Kurgunun Özgürlüğü, Geleneğin Kırılganlığı

Plot Hole veya Anakronizm: Edebî eserlerde, dünya klasiklerinde bile kronolojik tutarsızlıklara, unutkanlıklara ve mantık hatalarına rastlanır. Yüzlerce karakteri ve olay örgüsünü yöneten büyük yazarlar da zaman zaman bu tür hatalar yapabilir.
Merhaba sevgili okuyucularım,
Uzun bir yolculuğun ardından yeniden bilgisayarımın başındayım. Bu hafta yazarlar için geri bildirimin ne kadar önemli olduğundan söz etmek istiyorum.
Okuyucularımdan kitaplarım üzerine aldığım yorumlar benim için çok değerli. Geçenlerde Mazal Kısmet kitabımla ilgili birkaç geri bildirim aldım. Bir okuyucum, kitapta “İsrael” diye yazdığım kelimenin Türkçesinin “İsrail” olması gerektiğini söyledi. Defalarca okumama ve düzeltmeme rağmen gözümden kaçmıştı.
Diğer bir okuyucum romanı ince ince okumuş; hikâyeyi çok beğendiğini, onu geçmişte birebir yaşadığı bir döneme götürdüğüm için teşekkür ettiğini söyledi. Ardından, “Birkaç şey var, söylesem kızar mısınız?” diye sordu.
“Tabii ki kızmam, düşüncelerinizi bilmek isterim,” dedim.
Kitaptaki bazı hataları tek tek anlattı: “Presyala” değil “presyada” yazılması gerektiğini, kahramanın doğum yaptığı tarihlerde çelişki olduğunu, “Viki de la Buklas” adının “Viki de las Buklas” olarak yazılmasının daha doğru olacağını … Bir de romanın Yahudi düğünü sahnesinde kırılması gereken ampulü damat yerine hahama kırdırmışım. Oysa bu gelenek, Kudüs’teki Kutsal Mabed’in yıkılışını unutmamak için damadın bir bardak ya da ampul kırmasıyla yaşatılıyor.
Düğün sahnesini yeniden düşündüm. Kitaptaki bilgiye dayalı unsurları hata yapmamak için çapraz kontrol etmiştim. Fakat bu sahneyi yazarken araştırma yapmadan, içgüdülerimle hareket ettiğimi fark ettim. Ampul ya da bardak kırmak Tevrat’ta yer alan bir emir değil; yüzyıllar içinde yerleşmiş bir kültür ve adet, yani minhag. Yahudi hukukunda, halahada da böyle bir eylemi doğrudan emreden bir kural yok. Belki bu yüzden sahneyi daha rahat yorumlayabildim.
Bu âdetin kökenine dair çok farklı yorumlar var. Ben sahnede, kırılan ampulün ya da bardağın hayatın ve insan ilişkilerinin kırılganlığını çifte ve davetlilere hatırlatmasını vurgulamak istemiştim. Ama evet, adetlere göre damadın kırması gereken ampulü ben hahama kırdırmışım.J
Bu geri bildirimler bana, “Acaba başka yazarlar da uzun romanlar yazarken yazdıklarının girdabına benim gibi kapıldıkları oluyor mu?” sorusunu düşündürdü ve Google’a sordum. Aman Allah’ım, benim gibi tongaya düşen ne çok yazar varmış! Üstelik bunun bir adı da varmış, öğrenmiş oldum: Plot hole ya da anakronizm.
Google’ın verdiği liste o kadar uzundu ki, bu durumu yaşayan yazarlardan yalnızca birkaçını sizinle paylaşacağım.
J.K. Rowling (Harry Potter Serisi): Rowling, seride sık sık kronoloji ve mantık hataları yapmasıyla bilinir. Örneğin, Harry Potter ve Ateş Kadehinde, Voldemort'un asasından en son öldürdüğü kişilerin gölgeleri ters sırayla çıkarken, Harry'nin babası (James), annesinden (Lily) önce çıkar. Oysa James daha önce ölmüştür (Yazar daha sonra bu hatayı kabul edip yeni baskılarda düzeltmiştir). Ayrıca ders programları, karakterlerin yaşları ve takvim günleri arasında çok sayıda matematiksel hata mevcuttur.
