Ara Fosilleri !!
- 3 saat önce
- 3 dakikada okunur

YARI ŞAKA YARI CİDDİ
(Bu başlık altındaki yazılar yaklaşık 2000-2005 yılları arasında İsrail'deki Türkiye'liler Birliği'nin tarihi Bülten gazetesinde yayınlanmıştır.)
Hayatını tereddütler arasında bocalamakla geçiren bir kişi olarak, derin bir inançla siyahı veya beyazı seçmiş insanlara her zaman gıpta etmişimdir. Demek ki kendilerini bu kadar emin kılacak bilgiyi toplayıp sindirebilmişler ve son kararlarını ona göre vermişler.
Geçenlerde Charles Darwin’in 200. doğum günü ve ünlü evrim teorisini sunduğu “Türlerin Kökeni” adlı kitabının 150. yılı kutlandı. Darwin, teorisini, sadece dış çevreye uyum sağlayabilen, daha elverişili özellikleri olan organizmaların “doğal seçilim“ veya “doğal ayıklanma” yoluyla ortaya çıktığını öngören bir kuram üzerine oturttu. Bu teoriye göre, benzerlerine kıyasla daha işe yarar (veya dayanıklı diyelim) özelliklere sahip olan canlılar, genetik yapılarının değişmesi ile soylarını devam ettirme şansını arttırıyorlar.
Saygıyla başımı eğerim.
Bunun karşısında, bütün canlıları tanrının bir anda yarattığını öngören dinsel inanç var.
Başımı tekrar, en az yukarıdaki kadar, saygıyla eğerim. Ya doğrusu bu ise diye.
Darwın’in yolunda giden araştırmacılar tüm canlıların ortak bir atadan geldikleri için akraba olduklarını söylerler. Bunlara göre, tüm memelilerin ortak atası yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış faremsi bir canlı, tüm canlıların ortak atası 600 milyon yıl önce yaşamış su solucanları, tüm canlı ve bitkilerinkilerinkilerin ise yaklaşık 3,5 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikro organizmalarmış!
Bunu okuduktan sonra farelerden daha az iğrenmeye, oltalarının ucuna solucan takanlara ise iyice gıcık olmaya başladım. Ulan oltanızın ucuna dedenizi oturtacağınıza ekmek parçası taksanıza.
Dinsel teoriye inanananların Darvincilerinkilere karşı en büyük kozları (çürütücü ispatları) şimdiye kadar hiçbir “ara fosil” bulunmaması idi. Yani, “nasıl oluyor da bir tipten öbürüne doğru geçiş dönemindeki canlılara ait ara fosiller bulunamadı?” Diye soruyorlar. Onlara göre, bunun anlamı, canlıların aslında hiç değişmeden, yaratıldıkları gibi kalmış olmalarıdır. Yani “Darwin’in anlattıkları palavra” diyorlar.
Ama değerli bilim dergisi “Nature”, Darwin’in yaş gününü kutlama vesilesi ile bombayı patlattı: 150 Milyon yıl önce yaşamış, tüylü sürüngen fosillerinin bulunmuş olduğunu açıkladı. Yani bunlar aslında kuşların ataları imiş. Ayrıca, pulları, yüzgeçleri ve solungaçları olan, artık yavaş yavaş denizde yaşamaya hazırlanan ama o dönemde henüz karada yaşayan sürüngeç fosilleri de bulunmuş. Hele hele balina ve benzeri memelilerin karadan denize geçtikleri bilinmiyor mu ki?
Ben bütün bunları okuyunca, etrafıma biraz daha dikkatli bakar oldum. Örneğin, bizim apartmanda bir üstümüzde oturan ailenin, hiç olmazsa davranışları itibariyle, atalarının orangutan olduğundan artık hiç şüphe etmiyorum diyebilirim.
