top of page

Boş ver, yarın hallederim…


Bugünün işini yarına bırakma! İşte benim hayat felsefem bu. Her daim böyleydim, hiçbir şeyi ertelemeyi sevmem. Çünkü benim düsturum şudur: Yapılacak her iş öncesinde, mutlaka planlı ve zamanlı çalışmak gerekir. Her işin bir yapılma zamanı vardır. Bu zamana harfiyen uymak yaşanabilecek olası sorunların önüne geçer. Bir işi ertelemek, bir anda sürpriz şekilde ortaya çıkacak başka işler ile beraber karışabilir. Bu da ciddi bir birikme ve sorun yaratır. Özellikle de benim gibi takıntılı insanlar için.


Şu pandemi var ya, şu pandemi… Yine yaptı yapacağını. Ben ki, alışveriş listemin her kalemini aynı gün içerisinde tamamlayan, ben ki e-posta kutumda tek bir cevaplanmamış mesaj dahi bırakmamaya özen gösteren, ben ki dolabımda eksik bir ürün olmasın diye her üründen ikişer yedek alan, ben ki arkadaşlarımın doğum günü hediyelerini 3 hafta öncesinden sipariş eden insan, bir anda kendimi, “Aman ya boş veeeer, yarın hallederim!” derken buluverdim. Sözler ağzımdan çıkar çıkmaz da, “Bunu ben söylemiş olamam,” diye hayıflanmaya başladım.



Sakın yanlış anlaşılmasın, işlerimi erteleme sebebim, aşırı yoğunluğumdan kaynaklanmıyor – aksine evden çalışmaya başladığımdan bu yana, günde en az 2 saat fazladan vaktim var. Ofise git, dön, trafik sıkışıklığı, giyin, süslen, makyaj, kuaför derken, günde iki saatim “heba” oluyordu. Peki, madem artık daha fazla vaktim var, neden işlerim bir türlü bitmek bilmiyor? Neden yaptığım listeler sürekli olarak ertesi güne sarkıyor? Kısacası neden hiçbir işe yetişemiyorum? İmdaaaat!


Sebebi çok basit aslında ve onu da bir atasözümüz ile açıklamak istiyorum: İşlemeyen demir paslanır. Bir başka deyişle bu süreç hepimizi yavaşlattı, hantallaştırdı, verimsizleştirdi. Pandemi bireysel ve sosyal hayatımız üzerinde öyle ani ve beklenmedik etkiler yarattı ki, en çalışkanlarımız bile tembelleşti, eskisine oranla daha umursamaz, daha kaygısız hale geldi. Tekdüze fiziki ve sosyal çevrenin etkisiyle internet ve sosyal medyada geçirilen uzun saatler sonucunda zihinsel ve duygusal becerilerimiz zarar gördü. Bununla da bitmedi, yaşadığımız belirsizlik akılcı olmayan kararlar alma, uygun olmayan davranışlar sergileme, kaygı düzeyinde artış ve doğruluğu kesin olmayan bilgiler edinip paylaşma gibi olumsuz sonuçları da beraberinde getirdi.


İnanması güç, ama evlerimize kapanmamızın üzerinden tam bir sene geçti. Hiçbirimiz bu dönemin bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk ve artık sosyal yaşamdaki bu belirsizlik hepimizi oldukça yormuş durumda. Pandemi elbet bitecek, ama biz eskisi gibi olacak mıyız?


Demem o ki, pandeminin psikolojik etkileri virüsten bile çabuk yayılıyor. Tavsiyem, size ne iyi geliyorsa onu yapın. Akşamları bir kadeh şarap mı sizi rahatlatıyor, için! Ya da deniz kıyısında (maskeli de olsa) yürüyüş yapmak mı vücut elektriğinizi azaltıyor, yürüyün. Yoga, terapi, meditasyon, dua… sizi hangisi daha fazla mutlu ediyorsa ona odaklanın.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page