyük ölçüde başardı. Tabi Al Jazeera’nin kendi acentesi vardı ve yeni Emir başa geçtiğinde yayınlar giderek İsrael karşıtı bir çizgi ortaya koydu.

 

Başlıktaki soruya dönelim: Katar düşman bir devlet mi? Bilemiyorum ancak tehlikeli olduğu kesin. Katargate gündemi uzun süre meşgul etti ancak aynı hızla da unutturulacağını düşünüyorum…

 

NOT: 11.Ocak.2026 tarihli “Tel Baruh’ta cinayet” başlıklı yazımda “Katar” konusunda bir konferansını dinlediğim Ortadoğu Uzmanı Dr. Michal Yaari’nin Ehud Yaari’nin kızı olduğunu öğrenince şaşırdığımı belirtmiş ve Katar konusunda edindiğim ilginç bilgileri başka bir yazımda paylaşabileceğimi yazmıştım. Konferans’tan not ettiğim bilgileri bu haftaki yazımda aktardım ancak Shlomi Eldar’ın Dr. Michal Yaari ile düzenlediği bir podcast söyleşisinde Michal Yaari’nin ağzından Ehud Yaari ile hiçbir ilişkisinin olmadığını öğrendim. Düzeltir özür dilerim.


Av.Yakup BAROKAS


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?






 

Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page