Sir Arthur Conan Doyle (Sherlock Holmes Serisi): Mantığın ve dikkatin sembolü olan Sherlock Holmes'un yaratıcısı, kendi kitaplarında büyük devamlılık hataları yapmıştır. Serinin ilk kitabı Kızıl Soruşturmada Dr. Watson, Afganistan'da omzundan yaralandığını söyler. Ancak sonraki kitaplarda bu yaranın bacağında olduğu yazılır ve Watson bacağını topallayarak yürür. Ayrıca Watson'ın eşinin ona farklı kitaplarda farklı isimlerle hitap ettiği de görülür.
Miguel de Cervantes (Don Kişot): Dünya edebiyatının ilk modern romanı kabul edilen bu eserde komik bir mantık hatası vardır. Don Kişot’un sadık uşağı Sancho Panza’nın eşeği bir bölümde hırsız Gines de Pasamonte tarafından çalınır. Ancak Cervantes eşeğin çalındığını unutup sadece birkaç sayfa sonra Sancho'yu yeniden aynı eşeğin üzerinde yolculuk ederken yazar.
Leo Tolstoy (Savaş ve Barış): Bu devasa romanda yüzlerce karakter vardır ve Tolstoy bir noktada karakterlerin yaşlarını karıştırmıştır. Romanın başlarında Natasha Rostova 13 yaşındayken, olayların üzerinden geçen zaman hesaba katıldığında ilerleyen bölümlerde mantıken olması gerekenden çok daha genç veya yaşlı göründüğü dönemler olmuştur.
Elif Şafak Zaman ve kronoloji hataları, geliştirilip unutulan karakterler / alt hikayeler, mistiklik ile mantık çelişkisi.
Ahmet Mithat Efendi: Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biri olan Ahmet Mithat, hikayeyi alelacele yazıp matbaaya yetiştirmeye çalıştığı için çok sık mantık ve karakter hatası yapardı. Bazı romanlarında bir karakteri hikayenin ortasında tamamen unutur, bazı kitaplarında ise bir karakterin adını sayfalar sonra değiştirebilirdi.
Peyami Safa (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu): Türk edebiyatının bu başyapıtında da ufak bir devamlılık hatası dikkat çeker. Romanın başlarında başkahraman olan genç çocuk, Paşa'nın evine giderken üzerinde "eski bacakları dar bir pantolon" olduğunu söyler. Ancak ilerleyen sayfalarda aynı gün içindeki bir konuşmada, pantolonunun "bol ve rahat" olduğundan bahseder.
Reşat Nuri Güntekin (Çalıkuşu): Feride'nin Anadolu'daki öğretmenlik günlerini anlatan romanda, zaman akışı ve takvim üzerinde bazı kronolojik boşluklar ve mantıksal zamanlama hataları olduğu edebiyat eleştirmenleri tarafından sıkça not edilmiştir. Feride'nin gittiği okulların süreleri ile toplam geçen zaman tam olarak örtüşmez.
Ve Google diyor ki ‘Yazarların bu tarz hatalar yapması, eserlerin edebi değerini düşürmez; aksine yapıtın arkasındaki "insani" üretim sürecini ve yazarların da bazen kendi kurgularının labirentinde kaybolabileceğini gösterir.’
Ve ben de diyorum ki her türlü yapıcı eleştiri güzeldir, kulaklarımızı eleştirilere açalım, eleştiri bizi daha iyiye taşıyan güçlü bir araçtır. Ben eleştiriye açığım, korkmayın kızmam, siz yeter ki okuyun düşünün ve eleştirin; aksine çoook mutlu olurum, çünkü bir şeyleri eleştirmek okuduğumuzu ve düşündüğümüzü gösterir! Siz ne dersiniz?
Bu günlük bu kadar bol okumayla ve düşünmeyle kalın…
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar