top of page

Heyecanını yitirmeyen kent: Tel Aviv

  • 1 saat önce
  • 2 dakikada okunur

 

 

İsrael hakkında fazla bilgisi bulunmayan, hatta duygusal bağlar hissedip de tam da duruma vakıf olmayan kişi ne düşünür? Pek doğal olarak “İsrael bir savaş ülkesi… Yaşanılacak bir yer değil” diye düşünmez mi? Hatta ziyarete bile gelmekten kaçınmaz mı?  

 

Oysa her şeye karşın İsrael tam da yaşanılası bir yer…Öyle dışardan görüldüğü gibi değil. Bu gece savaş patlar mı, İran saldırır mı diye içinizde bir kuşku dahi olsa yaşam tüm hızı, alışılmışlarıyla devam eder.

 

Hiç o Tel Aviv’in cümbüşüne dahil oldunuz mu? O kilometrelerce uzanan plajlarında gezindiniz, matkot oynayanları, dans edenleri, kaykaylarda gezinen gençleri, sevgilileri gördünüz mü? 


Henüz güneş yükselmeden sahil yolu koşucularla, bisikletlilerle ve denizin serinliğini içine çeken yürüyüşçülerle dolar. Dalgaların ritmiyle insanların temposu birbirine karışır. Sanki şehir güne değil, hayata hazırlanıyordur. Bir savaş ülkesi olması bu canlılığı hiç etkilemez.



Kahvaltı saatlerinde kafelerin masaları dolmaya başlar. Bir fincan kahve eşliğinde gazetesini okuyan yaşlılar, dizüstü bilgisayarını açıp çalışmaya başlayan gençler, çocuk arabalarıyla dolaşan aileler…


Her gün topraktan biter gibi yükselen gökdelenler, her şeye karşın bu ülkede ekonominin canlılığını yitirmediğini, teknoloji şirketlerinin geliştiğini gözler önüne serer. 


Rothschild Bulvarı boyunca yürürken devasa yüksek binaların gölgesi tarihi binaların üzerine düşer. Birkaç sokak ötede Carmel Pazarı'nın canlı atmosferi başlar. Baharat kokuları, taptaze meyveler, balık tezgâhları, sokak müzisyenleri ve satıcıların neşeli sesleri, kentin günlük senfonisini oluşturur. Neve Tzedek'in dar sokaklarına girersiniz. Taş evler, küçük sanat galerileri ve begonvillerle süslü avlular, modern metropolün içinde saklanmış eski bir Akdeniz kasabasını hatırlatır.


Öğleden sonra plajlar şehrin en canlı buluşma noktaları olur. Kimileri denize girer, kimileri kumların üzerinde kitap okur, gençler voleybol oynar, çocuklar dalgalarla yarışır. Gün batımına doğru ise herkes farkında olmadan aynı yöne bakmaya başlar. Güneş, Akdeniz'in ufkunda yavaşça kaybolmaktadır. Bu, Tel Aviv'in belki de en şiirsel anıdır.


Gece restoranlar dolup taşar, sokak müzisyenleri ezgilerini geceye bırakır, kafelerde sohbetler uzar. Kent, ışıklarıyla bambaşka bir kimliğe bürünür.


Ve yalnız Tel Aviv’de değil, İsrael’in her köşesinde hayat böyle devam eder, yılgı yoktur, umut vardır, geleceğe inanç vardır.


Dostlar, yeter ki gelin…Tel Aviv zaten kendini sizlere anlatacak, sizleri büyüleyecektir.

Aşağıdaki videoyu tıklamayı unutmayın


 

Av. Yakup BAROKAS



IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?






 

Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page