top of page

Ben Nereye Ofisim Oraya




Çocukken kaplumbağalara çok özenirdim, evlerini sırtlarında taşımaları bana hem çok ilginç, hem de bir o kadar pratik gelirdi. Taşınma derdi yok, dekorasyon masrafı yok, boya badana yapmana gerek yok… Oh ne ala hayat. Kaplumbağaların sırtındaki kabukları sadece evleri değil onları zararlardan koruyan bir kalkandır da. Kabuktan yapılmış bu evin pencerelerinden ancak başını, bacaklarını ve kuyruğunu çıkartabilirler. Tehlikeyle karşılaşınca da hepsini içeriye çekerler. Her neyse, sanırım bu kadar biyoloji dersi hepimize yeter.


15 Mart 2020 günü ofisimizin “bir süreliğine” kapatılacağı ve “bir dönem” evden çalışacağımızı söylediklerinde, bu belirsiz dönemin iki seneyi aşacağını asla tahmin etmemiştik. Evden çalışma fikri o aralar bana tamamen yabancı bir kavramdı ve bunu becerebilecek öz-disipline sahip olduğumu asla zannetmezdim. Nitekim ilk birkaç hafta ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Bütün gün üzerimden çıkartmadığım ekose pijamamın ve sabahtan öğlene dek içine sütlü kahve, çay, hazır çorba ve daha pek çok soğuk ve sıcak içeceğin art arda doldurulduğu kupamın eşliğinde, laptopumun karşısında ne yapacağımı bilmez halde resmen debeleniyordum.



Konfor alanımı yitirmiştim. Mesai saatleri içinde ofiste olmam gerekiyordu, çünkü ben orada rahattım. Her şey elimin altındaydı. Kısacası evden çalışamıyordum işte. Ne yalan söyleyeyim, yeni habitatıma alışmam epeyce zamanımı aldı. Ama nihayetinde her işimi evden de rahatça halledebileceğimin farkına vardım, hem de ofis konforundan asla ödün vermeden. Daha da ilginci, yazlığa gittiğimde ya da seyahate çıktığımda, internete bağlanıp da laptopumu prize taktığım her masa, her otel odası, her lobi köşesi bir anda ofisim oluverdi.


Zekâ, insanın çevreye uyum yeteneğidir, diye boşuna dememişler. George Bernard Shaw’a göre, “Mantıklı bir insan kendini dünyaya uydurur. Mantıksız bir insan ise, dünyayı kendine uydurma konusunda ısrar eder.” Ne dış dünyada, ne de iç dünyamızda hiçbir şey sabit kalmıyor. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu çok iyi biliyoruz. Modern yaşamın sürekli tepetaklak olan yapısına ayak uydurmak için yetişkin bireyler olarak yaşamın tüm alanlarında kendimizi yenilemek durumundayız. Bir başka deyişle değişime uyum sağlamak, günümüz dünyası için çok gerekli bir hayatta kalma özelliği.


Kısa bir süre önce, ofisimizin muhtemelen yaz sonunda yeniden açılacağını öğrendik ve haberi aldığım ilk birkaç dakika ufak bir panik atak geçirmiş olsam da, “buna da alışacağım,” diye geçirdim aklımdan. Evimdeki konforu bu kez ofisime taşıyacağım. Belki ilk birkaç gün sudan çıkmış balığa dönebilirim, ama kısa sürede adapte olacağım, çünkü ben bunu daha önce de yaşadım ve başarabildiğimi kanıtladım.


Demem o ki, bir anı bir anına uymayan yenidünya düzeninde değişimi, yeni fikir ve yaklaşımları memnuniyetle karşılamayı öğrenmekte yarar var. Çünkü Darwin’in buyurduğu gibi: “Ne en güçlüler ne de en zekiler hayatta kalabilir. Sadece ve sadece değişime uyum sağlayanlar hayatta kalır.”










Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page