Montreal’de haberler Slogan yok. Yalnızca Çözümler. – Projet Montréal
- 1 saat önce
- 3 dakikada okunur

Montreal’de Bir Belediye Oylaması ve Bize Söyledikleri
Merhaba sevgili okuyucular,
24 Ağustos 2026. Montreal Belediye Binası’nın çevresi hareketli bir güne uyandı. Gün içinde Filistin bayrakları ve pankartlarla toplanan göstericiler, belediye meclisinin akşam yapacağı oylama öncesinde taleplerini dile getirdi. Aynı saatlerde Yahudi toplumundan ve farklı gruplardan göstericiler de kendi görüş ve tepkilerini ortaya koydu.
İçeride ise Projet Montréal’in İsrael’le kurumsal ilişkilerin askıya alınmasını isteyen önergesi tartışılacaktı. Montreal’de belediye siyaseti, o akşam uluslararası bir çatışmanın gölgesinde oldukça tartışmalı bir gündeme sahne oldu.
Peki, gerçekte ne oldu?
Montreal Belediye Meclisi, Orta Doğu’daki çatışmayla ilgili önergenin değiştirilmiş hâlini 54’e karşı 6 oyla kabul etti. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Kabul edilen metin, Projet Montréal’in ilk sunduğu metin değildi.
Projet Montréal’in önerisi, Montreal Belediyesi’nin Gazze’deki sivil kayıplara ilişkin daha güçlü bir tutum almasını ve İsrael’le olan kurumsal ilişkilerin askıya alınmasını öngörüyordu. Öneride ayrıca Filistin’deki durumun tanımlanmasında “soykırım” ve “apartheid” ifadeleri de yer alıyordu.
Belediye yönetimi ise bu ifadelerin ve İsrael’le ilişkilerin askıya alınmasına yönelik maddenin metinden çıkarılmasını istedi. Sonuçta önerge önemli ölçüde değiştirildi.
Nihai metinde “soykırım” ve “apartheid” ifadeleri yer almadı. İsrael’le kurumsal ilişkilerin askıya alınması talebi de çıkarıldı. Buna karşılık Filistin halkıyla ve Orta Doğu’daki tüm sivil mağdurlarla dayanışma ifadesi korundu. Ayrıca Kanada federal ve Quebec hükümetlerine diplomasi ve hedefli yaptırımlar yoluyla daha güçlü bir rol üstlenmeleri çağrısı yapıldı.
Bu noktada Montreal Belediye Başkanı Soraya Martinez Ferrada’nın yaklaşımı da dikkat çekiciydi. Belediye yönetimlerinin dış politikadan sorumlu olmadığını belirten Martinez Ferrada, yerel yönetimlerin toplumu bölebilecek partizan tutumlardan ziyade birleştirici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savundu.
Projet Montréal ise geri adım atmadı. Meclis üyeleri Nathalie Goulet ve Alex Norris, Montreal halkının dünyanın başka yerlerinde yaşanan acılardan da etkilendiğini savunarak önerilerini desteklemeyi sürdürdü. Montreal’in geçmişte Güney Afrika’daki apartheid rejimine ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı aldığı tutumları da örnek gösterdiler.
Yahudi toplumundan gelen tepkiler ise farklı yöndeydi. Centre for Israel and Jewish Affairs (CIJA), belediye meclis üyelerine önergeyi reddetmeleri çağrısında bulundu. Kuruluş, böyle bir önergenin Montreal’de yaşayan topluluklar arasındaki bölünmeyi daha da derinleştirebileceğini ve belediyenin konut, kamu güvenliği gibi doğrudan Montreal halkını ilgilendiren sorunlardan uzaklaşmasına neden olabileceğini savundu.
Filistin yanlısı aktivistler ise değişikliklerden memnun olmadı. Başlangıçta daha somut adımlar, özellikle de İsrael’le kurumsal bağların kesilmesi yönünde çağrıda bulunan gruplar, kabul edilen metni bir başlangıç olarak görse de asıl taleplerinin karşılanmadığını belirtti.
Bütün bunlar yaşanırken, Quebec’te başka bir tartışma da gündemdeydi.
Quebec, din ve kamusal alan ilişkisini yeniden düzenleyen önemli bir yasal çerçeveyi gündeme getirdi. Buna göre sokaklarda ve parklarda toplu ibadetler izin gerektiriyor; kreş çalışanlarının başörtüsü gibi dinî semboller kullanmasına sınırlamalar getiriliyor. Hastaneler ve kamuya açık yerlerde yalnızca helal yemek sunulmasına izin verilmiyor. Öğrencileri dinlerine göre seçen özel okulların ise devlet desteğini zaman içinde kaybetmesi öngörülüyor.
Bir tarafta belediyenin uluslararası bir mesele karşısında ne kadar siyasi tavır alması gerektiği tartışılırken, diğer tarafta Quebec’te dinin kamusal alandaki yeri yeniden tanımlanıyor.
Bana kalırsa bütün bu tartışmaların ortak bir noktası var: Farklı inançların, farklı kimliklerin ve farklı siyasi görüşlerin bir arada yaşadığı bir toplumda, sınır nerede çizilmeli?
Belediye meclisinin görevi nerede başlıyor, dış politika nerede devreye giriyor? Dinî özgürlük ile kamusal alanın tarafsızlığı arasında nasıl bir denge kurulmalı?
24 Ağustos gecesi Montreal’de yapılan oylama belki bu sorulara kesin bir cevap vermedi. Ama bize, bu soruların artık yalnızca uzak ülkelerin değil, yaşadığımız şehirlerin ve günlük hayatımızın da konusu olduğunu açıkça gösterdi.
Kaynaklar: CBC, Global News, Montreal Gazette ve Journal Métro (24–26 Ağustos 2026).
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar