top of page

DÜNYADA VE İSRAEL’DE DOĞURGANLIK:BABY BOOM!...

  • 1 gün önce
  • 3 dakikada okunur

 

1970 yılında dünyanın nüfusu sadece 3 milyardı. Ünlü biyolog Paul Ehrlich’in 1968 yılında yayınladığı “The Population Bomb” adlı kitabında aşırı nüfus nedeniyle çevresel felaketlerin yaşanacağı, açlık sonucu kitlesel ölümlerin olacağını öngörüyordu. Bu genel kanaat idi ve pek çok kişi de bu öngörüleri paylaşıyordu.

 

O yıllarda kadınlar ortalama beş çocuk doğuruyorlardı. Batı’da “Çiçek Çocukları(Flower Children) savaş karşıtı akımın “Savaşma, seviş” felsefesi ailevi sınırlamaları zorlarken doğurganlık yüzdesi de artıyordu.

Peki ne oldu da kıyamet kopmadı, çark tersine döndü? Açlık olmadı çünkü modern tarım teknikleri sayesinde gıda üretimi arttı. Enerji, ulaşım ve üretimde büyük ilerlemeler yaşandı. Zenginleşen ülkelerde çocuk sayısı azaldı.

 

Bugün dünyada 8 milyardan fazla insan yaşamakta ve doğurganlık oranı elli yılda yüzde beşten yüzde 2,2’ye düştü. Şu anda pek çok ülkenin kâbusu “çok fazla insan” değil, “çok az çocuk”. 2,1 oranı kritik oran ve nüfusun kendini yenileyebilmesi için bu oranın altına düşmemesi gerekiyor…

Bu oran Avrupa’da 1,2-1,7 arası, ABD’de 1,59, Japonya’da 1,4, Güney Kore’de 0,8.Türkiye’de oldukça şaşırtıcı;1,42. İsrael gelişmiş ülkeler arasında istisna; yaklaşık 2,8.

 

Oranın 2,1’lik kritik yüzdenin altında seyreden ülkelerde bu defa felaket çanları farklı yönlerden çalıyor. Örneğin Çin'de hükümet, 1980'lerden itibaren uygulanan "tek çocuk" politikasını terk ederek ailelerin 3 çocuk sahibi olmasına izin veren yasa değişikliğini kabul etti. Ancak çok geç kalındı, çünkü nüfusun büyük bir bölümü şu anda 60 yaşın üstünde. Çin’de doğurganlık oranı sadece “bir” ve 2100 yılında ülke nüfusunun yüzde kırkını kaybedeceği öngörülüyor.

 

Peki dünyadaki bu şaşırtıcı demografik değişimin nedenleri neler?

1-    Kadınların eğitimi ve iş hayatına katılması, Kadınlar daha geç evleniyor ve daha az çocuk sahibi oluyor.

2-    Şehirleşme. Köyde çocuk ekonomik katkı sağlayabilirken şehirde çocuk yetiştirmek pahalı.

3-    Doğum kontrol yöntemleri. İnsanlar çocuk sayısını daha kolay planlayabiliyor.

4-    Yaşam maliyetleri. Konut, eğitim ve sağlık giderleri arttı.

5-    Kültürel değişim. Kariyer, bireysel yaşam ve seyahat gibi tercihler daha ön plana çıktı.

 

1970’li yıllarda yirmili yaşlarda evlenmek olağanken günümüzde gençler 5-6 yıl evlenmeden birlikte yaşamayı yeğliyorlar. Kırk yaşında ilk doğumunu yapan kadınların sayısı oldukça çok.

Yukarıda sıraladığımız nedenlere dijital bağımlılık ve Tik Tok’u da ekleyebiliriz. Gençler daha az flört ediyor, ilk romantik ilişkilerini çok daha geç yaşıyor, daha fazla zamanını ekran başında geçirdiğinden daha az yüz yüze sosyalleşip ilişkilere geçebiliyorlar. Gerçek ilişkiler yerine sanal etkileşim öncelik kazanabiliyor. Hatta bu nedenle de gençlerin partner seçiminde beklentileri yükselebiliyor.

 

Doğurganlığın hızla düşmesi sonucunda 21. yüzyılın sonlarına doğru dünya nüfusunun durağanlaşması veya hafifçe azalması bekleniyor. Birleşmiş Milletlerin ileriye yönelik verilerine göre dünya nüfusu yaklaşık 2080'lerde 10 milyar civarında zirveye ulaşacak ve ardından yavaşlayarak düşmeye başlayacak.

Özetle, 70’li yılların “nüfus bombası” yerini “nüfus çöküşü” ne bırakıyor. Peki bunun nesi felaket diyebilirsiniz. Nüfusun yaşlanıyor olması, çalışan sayısının azalması emeklilik sistemlerini zorlarken ekonomik büyümeyi de yavaşlatıyor.

 

Dünyanın büyük bölümünde doğurganlık hızla düşerken, İsrael hâlâ 2,8 gibi bir yüzde ile nüfusunu doğal yolla yenileyebilen tek OECD ülkesi. 2025 yılında doğan çocuk sayısı 182.000 idi.

Haredi, seküler, Arap gibi kesimler arasındaki farklılıklara değinmeyeceğim. Bu ayrı bir yazı konusu olabilir. Ancak demografik açıdan Yahudi doğurganlığının Arap doğurganlığını yakalamış ve geçmiş durumda olduğunu belirtelim. Yahudilerde bu oran 3,06 iken Müslüman annelerde 2,75.

 

İsrael’de doğum oranının gelişmiş ülkelere göre bu denli yüksek olmasının en önemli nedenlerinden biri savaşa rağmen iyimserlik algısının ve geleceğe güvenin yüksek olmasıdır. 7 Ekim sonrasında toplumsal dayanışma ve hayata tutunma duygusu çocuk sahibi olmayı bilinçli olarak öne çekerken, uzun süreli yedek askeri hizmetten (miluim) sonra eve dönüşler de aile kurmayı ve genişlemeyi tetikledi.  

İster "Baby boom" veya Tanah’ta geçen “çoğalın ve verimli olun” emri olsun İsrael, gelişmiş ülkeler arasında sıra dışı bir örnek…

וַיְבָרֶךְ אֹתָם אֱלֹהִים וַיֹּאמֶר לָהֶם אֱלֹהִים פְּרוּ וּרְבוּ וּמִלְאוּ אֶת־הָאָרֶץ”..

Av. Yakup BAROKAS



IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?






 

Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page