top of page

Üç kitap- Bir yazar: Yakup Barokas ve kitapları

  • 2 Mar
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 saat önce


Merhaba sevgili kitap sever dostlar,

Sevgili Yakup Barokas’ın üç kitabına sahip olma ayrıcalığına geçtiğimiz Ekim ayında İsrael- Telaviv seyahatim sırasında elde ettim. Bu üç kitap Telaviv’de bulunduğum günlerde ve sonrasındaki yolculuğumun her aşamasında bana hem arkadaş oldu hem de bu sayede bir çok konuda tekrar düşünmeme ve bazı şeyleri daha derinden idrak etmeme vesile oldu.


Gelin emek, bilgi, anı, ve tecrübelerle donatılmış bu kitapların bana bir okuyucu gözü ile  yansıttıklarına birlikte bakalım... Elbette ki her okuyan bu kitaplarda kendinden bir parça bulacak, belki de benim gözümden kaçan farklı bir ayrıntı sizin zihninizin  ağında yakalanacaktır.


 Önce bu üç kitabın dikkatimi çeken ortak özelliklerinden söz etmek isterim. Bu üç kitap farklı konulara değinseler de bu üç kitabın ortak özelliği sade, samimi  bir dil kullanımıyla yazılmış olmalarıdır. Açık, anlaşılır ve akıcı bir  Türkçe, metinleri okuyucuya kolaylıkla ulaştırıyor. Benim görüşüme göre bu sadelik, akıcılık ve doğallık kitapların en dikkat çekici ve güçlü yönlerinden biridir. Anlatımın abartıdan uzak ve doğal oluşu, kitabın içeriğini daha içten ve samimi bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Ve üç kitabında da paylaştığı  yaşadığı dönemi anlatan içeriklerle ilgili kullanılan eski fotoğraflar kitaplara ayrı bir görsel zenginlik getiriyor.

 

Sıradan Bir Yahudi’nin Biyografisi

Gözlem yayınları-213

Türü: Biyografi

Bu kitap, Yakup Barokas’ın anılarını topladığı bir eser. Aslında yazar, bu anıları kaleme alırken bir gün bunların bir kitaba dönüşeceğini düşünmeden yazmış. Amacı, abisi Rıfat’ın başından geçen komik hikâyeleri blogunda paylaşmak, okuyucusunu gülümsetmek ve var olan bir döneme tanıklık etmekmiş.

Ancak kitaplaşma aşamasında bunun yeterli olmadığını fark etmiş ve çok daha öncelerden, aile geçmişinden başlaması gerektiğini düşünmüş. Kaynak: Kitabın arka kapak notu.

 

Bana gelince; bu anı kitabı, benden neredeyse bir önceki neslin kaleminden çıktığı için, o dönemi eğlenceli ve zor taraflarıyla, sosyal ilişkileriyle, iş hayatıyla ve ülkenin siyasal durumunun bireyler üzerindeki etkileriyle daha açık ve net görme imkânı sundu.


Bu kitapta beni en çok yakalayan ayrıntılardan biri, Holocaust döneminde engelli bir abinin hikâyesi ve çocukların — yani kardeşlerin — bu abinin varlığından haberdar olmamalarıydı. Yıllar sonra kardeşlerin İsrael’de karşılaşmaları ve sonrasında gelişen ilişkileri ise bana başlı başına bir roman konusu olabilecek kadar etkileyici geldi.


Diğer bir ayrıntı ise yazarın ve ailesinin İsrael ile Türkiye arasındaki gidiş gelişleri ve bu süreçte yaşanan acı tatlı deneyimlerdi.


İsrael’de yaşamamış bir birey olarak kitabı okurken, İsrael yaşamına aslında kafamda önceden oluşturduğum bir şablondan baktığımı fark ettim. Kitabın bir bölümünde, orada yaşayan oldukça eğitimli göçmen bireylerin karavanlarda zorluklarla hayatlarını sürdürmeye çalıştıklarını ve aynı zamanda bir göçmen için dilin nasıl büyük bir engel oluşturduğunu okudum.


Beni yakalayan diğer bir ayrıntı, sayfa 29’daki “Ben nerede doğdum bilmiyorum” cümlesiydi. Yazar, anne ve babasını çok erken kaybetmiş olmanın verdiği boşluğu bu cümleyle dile getiriyor. Bu küçük ama çarpıcı ifade, kitabın samimi ve doğal anlatımının ne kadar derin bir duyguyu aktardığını gösteriyor.

