Doktorluk Tatmin Edici Meslek
- 18 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Yarı Şaka Yarı Ciddi
Doktorluk Tatmin Edici Meslek
Bu başlık altındaki yazıların 20-25 sene önce yazıldığını her seferinde önemle belirtiyorum bildiğiniz gibi. Çünkü dünya büyük hızla değişiyor, bazen, o zaman abartı ile yazdıklarım bile bugün gülünç derecede geçerli değil. Bu durum haydi haydi bu seferki konu hakkında da geçerli. Aranızda doktorlar varsa hoş görün lütfen...
Meslekler arasında, toplumdaki imajı en yüksek olanlardan bir tanesi doktorluktur. Anneler, için için, kızlarının doktorla evlenmesi için dua ederler (sanki yanlız erkekler doktor olabilirmiş gibi). Bilmiyorum hala geçerli mi, eskiden “doktor karısı” diye bir deyim bile vardı (yani doktorun itibarı karısına da bulaşırdı). Mesela ben bugün bile babam doktordur diye böbürlenirim.
Neyse, nerden mi aklıma geldi doktorlarla uğraşmak? Bu yılın başında doktorlara baya bi ihtiyacım oldu. Onları, bu kez yanlız aile doktorları pozisyonunda değil tamirci rolünde de gördüm. Çok yetenekli bir operatör beni ikiye kesti, içimdeki bir boruyu değiştirerek beni eskisinden sağlam yaptı. Ben bu kişiye hayatımı borçlanmadım mı?
Yani? Bu vesile ile yanlız onu değil etrafındaki sistemi, 24 saat arı gibi çalışan yardımcı doktorları, fedakâr hemşireleri de çok yakından görmüş oldum. Yalnız onlara mı? Teşhisi koyan doktora da borçluyum. Ya durumu fark etmeseydi?. Ameliyattan sonra çabucak eve postalandıktan sonra doğru dürüst nefes almamaya başlayınca beni evimden alarak hastanesinde dopingle canlandıran dostum Rodrig'e da çok borçluyum.
Peki, İsrail’deki 7.5 Milyon kişi de bu ülkedeki 20 Bin doktora borçlu değil mi? Veya bugün değilse yarın borçlu olmayacak mı?.
Liseden sonra en az 14 -15 yıl okuyup çalıştıktan sonra “doktor” ünvanına hak kazanan bu insanlarla ilgili verilerle ilgilendim. Biraz istatistik (İsrail için geçerli) vereyim size:
Ortalama yaşları 49. Kadın doktor oranı %30. Ortalama 3 çocukları var (bu yüksek bir oran, İsrael ortalaması 2.2). %90’ı evli. %87’si maaşlı çalışıyor. Bugün için branşlarındaki ortalama kıdem 17 yıl. Haftada ortalama 56,4 saat çalışıyorlar. %70’i aşağı yukarı her hafta sonu çalışıyor (yazık vallahi). Ailelerine ayırabildikleri zaman çok az (haftada 26 saat). Diğer mesleklere kıyasla işlerindeki yük ve sorumluluk son derece yüksek (10 üstünde 8).
Peki maaşları nasıl? Bari tatmin edici mi? Ortalama brüt maaşları 27,400 şekel (ilk 5 senede 15,000 şekel, tabii ki bu maaşlar bol bol uykusuz gece nöbetleri sayesinde, yoksa sormayın daha iyi? ). Doktorların %50-60’ı, yaptıkları işe göre maaşlarının düşük olduğunu düşünüyor (çok haklılar). Buna karşılık %80’i mesleklerinden çok tatmin olduğunu söylüyor (mazoşist bunlar yahu!).
Doktorlar da insan! Karakterleri mesleklerine yansıyor. 9 yıl önce yayınlanan ilk Bültenler’den birinde yine doktorlar hakkında yazmışım, o yazıda doktorları aşağıdaki gibi değişik gruplara ayırmışım (o dönemlerde her halde doktorlara ihtiyacım daha az olduğu için fena bastırmışım, bugün bilmiyorum yazarmıydım böyle):
a. Sadece kendi kendileri ile danışan, diplomalarını bizzat Allah’tan almış doktorlar.
b. Bölümlerini askeri bir birlik gibi idare eden kumandan doktorlar.
c. Sizi en kötü senaryolara ortak eden, anlamayacağınızı bile bile, korkutucu tıbbi deyimler kullanıp sizi kâbuslara sürükleyen demokrat doktorlar.
d. Size hiç bilgi sızdırmayarak sizi ve ailelerinizi devamlı arkalarından koşturan Mossad geçmişli doktorlar.
e. Hastalığınızın tehlikelerini size detaylarıyla anlattıktan sonra, siz, çabucak iyileşip ayağa kalkınca şaşırıp hayal kırıklığına uğrayan kötümser doktorlar.
f. Aslında bütün işi sırtlayıp götüren, fakat yardımcılığını yaptıkları bölüm başkanı doktorun koltuğuna çakılıp kaldığını gördükçe tatminsiz yaşayan “bölüm başkanı yardımcısı” doktorlar.
g. Giderek nadir olmaya başlayan, doktorluğu geçim kaynağı değil bir hayat yaşamı olarak seçmiş “insani” doktorlar.
Doktorların kendi meslekleri ve biz hastalar hakkında ne düşündüklerini anlamak adına, uzun zamandır, bir doktorla mülakat yapmayı aklıma koymuştum. Ama, söylediklerinin yayınlanacağını bilirse samimi konuşmayacağını bildiğimden, ne yapsam diye düşünüp dururken geçenlerde elime beklediğim fırsat düştü. Benim kim olduğumu hiç bilmeyen bir doktoru arabamla bir yere götürdüm. Kendisine Amerikada’ki meşhur John Hopkins üniversite hastanesinde proktoloji bölümü başkanlığı yaptığımı ve kısa bir vatan ziyareti için İsrail’e geldiğimi anlattım. Kendisi, aile doktorluğu yaptığını söyledi. Onun bana soru sormasına fırsat bırakmadan “Yahu anlat bakalım İsrael’de doktorluk yapmak nasıl? buradaki hastalarla uğraşmak zor mu? Kolay mı?” diye sordum. Duyduklarımı kısaca özetliyorum:
“Çok kolay. Müthiş bir şey İsrael’de doktorluk yapmak. Dünyadaki tıp araştırmalarını takip etmemize kesinlikle gerek yok. Araştırmalar bizin ayağımıza kadar geliyor. Hastalar bize gelmeden önce kendi hastalıklarına Internet yardımıyla teşhis koyup hastalık ve tedavileriyle ilgili bütün araştırmaları okuyup öğreniyorlar.
Geldiklerinde onlara bir tek doktoru hastalık hakkında sınava çekmek kalıyor. Hastalar, doktorun hastalığı iyice tanıdığına kani olduktan sonra, ona geneleksel ilaç tedavilerden daha da etkin alternatiflerin olduğunu bile öğretiyorlar. Reçeteyi yazdırıp gidiyorlar. Her geçen gün hastalardan öğrendiklerimle daha iyi bir doktor olduğumu hissediyorum vallahi...
Moşe MİTRANİ
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar