Bilinmezliğin İçinde
- 7 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Bilinmezliğin İçinde
Merhaba sevgılı okuyucularım.
Bugün kendimi bir bilinmezliğin içinde buluyorum. İçimdeki boşluk giderek büyüyor. Nereye doğru savrulduğumu bilmiyorum. Sanki hayatın kıyısında durmuş, önümden geçen günleri seyrediyorum. Eskiden beni harekete geçiren, meraklandıran, yazmaya oturttuğumda kelimeleri arka arkaya getiren bir iç dürtü vardı. Bugün o dürtünün sesi çok uzaktan geliyor.
Üstelik yazmam gereken bir köşe yazısı var. Ama konu bulamıyorum. Daha doğrusu konu çok; dünyada, ülkede, insanlarda, hayatın kendisinde yazılacak o kadar çok şey var ki... Fakat hiçbirinin içine girmek, üzerinde düşünmek, cümle kurmak gelmiyor içimden. Sanki zihnim de benimle birlikte yorulmuş.
Bunun sebebi nedir?
Üst üste gelen aksilikler mi? Uzun zamandır biriken kaygılar mı? Yaşananların insanda bıraktığı görünmez yorgunluk mu? Yoksa bütün bunların sonunda ortaya çıkan bir isteksizlik, bir içe çekilme hali mi?
Belki hepsi.
İnsan bazen tek bir olaydan değil, küçük küçük darbelerin toplamından yoruluyor. Her biri tek başına katlanılabilir olan şeyler, üst üste geldiğinde insanın içindeki dayanma gücünü sessizce tüketiyor. Bir sabah uyanıyorsunuz ve hiçbir şey yapmak istemiyorsunuz. Ev dağınık olabilir, yazı bekleyebilir, telefon çalabilir; insanın içinden yalnızca biraz daha oturmak geliyor.
Bunun adına tembellik demek haksızlık olur.
Çünkü tembellikte bir rahatlık vardır. Oysa benim hissettiğim rahatlık değil. Daha çok, hareket etmek için gereken ilk enerjiyi bulamamak. Sanki motor çalışıyor ama araba yerinden kıpırdamıyor.
Belki de insanın hayatında bazı dönemler vardır; ilerlemekten önce durmak gerekir.
Biz sürekli ilerlememiz gerektiğine inandırılıyoruz. Üretmeliyiz, yazmalıyız, okumalıyız, ilgilenmeliyiz, güçlü durmalıyız. Oysa bazen ruhun da dinlenmeye hakkı vardır. Hele insan belli bir yaşa geldiğinde, hayatın bütün yüklerini eskisi kadar kolay taşıyamadığını kabul etmek bir yenilgi değildir.
Belki şu anda benim ihtiyacım olan şey, beni sırtımdan itecek büyük bir güç değil. Küçük bir hareket.
Bir pencere açmak.
Bir kahve yapmak.
On sayfa kitap okumak.
Kısa bir yürüyüşe çıkmak.
Telefonu bir kenara bırakıp sessizce oturmak.
Ve belki hiçbir şey üretmeden bir gün geçirmek.
Çünkü insan bazen yeniden yazabilmek için önce yazmayı bırakmalıdır.
Bugün köşe yazıma konu bulamadığımı düşünüyordum. Sonra fark ettim ki aslında konu yanı başımdaymış: İnsanın kendi hayatına yabancılaştığı, ne yapmak istediğini bilemediği o sessiz dönemler.
Belki hepimizin zaman zaman düştüğü bir çukur bu. Fakat çukurda olduğumuzu fark etmek, oradan çıkmanın ilk işareti olabilir.
Kendime bugün şunu söylemek istiyorum:
Acele etme.
Her sabah aynı güçle uyanmak zorunda değilsin. Her gün hayata karşı coşkulu olmak zorunda değilsin. Bazen yalnızca günü tamamlamak bile yeterlidir. Yeter ki kendinden bütünüyle vazgeçme.
Belki yarın yazacak bir konu bulurum.
Belki bulamam.
Ama bugün, içimdeki boşluğa biraz daha dikkatle bakacağım. Onu hemen doldurmaya çalışmayacağım. Çünkü belki de o boşluk, aslında ruhumun bana gönderdiği bir mesajdır:
“Biraz dur. Çok yoruldun. Beni yeniden dinle.”
Ve belki insanın kendisini yeniden bulması, tam da böyle bir sessizliğin içinden başlar.
Size ayrıca söylemek istediğim bir şey var
Bence şu anda kendinizi “tembelim, isteksizim, yazamıyorum” diye yargılamayın. Bunlar birbirinden farklı şeyler olabilir. Uzun süreli stres ve peş peşe yaşanan olumsuzluklar, insanın merakını ve üretme isteğini geçici olarak köreltebilir.
Ben olsam bugün kendime “Mutlaka bir köşe yazısı yazmalıyım” baskısı koymazdım. Onun yerine küçük bir deney yapardım:
Bugün sadece 15 dakika yazayım.Konu arama. Güzel cümle kurmaya çalışma. Şunu yaz:
“Bugün neden hiçbir şey yapmak istemiyorum?”
Sonra aklına ne gelirse yaz. Cevap çıkmazsa “Bilmiyorum” kelimesini on kez yazabilirim. Bazen yazarlık, konu bulmakla değil, insanın kendi sessizliğini yazıya çevirmesiyle yeniden başla…
Şimdilik kendimden büyük bir hamle beklemiyorum. Bugün sadece küçük bir hareket yeter. Bazen insanı sırtından iten güç dışarıdan gelmez; insan, çok küçük bir adımla kendi içinde o gücü yeniden uyandırır.
Dilerim bir dahaki buluşmamızda ilham perilerim tekrar karşıma çıkar.
Sevgiyle kalın.
SARA YANAROCAK
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar