HİÇBİR ZAMAN BAŞLAMAK İÇİN ÇOK ERKEN DEĞİLDİR
- Rosie SARFATİ

- 9 Şub 2021
- 3 dakikada okunur

(Yazarı sesli dinlemek için tıklayınız)
Hiçbir şey için çok geç değildir sözünü sık duyuyoruz hayatta. Geçenlerde bir belgesel seyrederken konuşan sağlık uzmanı, “Sağlıklı beslenmeye başlamak için hiçbir zaman çok erken değildir.” deyince “İşte bu!” diye geçirdim aklımdan. Kaçırdığımız nokta tam da bu.
Kilo almayı bekliyoruz çikolata yerine meyve yemek için. Yüksek tansiyonumuz olmasını bekliyoruz tuzu azaltmak için, damarlarımızın sertleşmesini bekliyoruz kırmızı eti kararında tüketmek için ve diyabet tanısı konmasını bekliyoruz börekler, çörekler konusunda kendimizi sınırlamak için.
Bazen bunlar bile değişim için yeterli olmayabiliyor. Ve arkamıza bakmadan sağlığımızı, yani yüksek hayat kalitesi ile geçebilecek 50 yaş üzeri hayatı geri çeviriyoruz. Bir bakıma yediğimiz ve vücudumuza uzun vadede iyi gelmeyen besinlere karşı duyduğumuz bağlılık kendimize verdiğimiz değerden ve kimseye muhtaç kalmadan acısız bir şekilde bu hayata veda etme arzumuzdan daha fazla diyebiliriz bence. Börekten, işlenmiş etlerden, tuzdan, koladan ya da sigaradan vazgeçemiyoruz ancak sağlıklı bir yaşlılıktan vazgeçiyoruz. Tam iş hayatından elimizi ayağımızı çekmişken gezmek keşfetmek için onca vaktimiz olacakken, sokağa çıkmaya halimiz olmuyor. Yaşlılık, hastalıklar, yasaklar, ilaçlar ve yan etkilerinden kendimize yeni bir dünya yaratıyoruz. Aslında tohumlarını doğduğumuz günden beri attığımız bir dünya.
Sonra da bir başka belgeselde duyduklarımı anımsıyorum. “Sağlıklı beslenmeye ne zaman başlamak gerekiyor?” Bir çocuğun anne rahmine düştüğü andan itibaren ilk 1000 günkü beslenmesinin onun hayat boyu sağlığını etkilediğini biliyoruz. Bu da hamilelik ve sonrasındaki iki yıla tekabül ediyor. Demek ki annenin hamilelikte nasıl beslendiği ile başlıyor. Ancak hamile kaldığı sırada annenin vücudundaki yağ oranı, bağışıklık sistemi ve nasıl bir sağlıkta olduğu da etkiliyor çocuğu. O zaman hamile kalmadan evvel anne adayının nasıl beslendiği bile etkiliyor ileride doğacak çocuğun kaderini. Tabii anne adayının sağlığının da onun anne rahmine düştüğü andan itibaren belirlendiğini düşünürsek eğer, çocuğun dedesinin ya da anneannesinin bir dönem alkol ya da sigara bağımlılığı olup olmaması bile çocuğu genetik yoluyla etkiliyor. Ve yine aynı cevap çıkıyor karşımıza. “Sağlıklı beslenmeye başlamak için hiçbir zaman çok erken değildir.” Ne zaman yapıyorsanız o doğru zamandır. Çünkü yapacaklarınız hem sizin geleceğinizi hem de yavrularınızın gelecekteki sağlığını etkiler.
Şimdi kendinize sormanızı istediğim sorularım var sizlere.
20 yaşındaysanız:
- Akşam geç saatlerde yeseniz de rahatsız olmadığınız için bu alışkanlığa devam ediyor musunuz? Kilo almamak için mikrobiyotanıza iyi gelmeyen yapay tatlandırıcıları ne zamana kadar tüketmek var aklınızda? Kızartmayı bırakmak için reflü başlangıcını mı bekliyorsunuz?
40 yaşındaysanız:
- Çocuklara koşturmaktan spor yapmaya vakit bulamadığınız için ekmeği, makarnayı kesip çocuklarınıza akşam yemeğinde ketçaplı makarna yedirmeye devam ediyor musunuz? Her gün çikolata yeme alışkanlıklarının oluşması sizi hiç endişelendiriyor mu?
60 yaşındaysanız:
- Misafir gelirse, torunlar gelirse ikram edecek bir şey olmalı evimde deyip, doktorun uyarılarına rağmen, yaptığınız şekerli kekleri mutfak tezgahınızda bulundurmaya ve sonunda minik minik kendiniz yemeğe devam ediyor musunuz?
80 yaşındaysanız:
- Size “Anne bu sana yasak veremem.” diyen kızınıza baskı yapıp sizi bugüne hasta ederek getiren besinleri yediğinizde içinizde bir keyif, duygusal bir rahatlama, hatta belki gençliğiniz ve çocukluğunuzla bir bağ kurduğunuzu hissediyor musunuz? Belki de tüm araştırmalar sahip olduğunuz hastalıkların yaşam tarzı ile önlenebileceğini ya da geciktirilebileceğini yazsa bile siz yaşlılıkta hasta olmak normal diye düşünerek yemeklerle sağlığınız arasında bir ilişki kurmakta zorlanıyor musunuz?
Sizden ricam bu soruların cevaplarını verdikten sonra kendinize dürüst olduğunuzu teyit etmeniz. Farkındalık özgürlüğe giden yolda ilk adımdır.
Gelin etrafımıza bir bakalım, hayat gerçekten çok kısa. İnsan ömrü uzamışken kalitesini de uzatsak güzel olmaz mı? Sadece hastaların, kilolu insanların ve mankenlerin yediklerine dikkat etmesi gerektiği algısından çıksak mı? Annemizi, çocuğumuzu, kendimizi, eşimizi, dostumuzu da alalım ve doğaya dönelim mi? Hala sağlıklıyken meyve ikram edelim mi eve gelen misafirlere? Çünkü henüz sağlık sıkıntıları olmasa da meyve yemek onlara da iyi gelecek. Eve gelirken bizi sevsinler diye çikolata getirmek yerine, hala sağlıklıyken çilek toplamaya götürelim mi çocuklarımızı? Özgürleşelim mi endüstrinin bize dayattıklarından?
Çünkü gerçek özgürlük her gün börek yiyerek ya da sigara içerek iyi hissetmek değil, iyi hissetmek için börek yemeğe, sigara içmeye ihtiyaç duymamaktır.
Sevgiyle,
Rosie Sarfati




Yorumlar