İnancın Cesareti ile Anılmak
- TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ התאחדות יוצאי תורכיה
.jpg/v1/fill/w_320,h_320/file.jpg)
- 14 Eyl
- 2 dakikada okunur

“İnancımın cesareti ile anılmak isterim.”
Bir insanın, hayatının sonu sorulduğunda vereceği cevap çok şey anlatır. Charlie Kirk’e iki ay önce sorulan soru da tam olarak buydu:“Bugün ölecek olsaydınız, insanlar sizi nasıl hatırlasın isterdiniz?”Kirk, kısa bir şaşkınlığın ardından hiç tereddüt etmeden yanıtladı:“İnancım ve inancımın cesareti ile.”
Merhaba Sevgili Dostlar
Bugün size bahçemdeki kabaklardan, domateslerden, onları yetiştirmenin püf noktalarından bahsetmek isterdim. Ama ne yazık ki gündem buna izin vermiyor; telefonlarımızı kapatsak da olumsuz haberler kulağımıza kuş gibi fısıldanıyor.”
Geçtiğimiz hafta, henüz 31 yaşındayken, inandıklarını dile getirmekten çekinmeyen bu genç adam bir suikast sonucu yaşamını yitirdi. Onun ölümü, bana derin bir soruyu yeniden hatırlattı: Bizler kendi hayatlarımızda, düşüncelerimizi ne kadar özgürce ifade edebiliyoruz?
Çoğu zaman susmayı seçiyoruz. Biz Seferad Yahudilerinde büyüklerimizden duyduğumuz ‘Kayalez-Susmak’ sözcüğü bizler için sorunlarımızı çözmekte çok önem taşır. ‘Sus ki sorun çıkmasın’ Aile içinde, iş yerinde, dost sohbetlerinde… “Aman başım ağrımasın” diyerek sesimizi kısmayı tercih etmeyi öğretilen bir nesilden geliyoruz biz. Oysa susmak, hiçbir şeyi çözmez. Sustuklarımız içimizde büyür, zamanla daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkar.
Bir an için düşünelim: Eğer herkes sustuğunda, bu dünyada ne kalırdı? Ne yazarlar olurdu, ne düşünürler, ne sanatçılar. İnsanlığın ilerleyişi, hep o “susmayan” insanlar sayesinde oldu. Tehdide rağmen konuşanlar, yalnız kalma pahasına hayır diyebilenler, fikirlerini kilit altında tutmayanlar sayesinde bugün buradayız.
Elbette farklılıklarımız var. Hepimiz aynı şeyi düşünmüyoruz, düşünemeyiz de. Ve bu, dünyanın en büyük zenginliği. Karşı bir fikri dinlemek, ona öfkelenmeden üzerinde düşünmek, insanı daha da büyütür. Eğer hepimiz aynı fikirde olsaydık, hayat ne kadar tekdüze ve sıkıcı olurdu.
Charlie Kirk’ün fikirleri de çok tartışıldı. Kimi ona katıldı, kimi sertçe karşı çıktı. İsrail-Filistin meselesinden, kürtaja, eşcinsellikten Amerikan siyasetine kadar birçok konuda tepkiler aldı. Ama bir gerçek değişmedi: O, susmadı. İnandığı şeyleri dile getirdi, bunun bedeli ağır da olsa.
İşte bu noktada önemli bir ayırım ortaya çıkıyor. Fikirler tartışılabilir, hatta sert şekilde eleştirilebilir. Ancak hiçbir düşünce, hangi yönde olursa olsun, şiddeti ve ölümü hak etmez.
Benim için asıl mesele, Charlie Kirk’ün hangi görüşte olduğu değil. Onun cesareti. Çünkü şunu biliyorum: Fikirler konuşuldukça hayat bulur, susturuldukça ölür. Ve hiçbir fikir, hangi yönde olursa olsun, şiddeti ve ölümü hak etmez.
Belki de bugün asıl soruyu kendimize sormalıyız:“Bir gün geriye dönüp baktıklarında, biz nasıl anılmak isteriz? Suskunluğumuzla mı, yoksa inancımızın cesaretiyle mi?”
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?





Yorumlar