top of page

Bu Pesah Sederinde ne değişti?


Pesah öncesi İYT Moatsa ve yönetim kurulu üyeleri Zoom’da bir araya gelerek bayramlaştık, kadeh kaldırdık.


İYT yazarlarının da davet edildiği bu toplantıya tarihçi/araştırmacı Naim Güleryüz’ün İngiltere’den katılımı sevindirdi, Dr. Baruh Hason, Pesah’ın anlamını dile getiren bir konuşma yaptı. Bu konuşmada, İsraelli kimliğinin bu ülkenin bir Yahudi devleti olarak kurulduğunu unutturmaması ve Yahudi kimliğini önemsizleştirmemesi gerektiğini belirtti.


Ben yaptığım kısa konuşmada, bu yıl Pesah Sederi’nde, Başbakan Netanyahu’nun da ifade ettiği gibi; “Ma hiştana ha layla ha ze?” (Bu gece ne değişti?) sorusuna, “Kulanu mehusanim!” (Hepimiz aşılıyız) diyebileceğimizi belirttim. Gerçekten geçtiğimiz yıl Pesah’ta, Corona nedeniyle, evlerimizde, çekirdek aile bile bir araya gelememişken, bu yıl yirmi kişiye kadar Seder masası etrafında, hep birlikte üç bin yıldır yaptığımız gibi coşku ile Agada’yı okumanın sevincini yaşadık.

Sağlık kuruluşlarının büyük başarısı ile nüfusunun yüzde 60’ı (5,5 milyon kişi) aşılanarak büyük ölçüde Corona öncesinde olduğu gibi normal hayata dönebilen İsrael, dünyada örnek ülke konumuna geldi.


Ne var ki bu yıl, “Ma lo hiştana?” neyin değişmediği sorusunu kendimize yöneltirsek, iki yıl içinde dördüncü kez gerçekleştirilen seçimlerde de hükümet kurabilmek için Netanyahu’nun 61 sayısına erişemediği cevabını verebiliriz. Moşe’nin Yahudi halkını esaretten özgürlüğe taşıdığı gibi, Netanyahu da, Sezar’ın hakkını Sezar’a verirsek, aşılama konusundaki kararlı tutumu ve becerisiyle bizleri nerdeyse pandemiden çıkartmayı başarabilmiş olmasına karşın oy kaybına uğramış olması kayda değer.


Bu seçim İsrael sağı ve solu arasında gerçekleşmedi, Bibi ve Bibi karşıtları arasında gerçekleşti. Nitekim Bibi karşıtları arasında Likud’dan daha da sağda yer alan Gidon Saar’ın “HaTikva Hadaşa”, Liberman’ın “İsrael Beytenu” ve henüz yönünü belirlememiş olmasına rağmen Naftali Benet’in “Ha Yamin ha Hadaş” partileri de yer almakta. Bibi’nin karşıtı blok “değişim” istemi ile kendini ifade etmekte ve “değişim” ile tek amacın, “Bibi”yi değiştirmek olduğu anlaşılmaktadır.


Bence bu seçimlerin dikkati çeken sürprizinden biri, barajı bile geçmesi şüpheli görülen ve sık sık politik deneyimsizliği dile getirilen Benny Gantz’ın lideri olduğu “Kahol Lavan” partisinin sekiz sandalye kazanmış olmasıdır. Bu oylar bir oranda acıma ve büyük ölçüde eski genelkurmay başkanının dürüst kişiliğinden dolayı verildi. Diğer beklenmedik, çarpıcı sonuç ise Likud’tan ayrılarak yeni bir parti kuran Gidon Saar’ın ilk kamuoyu yoklamalarında 22 sandalyeye kadar yükselmeyi başarabilmişken sadece altı milletvekilliği kazanabilmiş olmasıdır.


İsrael halkı tam anlamıyla ikiye bölünmüş durumda… Tarihte iki Yahudi devletinin varlıklarını 75-80 yıl gibi kısa sürelerde devam ettirebildildiği ve Beit Hamigdaş’ın iki kez yıkılmasında kardeş kavgasının etkin olduğu hatırlanırsa, her ne kadar İsrael devletinin ilelebet güçlenerek varlığını sürdüreceğinden eminsek de, mevcut bölünmüşlüğün sonlandırılması gerekmektedir.


Biz Türkiyeli Yahudiler her türlü aşırılıktan uzak bir yaratılıştayız. Uçlarda yer almaz, futbol takımı tutarcasına siyasi görüşlerimizi belirlemeyiz. Tabi ki herkes şu veya bu görüşte olabilir. Bu en demokratik hakkımızdır. Hatta yaşadığımız ülkemizde özgürce siyasi tercihlerimizi belirtebilir ve savunabiliriz de.


Ne var ki sosyal ağlarda bunun ağır ithamlar içerecek şekilde, kırıcı bir üslupla, mahalle baskısı yaratmak istercesine dillendirilmesi ikna edici olmaktan çok itici olmaktadır. Bu konuda belli etik kuralların belirlenmesinin yerinde olacağına inanıyorum.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara ait olup İYT’yi bağlamaz.

.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page