top of page

DİNAH-KIRMIZI ÇADIR- SU BASKINLARI...

(Yazarı sesli dinlemek için tıklayınız)



BEN GERÇEĞİM

BEN KADINIM

BENİM ACIM GERÇEK!


BEN HİNDİSTAN’DAN AHANA-IŞIK

ANNEM ADLANDIRDI BENİ,

O GÜNÜ HATIRLIYORUM,

GÖZLERİMDE YAŞLARLA, O GÜNÜ HATIRLIYORUM,

ADIM HAYATIMI AYDINLATMAYA YETMEDİ,

BİRİ GELDİ, BENİ ANNEMİN KOLLARINDAN ALDI…


BEN BENGALDEŞ’TEN APARİJITA- GÜZELLİK, ÇİÇEK,

ADIM YETERLİ DEĞİLDİ,

VARDIĞIM BAHÇELERDE ÇİÇEKLER AÇTIRMAYA,

BİRİ GELDİ, BENİ ANNEMİN KOLLARINDAN ÇEKTİ,


BEN NİGERİA’DAN ESTHER-YILDIZ

O GÜNÜ HATIRLIYORUM,

BENİM ACIM GERÇEK,

BİRİ GELDİ, RUHUMU ÇALDI,



ANNELERİMİZ HER ZAMAN BİZİ

IŞILTILI ADLAR İLE ADLANDIRDI

FAKAT ŞANSIMIZ IŞILDAMADI,


BEN DINAH…

O GÜNÜ HATIRLIYORUM

TRAJEDİNİN GELİP

BENİ ALDIĞI GÜNÜ

BEN GERÇEĞİM

BENİM ACIM GERÇEK!

İki hafta da biri katıldığım Torah okuma toplantısındayım.


Peraşa Vayişlah’ı okuyoruz...


Her yıl, baştan okuduğumuz Torah’daki her hikaye, değişen dünya koşullarına göre, bize tekrar farklı hayat dersleri veriyor.

Peraşalarda, günümüzle, özleştireceğimiz o kadar çok şey var ki...


Torah’da ki hikayelerde, nerdeyse 4000 yıl öncesinde yaşanmış, aile, aşk, kardeşlik, doğa olayları, hatta annelik gibi kavramlar, günümüzdeki hayatımıza dair ipuçları verirken, öte yandan sorgulama yapmamızı sağlar.



Örneğin, o dönemlerde de salgınlar yaşanmıştı, şimdi covid var, Nuh'un gemisinde anlatılan, su baskınları, dünyanın her tarafında, hatta medeni ülkelerde dahi hala yaşamları tehdit ediyor, geçen hafta ‘BC Abbosforda’, yaşanan su baskınında bir çok can kaybedildi, genç bir kız otoyolda metrekareye düşen aşırı yağmura takıldı, aracı sürüklendi hayatını kaybetti.


Arkadaşlarımla, okumayı yaparken yukarıdaki düşünceler geçiyordu aklımdan. Ne çok şey vardı, Vayislah peraşası içinde, kardeş ilişkileri, aşk, soykırım, istismar, adlarımızın hayatımıza nasıl etki ettiği, (Hikayenin finalinde Yakup’un adının İsrail'e dönüşmesi)


… ve tabbi bir sevgilinin, bir annenin, Rachel’in doğum sırasında hayatını kaybetmesi, Rachel hayatı boyunca kısır damgası yememek için mücadele etmiş, en sonunda, ikinci evladına kavuşurken hayatını kaybetmişti. Annelik her çağda zordu, hele ki anne olamazsanız birçok toplumda, hala zor! kısırlık madalyonunu bir ömür boyu taşırsınız, Rachel, bu madalyonu taşımamak için hayatı boyunca mücadele etmiş, ağıtlar yakmış sonunda da hayatını kaybetmişti.


Yakup’un hayatına bakıcak olursak, Yakup, anne karnından itibaren kardeşi İsa’yla mücadele etmeye başlamış, daha sonra uzun yıllar Haran'da yaşamış, kayınpederi Laban için çalışmış, aşık olduğu Rachel’e kavuşmak için mücadele etmiş, sonunda Laban'dan bağımsız yaşamaya karar vermiş, o ve ailesi eşyalarını toplayıp ‘Kenan’ diyarına gitmiş. ‘Kenan'da, yerleşme düşüncesiyle Shem şehrinde durmuşlar, işte bu noktada bana göre Yakup'un en kötü kabusu Shem'de gerçekleşmiş.


‘Lea’nın Yakup’a doğurduğu kızı Dinah, yerel kadınlarla tanışmak için ailesinin kampından ayrıldığında, Shem (şehirle aynı adı taşıyan bir prens) tarafından kaçırılıyor, tecavüze uğruyor. Tora, Shem'in hesaplanmış adımlarını anlatır: Onu gördü, onu kaçırdı, onunla yattı, ona eziyet etti. “Onunla yatmak” ile “onu rahatsız etmek” arasındaki fark nedir? Rashi, Midraş'tan alıntı yapar, onu hem geleneksel bir şekilde (“yalan”) hem de alışılmadık bir şekilde (“ıstırap”) istismar ettiğini açıklar.’


Geçen haftaki Torah toplantımızda, çoğu konuşmacı, BC yi etkisi altına alan su baskını üzerine bağladı Peraşa’yı.

Konuşma sırası bana gelince, kadınların yaratılıştan beri varolmak için mücadele ettiğini, Dinah’nın durumunun beni etkilediğini, Dinah’nın Torah’da bu olay dışında sözü edilmediğinin, hatta Dinah’ın Torah’da tek bir kelime bile söylemediğinin dikkatimi çektiğini söyledim.


(Dinah’dan bahsedip Anita Diaman’ın ‘Red Tent-Kırmızı Çadır’ adlı kitapından bahsetmesek olmaz. Bu kitapta yazar zengin bir hayal gücüyle dünyanın erken dönemine uzanıyor ve modern bir kurguyla Dinah’ya ses veriyor, okumadıysanız mutlaka okuyun.)


Rachel’ın hayatı, Lea’nın hayatı, Dinah’nın hayatı kolay değildi, günümüzde de kolay değil. Kadınlar yirmi birinci yüzyılda, hala hakları için mücadele ediyorlar. Konuşmamda boşandıkları için veya sevgilileri ile birlikte olmak istemedikleri için sokak ortasında öldürülen kadınlaradan bahsettim.


Hala bir çok toplumda çocuk gelinlerin annelerinin kucağından adeta satılacak bir mal gibi koparıldığından, kızların hatta; kız- erkek ayrımı yapmadan, çocukların bazen en yakınları tarafından istismarından, çocuk istismarının hala dünyada ve ülkemizde çok yüksek oranda olduğunu anlattım.


Bu gece Hanuka mumlarını yakacağız, Hanuka ateşinin tüm insanlığı iyilik ateşi ile sarması dileği ile…


Bugünlük bu kadar, sevgi ile kalın…

Rahel Çela Behar


Commentaires


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page