Hafızamızdaki 9 numara: MİKİ BERKOVİCH
- 22 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Bazı insanlar vardır, hayatınıza doğrudan girmezler ama yine de hayatınızın bir parçası olurlar. Miki Berkovich bir çoğumuz için böyle bir isim…
Onunla kişisel bir tanışıklığım olmadı ama çok uzun yıllar önce, İsrael’e yeni göç etmiş genç bir aile olarak yaşadığımız bazı güzel anıların içinde Miki de vardı. Bu yüzden bugün onun adını duyduğumda aklıma yalnızca ünlü ve çok başarılı bir basketbolcu gelmiyor; aynı zamanda İsrael’deki ilk yıllarımız, çocuklarımız, Maccabi maçları ve sarı/ lacivertli bayraklarla renklenen bir dönem geliyor.

1981 yılıydı. Biz İsrael’e henüz birkaç ay önce göç etmiştik. Yeni bir ülkeye alışmaya, yeni bir hayat kurmaya çalışıyorduk. İşte o dönemde Maccabi Tel Aviv ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. Haberin ulaştığı o gece İsrael, özellikle Tel Aviv bambaşka bir havaya büründü.
Binlerce insan şehir merkezine akmıştı. Coşku o kadar büyüktü ki, bugünkü Kikar Rabin’de belediye binasının önündeki havuza atlayanlar bile olmuştu. Biz de eşim ve iki küçük oğlumuzla arabamıza atlayıp bu büyük kutlamanın içine karıştık.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o gecenin anlamının benim için yalnızca bir basketbol zaferi olmadığını düşünüyorum. Henüz yeni göç etmiş bir aile olarak İsrael’in spordaki başarısına tanık olmanın gururunu taşıyorduk. Belki de o gece, yeni ülkemizle aramızdaki bağlardan biri daha kurulmuştu.
Maccabi bizim için sadece bir basketbol takımı değildi. Spora uzaktan yakından çok fazla ilgili olmayan ben bile oyuncuların hepsinin adını bilirdim. Her birini yakından tanıyormuşuz gibi hissederdik. Miki Berkovich, Motti Aruesti, Aulci Perry, Lou Silver, Earl Williams…
Birkaç yıl boyunca kombine biletlerimiz oldu. Maçları hiç kaçırmaz, o bambaşka heyecanı yaşamaya giderdik. Tezahüratlar, sarı/lacivert flamalar, aynı renkte şapkalar ve boynumuza taktığımız atkılar…
Takımın en özel ismiydi Miki Berkovich… Maccabi’nin efsanevi 9 numarası… Miki 1971’de henüz 17 yaşındayken Maccabi’nin A takımına yükseldi. 1977’de ilk Avrupa şampiyonluğunu kazanan takımın içindeydi. 1981’de gelen ikinci şampiyonluğun başrol oyuncularından biri oldu. Maccabi, Strasbourg’daki finalde Bologna’yı 80-79 yenerken Berkovich’in performansı zaferin unutulmaz parçalarından biri olarak spor tarihine geçti.
Benim hafızamdaki Berkovich yalnızca parkede gördüğüm o büyük yıldız değil... Dizengoff caddesinde bir spor mağazası vardı Miki’nin. 1980’li yıllarda bu tür dükkanlar günümüzde olduğu gibi yaygın değildi. Oğullarımı alır, onlara ayakkabı almak için o dükkâna giderdim senede birkaç kez. Dükkânın adını anımsamıyorum. Bazen Miki, bazen de ona inanılmaz çok benzeyen babası olurdu dükkânda…Miki’nin servis yaptığı günlerde alışverişin ayrı bir zevki ve heyecanı olurdu hem benim hem de onu yakından görmekten mest olan oğullarım için…
O günlerde bunun yıllar sonra hafızamda böyle özel bir yer tutacağını elbette bilmiyordum. İnsan bazı anların değerini o anda değil, yıllar sonra anlıyor. Bugün Miki Berkovich’in adını yeniden bu kadar sık duymamızın, gazetelerde, sosyal ağlarda rastlamamızın nedeni ise ne yazık ki bir basketbol zaferi değil…
Ailesi geçtiğimiz günlerde, Miki’nin yaklaşık iki buçuk yıldır Demans’la mücadele ettiğini kamuoyuna açıkladı. Aile bu zor süreci uzun süre kendi içinde yaşamış. Bugün ise Miki’nin artık sürekli gözetim ve bakıma ihtiyacı var.
Geçen hafta 24 Ağustos gecesi yayınlanan Niv Raskin’in hazırladığı “Miki’nin Sırrı” adlı belgeseli izleyenlerden hiçbirinin gözleri kuru kalmadı. Halen yakışıklı, eşi, çocukları ve torunları tarafından sevgiyle kucaklanan Miki’nin sevecen, güler yüzlü ancak dünyadan kopuk hali canımızı acıttı, yüreğimizi burktu. Oğlu Roy bu açıklamayı; “babalarına duydukları sonsuz sevgi ve bağlılık” nedeniyle yaptıklarını söyledi.
Berkovich ailesinin Miki ile ilgili anlattıklarını dinlerken aklıma ister istemez “hafıza” kavramı takıldı. Bir zamanlar binlerce insanın hafızasına unutulmaz anları kazıyan bir adamın, bugün kendi hafızasının zorlu bir sınavdan geçiyor olması, hayatın ne denli tuhaf ve kırılgan olduğunu hatırlatıyor.
Miki Berkovich İsrael basketbolunun bir dönemine damgasını vurdu. Bir neslin heyecanına ortak oldu. Ben bugün onu düşündüğümde halkın “Miki…Miki” diye tezahüratını, insanların coşkusunu, ailemle şampiyonluğu kutlamaya gittiğimiz geceyi, sarı/lacivertin dalgalanmasını, Dizengoff’taki dükkânda ayakkabı satın alırken ettiğimiz kısacık konuşmaları hatırlıyorum…
Miki ne yazık ki bunların hiçbirini hatırlamıyor, hatırlamayacak artık. Biz hatırlıyoruz. İsrael halkı hatırlıyor. Onun hafızamızdaki yeri değişmeyecek…
Hafızalarda Miki Berkovich hep sarı/lacivert 9 numaralı formasıyla, Maccabi’nin büyük ve unutulmaz gecelerinden birinde kalacak.
Bazen bir insanın hayatımıza bıraktığı en büyük iz, onun bizi hatırlaması değil, bizim onu hatırlamaya devam etmemizdir.
Nelly BAROKAS
İYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar