top of page

SEVDİĞİNE BİR GÜL VER…VEYA GÜLÜVER

1 saat önce
2 dakikada okunur



Çok sevdiğim bir çiçektir gül. Rengiyle ayrı, sayısıyla ayrı bir mesaj verir. Kırmızısı aşkı ve tutkuyu, sarısı dostluğu, neşeyi ve samimiyeti, beyazı ise saflığı ve sadakati anlatır. Tek bir gül, “Seni ilk gördüğümden beri seviyorum.” derken; on bir gül, “Sen benim için teksin.”, doksan dokuz gül ise “Seni sonsuza kadar seveceğim.” anlamına gelir.

 

Bir gül vermek yalnızca bir çiçek uzatmak değildir. Bazen bir insanın yüreğine dokunmaktır. Ona görüldüğünü, duyulduğunu ve önemsendiğini hissettirmektir.

Hayat biraz güle benzer. Güzelliğiyle kendine çeker insanı, kokusuyla geçmişten bir hatırayı getirir, rengiyle içimizi ısıtır. Fakat ona yaklaşırken dikenlerini de görürüz. Belki de hayatın bize verdiği en büyük derslerden biri budur: Güzelliğin yanında acıyı da kabul etmek…

 

Diken, gülün kusuru değildir; o da gülün bir parçasıdır. Tıpkı insanın yaşadığı kırgınlıkların, kayıpların, hayal kırıklıklarının ve suskunluklarının onun hikâyesinin bir parçası olması gibi…

Öğreniriz ki dikenler de öğretirmiş. Bazen canımızı acıtan şeyler, bize kendimizi ve hayatı daha iyi tanımayı öğretir. En önemli öğreti ise şudur: Bir gülün güzelliğini görmek için dikenlerini yok etmek gerekmez. Onun dikenleriyle birlikte güzel olduğunu kabul etmek gerekir. Asıl mesele, dikenlere rağmen gülümseyebilmektir.

 

Hayatın bir evresinde sevdiğinize gül yerine bir gülümseme armağan edersiniz. Tebessümün hiçbir maliyeti yoktur ama bir başkasının yüreğinde büyük bir karşılığı olabilir.

Giydiği bir giysinin ona ne kadar yakıştığını söylemek, pişirdiği yemeğin lezzetini dile getirmek, yanında kendinizi rahat hissettiğinizi hissettirmek… Bunların her biri bir gülümsemeyle, bir tebessümle ifade edilebilir. Çünkü bazen uzun cümlelere gerek yoktur; içten bir gülümseme, söylenemeyen birçok sözün yerine geçer.

 

Yeni doğmuş bir bebeği düşünün. Onun gülümsemesi ne büyük anlamlar taşır. Sizi görmüştür. Sizinle iletişim kuruyordur. Belki oyun oynamak, belki de yalnızca sıcaklığınızı hissetmek istiyordur. O küçücük gülümsemeyi görebilmek için neler vermeyiz…

Bir yaşlının gülümsemesi ise bambaşkadır. O gülümsemenin ardında yılların biriktirdiği hayat tecrübesi, sevinçler, kayıplar, ayrılıklar ve nice hatıralar vardır. Bazen hiçbir şey söylemeden, yalnızca gülümseyerek çok derin duygular ifade eder. O yüzün çizgilerinde bir ömür, o tebessümün içinde koca bir hikâye saklıdır.

 

Elimizde çiçeklerle çaldığımız kapının ardında sevdiğimiz ve bizi seven birinin olması, hayat adına büyük bir hediyedir. Birazdan güller vazoya yerleşecek, kokularını odaya salacaklardır. Çok geçmeden de solmaya başlayacaklar…

Oysa bir fincan çay içerken, kapıyı açtığınızda karşıladığınız insandan esirgemediğiniz bir tebessüm, belki de bir ömür hatırlarda kalacaktır. Çünkü çiçekler solar, renkler değişir, kokular zamanla kaybolur; fakat insanın yüreğine dokunan güzel bir anı kolay kolay solmaz.

 

Belki de hayatta bırakabileceğimiz en güzel iz, bir başkasının yüzünde oluşturduğumuz tebessümdür. Gül solsa da. onu verirken hissettirdiğimiz sevgi, insanın kalbinde uzun yıllar yaşayabilir. İşte o gülümseme bir hatıraya dönüşür ve yaşamaya devam eder.


Feride PETİLON


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page