top of page

Hangi makamdayız







Hakkın’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?                 

                                                                                        Rumi

Merhaba sevgili okurlarım,

Sonunda beklediğim, çok sevdiğim kar, tam kıvamında yağdı, yağıyor. Etrafım tam bir sessizlik ve beyazlık içinde, sabah dört suları, hava daha aydınlanmadı, organik limonumu içtim, mis gibi kokan kahvemi french preste hazırladım. Bu saatler günün en sevdiğim saatleri, bugün pazar, çalışmadığım  hafta sonlarından biri, maamatif çalışsam da çalışmasam da benim için pek farketmiyor dört sularında güne başlıyorum, hava kaç derece olursa olsun kahvemi varendada  içmek, günün doğuşuna şahit olmak, kendi kendimle kaldığım paha biçilmez saatler, zamanı durdurmak istediğim anlar...

 

Bu haftaki yazı konuma gelince Mevlâna’ya değineceğim azıcık.

Mevlana’nın Apdulhamid Gölpınarlı tarafından derlenmiş, ‘İnsan hayatı daimi bir seyr-ü sefer, ve beşikten mezara kadar uzanan bir yolculuk halindeyiz’ diye tanımladığı cümlelerin içinde bir yerlerde gizlendiği, Mesnevi Tercemesi ve Şerhi’nin  üç adet, herbiri yedi yüz sayfalık kitapları benimle birlikte bir çok yolculuklar yaptı, İstanbul da başlayan birlikteliğimizi okyanus ötesine taşıyarak buralara kadar geldik. Şerhleri satır satır, bir çırpıda okumama imkan yok, ama ara ara, kitapları açıp, içinden bölümler okumak bana hayatımın her safhasında rehber olmuştur.

Beşikten mezara uzanan Seyr-ü sefer’in, insan hayatının önünde uzanan yedi ayrı merhale, yedi basamak olduğundan bahseder Rumi.

 

İlk mertebenin adı Nefs-i Emmaredir, (Alem çirkin, ben güzel emmaresi) yani ‘Yoz’ ham ve daima başkalarını suçlayan Nefs merhalesi, ne yazık ki bir çoğumuz ömür boyu bu merhaleye takılıp kalır, ve kurtulamaz bu hengameden, dünyevi işlerden başkasını düşünmeyen ve ‘ Ben zannı’ ile yaşayanlar bu mertebededir. Buraya demir atmış kişileri hemen tanırız zaten başkalarını suçlar, yargılar, çekiştirir ve nefes alır gibi doğallıkla dedikodu yaparlar ve iftira atarlar, kendilerinde kusur bulmazlar, biliriz onları, nefs-i emmare’ye düşmeyenimiz yoktur, önemli olan o çukurdan çıkabilmek.

 

Ve ne zaman ki bu aşamadan çıkıp alem güzel ben çirkin emmaresine geçer bu safhada nefs Nefs-i Levvame olur. Yani suçlanan yahut kınanan nefis.

Üçüncü merhalede kişi biraz daha pişer. Nefs-i Mulhime’ye erişir, bu noktada insanın nefsi dünyada gördüğü herşeyden ve herkesten esinlenir, teslimiyet denilen halin nasıl bir özgürlük olduğunu kıyısından köşesinden hissetmeye başlar. Zanneder ki yolun sonuna geldi, halbuki yol uzun ve çetindir.

 

Üçüncü makam ahenkli ve renklidir ve nice kişi daha öteye gitme iradesini gösteremez.

Bundan öteye geçmeyi başaran kişi İlim Şehri’ni kat eder ve Nefs-i Mutmaine safhasına ulaşır. Nefs artık değişmiştir, tatmin olmuştur. Gözü doymuş, para pul, şan peşinde değildir, gönlü genişlemiştir.

Kalp kırmaz, kul hakkı yemekten sakınır ve en önemlisi kimsenin kusuruna bakmaz.

 

Bundan ötesi Tevhid-i Sehri’dir. Son üç mertebeye kemal mertebeleri denir, ona ulaşan insan hakikaten çok azdır ve onlar, Allah kendilerini hangi hale sokarsa soksun mesut, munis ve muteşekkirdir. Son üç safhadan ilkinde Nefs-i Raziye’ye erdiklerinden dünyevi meselelere aldanmazlar.

 

Son makam Nefs-i Mazriye’dir. Bu safhadan Allah razı olduğu için razı olunmuş nefis denir. Buraya ulaşan kişi başkalarına ışık olur.

Yedinci ve sonuncu makamda Nefs-i Kamile’ye ulaşır. Burada benlik zannı toz duman olur...

Düşünüyorum da bu makamları sıralamak kolay ama yaşamak zordur...

Ve biz hangi  makamdayız acaba?

 

Ve bugün Pazar 7. Ocak 2024’ün daha taptaze fırından yeni çıkmış üzerinde buram buram kokan, iştah açan ekmeğine benzeyen günlerinden biri, etrafımın kitaplarla çevrili odasında, uzandığım sedirden, bana bakarak adeta göz kırpan mesnevi lerden birini elime aldım ve herzamanki gibi herhangi bir yerinden açtım kitabı ve karşıma şu dizeler çıktı:

Sevgiden acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar altın olur”.


Sevgi yüzünden tortular durulur, arınır... Sevgiden dertler şifa bulur, sağalır.

Sevgiden, ölü dirilir, sevgi yüzünden padişah kul kesilir.

Bu sevgi de bilginin sonucudur...”

 

RahelÇela Behar











Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page