top of page

BEN BİR PROJE MİYİM?

  • 57 dakika önce
  • 2 dakikada okunur


Eşim ile tanıştığımda o bir mimar adayı öğrenci idi. Projelerini hep birlikte yaptık. Birlikte derken ben kalemleri yontmak, sabahlara kadar süren çalışmalarda kahve pişirmek gibi görevler üstlensem de projelerin her adımını biliyordum. Eşim her gece projesini baştan aşağıya tarar en ufak eksikliği veya kusuru bulmaya çalışır mükemmel olması için elinden geleni yapardı. Sonuçlar açıklandığında hocalar mutlaka bir yerlerden not kırar eşim de “ben bunu nasıl görmedim” diye hayıflanır dururdu.

 

Yıllar geçti birlikte birçok projeye imza attık. Hep titiz davrandık.

Ama biz insanlar birer proje değiliz.  Projeler başlar, ölçülebilir, hedeflendiği noktataya geldiğinde biter. İnsanlar ise  düşünen, gün gelir bazı şeyleri düşünemeyen, hisseden, bazen de hissedemeyen varlıklar. İşte bizi insan yapan da budur. Bir işimiz var, işimiz bir projedir ama sadece yaşantımızın bir parçasıdır. Görevimiz var ama bir başkasının görev alanına müdahale etme hakkımız olmadığı gibi aslında her görevin de bir parçası gibi hissetmememiz pek de sağlıklı olmaz. İnsan planlanmış bir çizelgeye göre değil, kendi ritmime göre yaşar. Bazen daha hızlı, bazen daha yavaş, bazen heyecanlı bazen de sakindir.

 

İnsan tamamlanmamış bir heykel değildir. Her zaman bir fazlası, çıkıntısı, uçları olduğu gibi eksikliği de vardır. Biz kendi heykelimizi tamamlamak adına yaptığımız çalışmalarda bir yerleri yontarken elimiz kayar ise bir başka kusur yaratırız. Bu süreç bitmez çünkü bir tamamlanmayı bekleyen bir sanat eseri değil biz insanız. Bitmeyen eksikliklerimiz bize yük gibi görünse de onları tamamlama çabamız yaşam alanımızı genişletmemize, öğrenmemize yol açar. Bu açıdan bakıldığında iyi ki eksikliklerimiz var diyebilir ve eksikliklerimiz için teşekkür edebiliriz. Eksikliklerimiz bize birer potansiyel alanı da açar. Her bir eksikliğimizi tamamlamaya çalışırken farklı bir yol seçeriz. Kusurlarımıza gelince tıpkı Kintsugi sanatında olduğu gibi güneşin içeriye sızmasını sağlar. Bu uzak doğu sanatında çatlaklar kapatılmaz hatta yaldızlı boya ile daha da belirginleştirilerek o objesi benzersiz kılar.

 

Hiç tamamlanmayacak olma hali de bize bir ağırlık olarak gelse de yaşamın kendisidir. İnsanın içinde sürekli olarak çatışan sesler vardır. Düzelmek isteyen ses haykırır “ Ben daha iyi olmalıyım, eksiklerimi kapatmalıyım.” Kabul edici ses ise sakinleştirir ““Ben böyleyim, eksiklerimle de değerliyim.” İkisi arasındaki çatışma kaçınılmazdır. Ama ikisinin birbirine düşman olması gerekmez. Birbirileri ile uzlaşmanın yolunu bulabilirler. “Ya tamamen düzelt ya da tamamen kabul et” düşünesi ile yaşamak kişiyi fazlası ile yorar. Elbette eksikliklerini tamamlamaya çalış ama onların senin bir parçan hatta özelin olduğunu kabul et. Caban hiç bitmesin ama uğraşmalarında aşırıya kaçıp kendini hırpalama. Potansiyelini kullan ama sana ait olmayan deneyimler ile kendini yıpratma. Bazen kabullen, bazen atılım yap. İç huzurun ile yarattığın dünya barış içinde olsun

Çünkü sen “hocalarından” yüksek not almayı bekleyen bir proje değilsin.


Feride PETİLON


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page