top of page

Bayram




Türk insanının birincil önceliği, her yıl Şeker ve Kurban bayramlarının hangi günlere denk geldiğine bakmak ve hafta sonunu da içine alacak şekilde bir “köprü” yapılıp yapılmayacağını hesaplamaktır. Çok da zor bir tahmin değil aslında, çünkü kendimi bildim bileli, ne yapar eder bir köprü kuruverirler ve bir bakmışsınız Arife günü ile birlikte 3-4 gün olması gereken bayram tatili bir haftaya fırlamış. Bu sene de farklı bir durum yaşamadık ve köprüleri yan yana dizip, 9 gün süren upuzun bir tatil geçirdik.


Tatil güzel de, bayramın en sevmediğim tarafı, sayfiye yerlerine akın eden insan seli. Onların da hakkı yok mu seyahat etmeye, denize girip güneşlenmeye? Elbette ki var, herkesin en doğal hakkı, ama tatilci denen kesimin maalesef oldukları yere hiç saygıları yok ve beni en çok rahatsız eden de bu. Tatilcilerin doluşmasıyla beraber, bulunduğunuz yazlığın doğal bitki örtüsü pet şişe ve tek kullanımlık plastik bardaklara dönüşüveriyor. Herkes çöpünü yerlere fırlatıyor, süpermarketlere saldırıyor, ekmek ve su stokunu tüketiyorlar. İnanın ki, marketteki rafları en son, pandemide “eve kapatılma” arifesinde bu kadar boşalmış halde görmüştüm! Tatile geldiniz kardeşim, kıtlık çıkarmaya değil.




Çevreye ve doğaya verilen tahribat ve umursamazlık kiralık araba örneğini çağrıştırıyor nedense. Hani insan kendi arabası olduğunda daha özenli davranır da, araba kiralayıp da bir yerini çizdiğinde hiç umuruna takmaz ya, o hesap işte. Kiralık arabasını yıkatana hiç rastlamadım mesela, ama kendi arabasının üstüne kuş pislese kriz çıkarırlar. Tatilcilerde (ya da günübirlikçilerde) de benzer bir durum söz konusu. Yani eğer o bölgede evi ya da yazlığı varsa, orayı koruyor, yerlere çöp atmıyor, havada bir duman görecek olsa hemen telefona sarılıp itfaiyeyi haberdar ediyor. Oysa bir haftalığına tatile gelmişse, orayı kiralık mekân gibi görüyor, “Aman canım, arkamdan temizlerler nasılsa,” diye düşünüyor. Ne kadar yazık!


Mesela bayram tatilinde ziyaretçilerin akınına uğrayan Büyükada’da da, tatilciler geriye anı olarak çöplerini bırakmışlar. Temizlik çalışmalarına katılan ada sakinleri, ne kadar toplasalar da yetişemediklerini söylüyorlar. Çöp kutusu bulamadıklarından yakınanlara ufak bir sorum var: yanında naylon poşet de mi yok? Elimdeki kâğıt mendili atacak çöp bulamadığım için bütün gün onu elimde, cebimde ya da çantamda taşıdığımı bilirim. İnsanlık bunu gerektirir çünkü. Doğaya insan kadar zarar veren bir yaratık yok gerçekten. Hani içinizden hayvan bunlar, demek geçiyor ya, demeyin: onlara hayvan demek hayvanlara hakaret bence. Hayvan dediğin kendi yaptığı pisliği bile toprağa gömer, bırakın çöp atmayı.


Demem o ki, çevreyi hor gören geleceği zor görür. O noktaya gelindikten sonra da ne yazlıkçısı kalır, ne de tatilcisi. Kısacası çöplükte yaşamak istemiyorsak çevremize sahip çıkmak gerekiyor, sadece bayramda değil, her gün.








Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page