Ve bazen bir insanın hayat hikâyesi, sadece bir dönemin tarihini anlatmaz; aynı zamanda hayatımıza dokunan insanları, eğrisiyle doğrusuyla yaşadığımız deneyimleri, başardıklarımızı, başaramadıklarımızı, kaybettiğimiz sevdiklerimizi ve daha birçok şeyi anlatır. Kitabın son sayfasına, yani 212. sayfaya geldiğinizde ise dolu dolu bir hayatın neredeyse özeti ile karşılaşıyorsunuz.


Bu bölüm, okuyucuya kendi hayatına şöyle bir bakıp sorgulama duygusu hissettiriyor. Beni derinden etkiledi.


Burada kesiyorum; çünkü biraz daha anlatırsam dayanamayıp kitabın tamamını size anlatacağım. Devamı kitapta…

 

 

 

Çocukluğumun Büyükadası 1951-1971Adalı Yayınları – 108 sayfa

Anılarımda Büyükada önemli bir yer tutar. Doğduğum yıldan başlayarak, her yaz adaya gittim.

Günümüzün Büyükadası, dünün Büyükadası değil; çok doğru. Mekanları değişti, insanları değişti, esnafı değişti, eşrafı değişti. Ben, o eski 1930’lu ve 1940’lı yılların kartpostallarında kalan adasını tanımadım. Ama benim yaşadığım dönemin fotoğrafları da soldu, renklerini yitirdi.


Kaynak: Kitabın arka kapak notu

Türü: Biyografi

Başlığından da anlaşılacağı gibi, bu kitap yazarın diğer kitabının adeta bir uzantısı niteliğinde; Büyükada’daki çocukluk ve gençlik anılarından bahsediyor.


Kitapta anlatılan tüm Büyükada anıları, ada yaşamı, eğlenceler ve ada insanları; tüm çocukluğu ve gençliği adada geçmiş bireylerin anılarıyla kesişiyor; ve  dudaklarda buruk bir gülümseme ve eski günlere özlemin getirdiği hüzün ile karışık duygularla kişiyi, ailelerimizle adalarda olduğumuz günlere götürüp geçmişe bir yolculuk yaptıracak nitelikte.


Adadaki paytonların kalkmasıyla ilgili kitapta yazar şöyle bir yorum yapıyor:

“Atlar için adaleti sağlama yönünde zor yolu denemek, çarpıklıkları düzeltmek yerine atları ortadan kaldırmak bir çözüm idiyse eğer; insanlar için adaleti sağlamanın yolu da insanların çalışmasına son vermekten mi geçiyor acaba?”

 

 

 

 

Türkiye Üzerinden Yasadışı Göç Edebiyatist yayınları-136 sayfaTürü: Tarihsel inceleme

Avrupalı Yahudilerin Nazi soykırımından kaçarken kullandıkları deniz araçları genellikle gemiden çok küçük yük gemileri, mavnalar ve hatta kayıklardı. Seyahatler çoğunlukla son derece güç, insanlık dışı ve tehlikeli koşullarda gerçekleşmekteydi.


Kaynak: Kitabın arka kapak notu

Yazarın bu çalışması, birkaç arkadaşıyla birlikte 1994 yılında hayata geçirilmiştir. Kitap, Avrupa’da Nazi vahşetinin yükselmeye başladığı yılları, öncesini ve sonrasını konu alıyor; aynı dönemde, gemilerle veya karadan, henüz devlet olarak kurulmamış İsrail topraklarına yapılan göçün öyküsünü anlatıyor.


Bu eserde yazar, sadece tarihsel bir inceleme sunmakla kalmıyor; aynı zamanda olayları bizzat yaşamış tanıklarla yapılan söyleşileri de aktarıyor. Bu yaklaşım, kitabı hem bilimsel bir tarih çalışması hem de canlı, bireysel deneyimlerin derinliğiyle zenginleşmiş bir anlatı hâline getiriyor.


Kitap dört bölümden oluşuyor. İkinci bölüm, tarihsel başlıklar altında, belgesel ve tarihi önem taşıyan söyleşileri hiçbir düzeltme yapmadan okuyucuya aktarıyor.


Üçüncü bölüm olan “Salvador Gemisinden Bir Ses” ise özellikle etkileyici. Yazar, Nelly Barokas, Salvador Gemisi kurtulanları ile Silivri’de buluşuyor ve onların yaşadıklarını birebir aktarıyor.


Okuyucu, bu bölümde kurtulanların o gün yaşadıkları dehşeti, doğrudan kendi ağızlarından öğreniyor.


Rahel Çela BEHAR


Bir önceki kitap tanıtımını gördünüz mü?




Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page