O.Henry: Son Yaprak



O.Henry: Son Yaprak

Suzi Sabaner



“Son Yaprak” bir edebiyat klasiği olmasına rağmen, yalın bir dille yazıldığı için çok kolay okunuyor. Kısacık öyküler çok şey anlatıyor. Her okuduğunuzda başka bir anlam fark edebilirsiniz. Bu günlerde kitaplara odaklanmakta zorlanıyorsanız, bu kitap size göre. Önce biraz yazarımızdan söz edeyim…



Okurları tarafından O. Henry takma adı ile tanınan William Sydney Porter (1862-1910) Amerikan edebiyatının kısa öykü ustasıdır. Yazarlığa önceleri hobi olarak başlasa da edebiyata her zaman meraklıydı. Önceleri bir bankada veznedar olarak çalışırken, aynı zamanda bir gazete için köşe yazıları yazıyordu. Yanlış bir anlaşılmadan dolayı bankada başı belaya girince, düştüğü hapishanede öyküler yazmaya başladı. O.Henry’nin hapiste karşılaştığı insanlardan ilham alarak hikaye yazdığı bilinir. Yazarın Kuzey Carolina’da başlayan yaşam öyküsü New York kentinde sona erdi, Amerikan kültürünü fark ettirmeden ince ince eleştirse de, öykülerdeki kahramanlar genelde evrenseldir. Bir başka deyişle insan olma halleridir. O. Henry’nin öyküleri bir çok dilde yayınlandı, sinemaya da uyarlandı.


Sözünü edeceğim “Son Yaprak” adlı kitabına gelince.. İçindeki öyküler yazarın kendi yaşam hikayesi gibi şaşırtıcı ve enteresan. Kitaba adını veren ve çok bilinen “Son Yaprak” adlı öyküsü dahil birbirinden ilginç on altı kısa öykü var. Her okuduğunuzda seneler geçse de yeni bir anlam bulacağınız klasikleşmiş kısa öyküler. Genelde New York’ta geçen hikayeler o kadar kısa ki, bazen bir öykü bir buçuk sayfadan fazla olmayabilir. Çok şeyi kısa anlatabilmek de bir yetenek değil mi? Sade, gülünç derin, şaşırtıcı, genelde sonu sürprizle biten kısa öyküler. O. Henry, edebiyatta ‘söz cambazlığı’ denilen kelimelerle çok iyi oynaması ile de bilinir. Yaşama ve kendimize dair fark edebileceğimiz bir çok şey bulunabilir bu öykülerde. Öyküler, doğal, samimi hatta konuşma diliyle yazılmış.Bu yazı stili belki de hikayede geçen kahramanlarla benzerliğimizi, bir çok konuda yalnız olmadığımızı, benzer deneyimleri yaşayabileceğimizi anlatmak içindir.

Yazı stiline örnek olarak, “Hediye” öyküsünden: “Yıpranmış kanepenin üzerine kendini atıp ağlamaktan başka yapılabilecek birşey yoktu. Della da öyle yaptı. Hayat hıçkırıklar, burun çekmeler ve gülümsemelerden ibarettir. Della’nın hayatında bunlardan en ağır basanı ağlamaktı. Evin hanımı yatadursun, biz eve bir bakalım.”


Öykülerde hüzünle mizah bir arada. Yine “Hediye” öyküsünden örnek vermek gerekirse, bir daireyi anlatırken; “Aşağıda antrede hiç bir mektubun gelmeyeceği bir mektup kutusuyla, hiçbir faninin çalmayacağı bir zil vardı.”


Mutlu okumalar…





● “Son Yaprak” - O.Henry; İngilizceden tercüme eden: Hale Akman - Antik Dünya Klasikleri, 2007.



*****


Bir sonraki yazı: 4 Mayıs 2022