top of page

Bir yemin töreni ve düşündürdükleri…



Apartmanda kapı komşum geçen gün bana; “55 yıldır bu ülkede yaşıyorum. Her gün Allah’ıma şükrediyorum” dedi.


Ben bunca yıldır İsrael’de yaşamadım, ancak geldiğim ülkenin beni ben yapan özelliklerini yadsımadan, hasretinden de ölmeden, sadece bazı akraba ve dostlarımı özleyerek, telefonuma düşen kimi haberlerden de oldukça üzülerek -açıkçası ne Türk kanallarındaki haberleri izlemek ne de Türk dizisi seyretmek gibi bir alışkanlığım yok- İsrael’de yaşamanın bir nimet olduğunu düşünüyorum.


40 yıl önce olduğu gibi bugün de sokakları süsleyen rengarenk çiçekler, bahçelerden taşan açelya, akasya, begonviller beni mutlu etmeye yetiyor. Her yer yemyeşil. Apartmanın altıncı katında oturuyorum, ağaçlar penceremize ulaşıyor, tabi ki papağanların bitmez tükenmez senfonileri de… “Orman şehir” kavramından söz edilebilirse, bu alanda, İsrael dünyada öncü ülkelerden biri sanırım…

Oturduğum semtte ortalarda pek fazla insan görülmez, oldukça sakindir; yine de skateboard’larla, bisikletleriyle denize akın eden gençler, çocuklar, sahil boyunca koşanlar, sörf, kayak yapanlar hep bir sayfiyede yaşıyoruz havasını veriyor.


Ama bir de Tel Aviv’e, Dizengoff’a, inin, kendinizi Rumeli caddesinin kalabalığına kaptırmış hissedebilirsiniz. Cafeler, barlar 7/24 alt alta üst üste, yer bulmak için sıra bekleyenler… Hepsi genç, yine de seyri çok güzel. Bu kent için bir deyim vardır; “İr Bli Hafsaka”. Nasıl tercüme etsem ki, “mola vermeden hep yaşayan, canlı bir şehir…”


Covid-19 büyük ölçüde geride kaldı, ağır durumda olanların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Anlaşılan havaalanları kontrol altına alınırsa grip virüsüyle yaşadığımız gibi bu pandemiyle de yaşamaya alışacağız.


Ekonomi mi?... Geçen hafta NASDAQ’da işlem görmeye başlayan dört İsrael yüksek teknoloji firmasının değerleri 26 milyar dolar. Ev fiyatları yükselmeye devam ediyor, araba satışlarında ise geçen yıla oranla yüzde ellilik bir artış var.


Geçtiğimiz hafta yeni seçilen devlet başkanı Yitzhak Herzog’un (Buougie) yemin törenini baştan sona izledim, son derece duygulandım. Bu töreni izleyebilmiş olmanın, dolayısıyla İsrael’de yaşamanın bir ayrıcalık olduğu duygusuna kapıldım.


Devlet Başkanı olan Herzog’un babası Haim Herzog İsrael’in 6. Devlet Başkanıydı ve İrlanda’da doğdu. Sosyal bir aktivist olan annesi ise Mısır’da dünyaya geldi. İsmini aldığı Yitzhak HaLevi Herzog 1936-1959 yılları arasında İsrael Aşkenaz Hahambaşısıydı ve ünlü Dışişleri Bakanı Abba Eban da baba Herzog’un eniştesidir. İstihbarat Kolordusunun 8200 biriminde subay olarak görev yapan,


Tel Aviv Üniversitesi’nde hukuk okuyan, bir dönem İşçi Partisi’nin lideri ve Yahudi Sohnut’unun başkanı olan Yitzhak Herzog’un İsrael’in güzel yüzünü yansıtacağından ve ülkeyi son derece başarılı bir şekilde temsil edeceğinden eminim.


Beni törende ne mi etkiledi? Tabi ki tören kıtası, dört atlı refakatinde başkanlık arabasının Knesset’e yönelmesi oldukça göz alıcıydı. Kısa bir süre önce Knesset’e yeni seçilen Meclis Başkanı Miki Levy kendisini karşıladı. Görülüyor ki İsrael politikasının çehresi değişiyor.

Knesset’te yemin töreninden sonra Şofarların çalması tüylerimi diken diken etti. 10. Devlet Başkanı Reuven Rivlin yer yer heyecanına ve göz yaşlarına hâkim olamazken ailesine; “Artık yanınızda sadece babanız ve büyükbabanız olarak beni daha sık göreceksiniz” dedi.


Yitzhak Herzog, halkın bölünmüşlüğünün önüne geçilmesi gerektiğini, bazı nefret söylemi içeren sözlerin silah mermisinden daha tehlikeli olduğunu, görev değişiminin demokrasinin bir gereği gibi algılanması gerektiğini ve hükümetlerin başarılarının ülkenin başarısı anlamına geldiğini vurguladı. Herzog, Beit HaMikgaş zamanında, Kohen HaGadol’un görevi devrederken yeni seçilen Kohen’e başarılar dileyen dua ile konuşmasını sonlandırdı.


Eski ve yeni devlet başkanlarının konuşmaları dakikalarca muhalefet ve iktidar tarafından ayakta alkışlandı. Bu birlik tablosu sanırım hepimizin özlemidir.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page