Sizi bilmem ama, ben ne olur ne olmaz diyerek orucumu duamı eksiksiz yerine getirmekle beraber, kafam şu evrim teorisine takıldı kaldı. Acaba bu evrim olayı- yani güçlünün ayakta kalma meselesi- insanlığın sosyal hayatı için de geçerli olabilir mi diye kafayı biraz kırıyorum.
İsmini izni olmadan burada vermeye karar verdiğim çok yakın bir arkadaşım, (affet Jeff) eşek gibi ağır çalıştıktan sonra kazandığının büyük bir kısmına el koyan vergi idaresinin, kesilen vergilerle İsrael’deki parazitleri beslemesine son derece bozulur. O kadar ki, asalak ve zayıf fertlerin sosyal yaşamda yerlerinin olmadığına yani, yok olmaları gerektiğine inanır.
Ben bu işe başka açıdan bakmayı tercih ediyorum:
İsrael’e geleli beri 40 yıl geçti. O günkü insanlarla bugünküler arasında fark var gibi geliyor bana. Şiddet, medeniyetin gelişmesi ile ters orantılı olarak, azalacağına, arttı. Sanki bugünkü insanlar çok daha hırçın, kaba ve hedefe odaklanmış tipler. İnsanlardaki utanç duygusu kaybolma yolunda. Geçinmek için, daha fazla para kazanmak için, her şey mubah.
Bugünkü çocuklara bir bakın. Her biri birer canavar. Eskiden anne ve babalarımız bizi öğretmenlere teslim edip “eti sizin kemiği bizim” derlerdi. Bugün öğretmene verdikleri, “bana bak, çocuğumu fazla üzme yoksa karşında beni bulursun” mesajı. Öğretmenler velilerden korkuyor. Temel eğitimlerini ailelerinden alan çocukların karşılarındaki “örnek eğitmen” simaları kendi anne ve babaları. Komşularına küfreden, deli gibi araba süren, para için her türlü kaypaklığı yapabilen, her yerde bağıra çağıra konuşan kaba anne babalar. Aile çerçevesinde bu şekilde yetişen çocukların hayatta değişik kişiler olma şansı var mı sizce? Bu çocuklar artık hiç değişmeden, aynen bu şekilde, İbrani ırkına imzalarını atacaklar...
Geçenlerde polis, arama esnasında bir evde 60 otel havlusu bulmuş! İsrotel zincirinin 2008 yılı bilançosu: otellerinden 346 bin Shekel değerinde 25 Bin kalem mal çalınmış. 2009 yılının ilk 4 ayındaki durum ise 190 Bin Shekel değerinde,10 Bin kalem çalınmış mal. Yani iş vahimleşiyor. Japonya ve Amerika, seyyar satıcılık yapan, gelen geçene sülük gibi yapışıp mal satan İsrael’li gençlerden yaka silkiyor. Ama o ülkelerdeki dükkancılara “işinde nasıl bir satıcı isterdin?” sorusuna alınan cevap “İsrail’li bir satıcı isterdim” oluyor. Ne büyük şeref!!.
İnsanlarda utanma duygusu yok olma yolunda demiştim ya, en hasta olduğum şeylerden biri trafik ışıklarında burnunu karıştıran, yan araçtaki şöförü süzen sürücüler. Geçen gün trafikteyken yandaki şoför utanmadan beni süzüyordu. Hışımla ona geri bakış atarken parmağımın derin bir şekilde burnumda takılı olduğunu fark ettim, yerime sindim!.
Neyse konumuza dönelim.
Arkadaşlar, eğer aslında Allah haklıysa bizi (beni) affetsin ama görünüşe göre, tüm İsrael halkının şu anda birer "ara fosili" olduğunu kabul etmek zorundayız galiba! Bu demektir ki, daha dayanıklı (yani iyice seçme-chozen- ve giderek kalıcı-durable-) bir millet olma yolunda hızla ve yılmadan koşuyoruz...
Moşe MİTRANİ
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar