top of page

Adalet Reformu, ABD ve İsrael ilişkileri


Binyamin Netanyahu ile Joe Biden’ın birbirlerini fazla sevmedikleri sır değil. Geçmiş dönem ABD Başkanı Trump’tan her istediğini alan Netanyahu başbakan seçildiğinden bu yana aradan üç aydan fazla geçmesine rağmen halen Beyaz Saray’a davet edilmeyi bekliyor.


Ve geçtiğimiz hafta içinde Joe Biden’ın, kameraların karşısında, “Netanyahu’yu davet etmeyi düşünüyor musunuz?” sorusunu net bir şekilde tek bir kelimeyle “No” diyerek yanıtlaması İsrael’deki hükümet çevreleri üstünde soğuk duş etkisi yaptı. Kim oluyordu ki ABD Başkanı İsrael’in iç işlerine karışıyordu. Milli Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir; “Biz Amerikan bayrağında bir yıldız değiliz!” diyerek tepkisini dile getirdi.


Herkes gibi sıradan bir vatandaş olmakla birlikte başbakanın oğlu Yair Netanyahu’nun İsrael’deki halk ayaklanması ve gösterilerin ABD tarafından finanse edildiğini ileri sürmesi bardağı taşıran damla oldu.


ABD son yıllarda diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmemeyi ilke edinmesine rağmen bölgedeki en önemli ittifakı olan İsrael’in demokrasiden sapmasına karşı çıkmakta, “Adalet Reformu” adı altında gerçekleştirilmek istenen düzenlemelerin bir konsensus içinde yasalaştırılmasını istemektedir. Biden, Başbakan Netanyahu’nun Savunma Bakanı Yoav Galant karşısındaki istikrarsız davranışını kaygı ile karşılamakta, hükümet üzerinde kontrolu ytitirdiğinden endişe etmektedir.


Netanyahu’nun, Adalet Reformu’nun yasalaşmasını askıya aldığını açıklaması üzerine Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir kendisini hükümetten çekilmekle tehdit etti. Netanyahu bu tehdide boyun eğerek Milli Güvenlik Bakanlığı emrinde sivil bir polis gücü kurulmasını yazılı olarak taahhüt etti. ABD bu gelişmeyi dümenin tamamen başbakanın elinden çıktığı ve Ben Gvir’in eline geçtiği şeklinde yorumladı.


Başbakan Netanyahu ABD ile ilişkilerin özellikle ülke güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bilmektedir. Bu nedenle bakanlarından ABD ile krizi derinleştiren sert ifadeler içeren beyanlardan kaçınmalarını önerirken, diğer yandan ABD’de bazı üst düzey yetkililer iki ülkenin her zaman dost olduğuna vurgu yaparak havayı yumuşatma yoluna gitmekteler.


İsrael’in bölgesel süper bir güç olduğu doğrudur. İsrael daha geçtiğimiz hafta uzaya Suriye, İran ve daha geniş coğrafyaları en gizli ayrıntılara kadar renkli olarak aktaracak bir casus peyk yolladı ve sistemini güçlendirdi. Ne var ki İsrael’in mevcut üstün teknolojik gücüne rağmen ABD’nin Patriot’larına ve birçok sofistike silahına ihtiyacı vardır.


Bugün İsrael, Suriye’de İran’a karşı hareket kabiliyetini sınırlamadan sürdürüyorsa, Rusya’nın Israel’in arkasında ABD’nin olduğunu bilmesindendir.


Netanyahu’nun ABD desteği ile imzaladığı Abraham Anlaşmaları önceki hükümet döneminde daha da geliştirilmiş ancak Netanyahu’nun aşırı sağ tandanslı koalisyonunun uyandırdığı şüphe İran-Suudi yakınlaştırmasına yol açmıştır. ABD’nin başını çekmediği bir Abraham Anlaşmasının geleceğinin sekteye uğrayacağı açıktır.


Devlet Başkanı İsaac Herzog tarafından yürütülen görüşmelerden her iki kesimi tatmin edecek anayasal nitelikte bir uzlaşı metninin mayıs ayına kadar çıkması uzak bir olasılık. En azından İsrael halkı, Pesah, Yom Atmaut ve Yom HaZikaron’u huzur içinde geçirecek. Kriz ve endişeli günler sadece ertelenmiş görünüyor.




コメント


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page