top of page

TANRI’YI GÖRMEK


Sinay Dağı’nın tepesinde yaşanan en heyecanlı deneyim belki de Moşe’nin Tanrı ile yüzyüze gelmek istemesiydi: “Sana yalvarırım, bana ihtişamını göster”. (Mısır’dan Çıkış 33:18)

Tanrı şöyle cevap verdi: “Benim yüzümü göremezsin, çünkü hiçbir kul Beni görüp yaşayamaz… (ama) Seni bir kayanın yarığına yerleştireceğim ve senin yanından geçerken, seni Kendi elimle örteceğim, sonra Kendi elimi çekeceğim ve sen Beni arkadan göreceksin…”

Bu konuşma şaşırtıcıdır. Nasıl oluyor da Moşe, Tanrı ile ancak öte âlemde yüz yüze gelineceğini bilmiyordu? Ve Tora neden Tanrı’nın, Moşe’nin isteğine olan itirazını belgeler?

Bunun cevabı, Moşe’nin isteğinin reddedilmemiş olmasıdır. Moşe mecazi anlamda Tanrı’yı anlamak istemiştir. Tanrı ise Moşe’ye, Onun özünü bu dünyada görmenin imkansız olduğunu, ama yansımasını görmenin mümkün olduğunu söyler. Esasında Tanrı Moşe’ye şunu ima etmiştir: “Benim yüzümü, bakmayarak göreceksin.”

Hayatta doğrudan bakarak gördüğümüz, bir de gözlerimiz kapalı iken gördüğümüz şeyler vardır. Bazı şeyler vardır ki, elimizle kavrayarak onlara tutunuruz, bazı şeylere ise, onları bırakarak tutunuruz.

Yaratıcı insanlar bilirler ki, rahatça akışa bıraktıkları zaman, yaratıcılık akmaya başlar. Oysa onu kontrol etmeye çalışıp zorladığınız zaman, yaratıcılık gelmez, aksine kanallar tıkanır. Yaratıcılığın ortaya çıkması için, onu serbest bırakmak gerekir. Aynı şey “Tanrı’yı görmek” için de geçerlidir.

Aslında Tanrı Moşe’ye, “Bakmayı bıraktığın zaman Beni göreceksin. Kendin yoldan çekildiğin zaman Beni göreceksin,” der.

Kendinize sorun: Daha yüksek bir hedefe ulaşmak için ne sıklıkta yoldan çekilirsiniz? Hayatınızda Tanrı’yı “görüyor musunuz”? Bakmayarak görmeyi öğrendiniz mi?

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page