top of page

Distopya Gerçek mi Oldu: 2026’da Kütüphaneler Neden Gece Yarısı Boşaltılıyor?Fikirler Sansürlenebilir mi?

  • 2 saat önce
  • 3 dakikada okunur

                                      

Distopik roman nedir? Distopya, genellikle baskıcı bir devlet yönetiminin, katı toplumsal kontrolün, sansürün ve insan doğasının yok edilişinin işlendiği karanlık, hayali bir geleceği anlatır. George Orwell 1984’ü yazarken, tam da bu tanıma uyan karanlık dünyasının bir gün gerçek kütüphane raflarından toplatılacağını tahmin etmiş miydi? İlk olarak Mayıs 2025'te Kanada'da Alberta hükümetinin yeni kütüphane standartlarını duyurmasıyla başlayan kitap yasaklama krizi, 5 Ocak 2026 itibarıyla resmi yasak kararının yürürlüğe girmesiyle zirveye ulaştı. Kanada ve ABD’de yaşanan son gelişmeler, distopik romanları aratmayan bir gerçeğe dönüştü. Hükümetlerin ve politik grupların baskısıyla binlerce yasaklı kitap sessiz sedasız imha ediliyor ve raflardan kaldırılıyor.

 

İstediğimiz gibi düşünebilir miyiz? Galiba evet eğer düşüncelerimizi kendimize ait zihin denen o  kapalı kutuda tutarsak sorun yok...


Ama ya o düşünceler kalemimiz yolu ile beynimizin sansür süzgeçinden geçmeden kalemimiz vasıtası ile taşarsa?


İşte bu eylem belki yüzyıllardır birilerinin hoşuna gitmeyen düşünceler olabilir o nedenle cezalandıralabilir, yargılanabilir ya da yasaklanabilirsiniz. Çünkü o birileri kimin sesi çıksın, kimin sesi çıkmasın, kimin sesi nasıl çıkacak karar vermek ister.


Aylar önce yapay zekanın beni bir yönü ile rahatsız ettiğini ve yaratıcılığı öldürdüğü ile ilgili bir yazı yazmıştım geçen yazımda ise kitapların sanal zeka firmaları tarafından toplattıldığı ve içindeki bilgilerin taranıp yapay zekaya aktarıldıktan sonra kitapların imha edildiğinden bahsetmiştim ve burada beni en çok ürküten nokta gelecekte bilgilere sadece yapay zekanın bize verdiği gerçeklik kadar erişebilecek olmamızın başlangıcının haberi olması idi; bu durum sanki birey kütüphaneye girip kitaplar arasında kaybolup bir bilgiden diğerine atlayıp, araştırma yapıp, kendi sentezine ulaşmak isterken, sanki bir gardiyan kütüphanenin kapısına dikilip soracak : ‘İstediğin nedir?’, ’ Şu şu bilgi’

Gardian ‘Al ve git, işte bukadar. Kütüphane falan yok bilgi benim verdiğim kadar.’

Hal bu durumların çok da uzakta olmadığını gösterirken internet üzerinde haberlere göz atarken aşağıdaki bir haberi okudum.

 

Raflardan Kara Listeye: Kütüphanelerde Kitap Sansürü

Sansürü ve diktatörlüğü eleştiren 1984 ve Damızlık Kızın Öyküsü gibi başyapıtlar, "uygunsuz içerik" gerekçesiyle okul kütüphanelerinden ilk elenenler oldu.


Kanada’da Yasa Baskısı: Alberta'da Ağustos - Eylül 2025 döneminde Edmonton ve Calgary okul yönetimlerinin 200'den fazla klasiği raflardan indireceğini açıklamasıyla olay dünya basınında geniş yer buldu.

 

Gizli Depolar İfşa Oldu: Mart - Nisan 2026 aylarına gelindiğinde, bilgi edinme yasası sayesinde okulların binden fazla klasiğin grafik versiyonunu (çizgi roman kopyalarını) sessizce depolara kaldırdığı resmi belgelerle ortaya çıktı.


Milyonlarca Öğrenci Kitapsız: ABD’de yasaklanan kitaplar sayısı tarihi rekor kırarak binlerce okulda edebiyat derslerinin içeriğini tamamen değiştirdi.


En Çok Yasaklanan Kitaplar: İyiliği Korurken Özgürlüğü Yakmak

Distopik sansür dalgasında ilk kurbanlar, ironik bir şekilde totaliter rejimleri ve toplumsal adaletsizlikleri eleştiren eserler oldu. İşte şu an Kanada ve ABD kütüphanelerinde okuyucudan adeta kaçırılan, dünyada yasaklanan popüler kitaplar listesinin zirvesindeki 3 eser:


1984 – George Orwell: Orwell bu ölümsüz eserinde totaliter bir devletin korku, kitlesel gözetim ("Büyük Birader") ve manipülasyon yoluyla insan zihnini, dilini ve geçmişini nasıl kontrol altına alabileceğini anlatmıştır. Kelimelerin yok edildiği "Yenidil" ve her gün tarihi yeniden yazan "Hakikat Bakanlığı" üzerinden, iktidarların toplumu nasıl köleye dönüştürebileceğine dair evrensel bir uyarı yapar. Ne acıdır ki, bugün bu romanın kendisi "gençlerin zihnini manipüle ettiği" gerekçesiyle sansürlenip, bizzat eleştirdiği "Hafıza Deliği"ne atılıyor.

 

Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood: Kanada edebiyatının bu güçlü eseri, kadın hakları ve dini baskıları distopik bir dille ele alıyor. Ancak muhafazakar gruplar tarafından "cinsellik ve aşırı karamsarlık" gerekçesiyle okul kütüphanelerinden kaldırılıyor.

 

Bülbülü Öldürmek – Harper Lee: Irkçılık ve adaletsizlik üzerine yazılmış en büyük klasiklerden biri olmasına rağmen, içerdiği sert tarihi dil ve toplumsal gerçekler yüzünden "rahatsız edici" bulunarak raflardan indiriliyor.

  

Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanında ise , kitapları yakmakla görevli itfaiyeciler kurgusal bir dünyadaydı. Bugün ise o itfaiyeciler, ellerinde yasal kararnameler ve politik listelerle gerçek dünyada kütüphane kapılarına dayandılar. Gençleri "korumak" bahanesiyle fırlatılan her yasak, aslında onları sorgulamaktan, eleştirmekten ve özgürce düşünmekten mahrum bırakıyor.

Dijital çağın zirvesinde, bilginin en eski kaleleri olan kütüphanelerin bu şekilde boşaltılması toplumsal bir gerilemenin en net kanıtıdır.

 

Bilgiler İnternet üzerinde ulaşıma serbest alandan edinilmiştir.

Kitaplarla kalın, okumak güzeldir.


Rahel Çela Behar


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 











Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page