İSRAEL NE DEMEK?

Tevrat'ta Yakup bütün gece gizemli bir varlıkla güreşir. Sabah olduğunda ona yeni bir isim verilir: Israel. “Çünkü Tanrı ile ve insanlarla mücadele ettin ve üstün geldin.”
O geceden beri bu isim bir halkın hikâyesini taşıyor. Garip olan şu ki, isim değişmediği gibi hikâye de pek değişmedi.
Üç bin yıldan uzun zamandır aynı halk ayakta kalmaya çalışıyor. Bazen toprağını korumak için, bazen dilini, bazen inancını, bazen de sadece varlığını sürdürebilmek için.
Bugün bu mücadele başka biçimlerde devam ediyor. Kimi zaman savaş meydanında, kimi zaman laboratuvarda yeni bir teknoloji geliştirerek, kimi zaman çölde tarım yaparak. Kimi zaman bir şirket kurup dünyanın devleriyle rekabet ederek. Kimi zaman da dünyanın herhangi bir şehrinde, sadece Yahudi olduğunu saklamadan yaşayabilmek için.
Peki bütün bunlar ne için? Başkalarından üstün olmak için mi?
Bence tam tersine.
Yahudi’yi yüzyıllarca “öteki” yapan Yahudi’nin kendisi değildi. Onu toplumdan dışlayan, mesleklerden uzaklaştıran, mahallelere kapatan, aşağılayan, zaman zaman kovup öldüren başkalarıydı. Bir insanı “öteki” ilan ettiğiniz anda aslında kendinizi merkeze, onu dışarıya koyarsınız.
Bugün bile kimileri bu halkı bozulmuş, lanetlenmiş, hatta dünyadaki kötülüklerin kaynağı olarak anlatmaya devam ediyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu halktan aslında ne isteniyor?
Mısır'da köleydi, çıktı. Toprağından sürüldü, dağılmadı. Dili günlük hayattan silindi, yeniden konuşulmaya başlandı. Dünyanın dört bir yanına savruldu, bir gün yine Yeruşalayim sokaklarında çocuklar aynı dilde oynamaya başladı.
Bunların hiçbiri bu halkın kusursuz olduğu anlamına gelmiyor elbette. Israel de hata yapıyor. Israelliler de birbirleriyle kavga ediyor, yanlış kararlar alıyor, birbirlerini eleştiriyor.
Belki Israel isminin asıl güzelliği de burada. Bize kusursuzluğu değil, mücadeleyi anlatıyor.
Yakup o gece o güreşten yara almadan çıkmadı.
Topallayarak çıktı.
Ama çıktı.
Üç bin yıllık hikâyeyi bundan daha iyi anlatan bir görüntü bulmak zor.
Bu halk yaralandı, sürüldü, aşağılandı, defalarca yıkıldı ve her seferinde yeniden ayağa kalktı. Bazen dünyayla kavga etti, bazen kendisiyle, bazen Tanrı'yla bile.
Ama hâlâ burada.
Adını aldığı o geceden üç bin yıldan fazla zaman sonra Israel hâlâ kendi isminin anlamını yaşıyor.
Topallaya topallaya da olsa yürümeye devam ediyor.
Her şeye ve herkese rağmen.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar