Bavulumda İhtimaller





“bavulumda ihtimaller

güneşe doğdum

kanatlarımı açtım açtım

yükseklerden uçtum

fırtına hayallerimi sen sakla” *

Virüs bize iyice bağlanmış olacak ki isimler değiştirerek yeni senede de varlığını belli ediyor. Bir de bulunduğum Israel’de geçen yıla damgasını vuran binlerce füze 2022’nin ilk sabahında Tel Aviv'in sularına inen iki füze ile “biz de buradayız hala” dediler. Dolayısıyla, belirsizlikler devam ediyor. Son zamanlarda kendini iyice belli eden belirsizlik aslında hep vardı, gelecek hiçbir zaman“kesin” değil.



Bunu bildiğimiz halde yine de plan yapamamak endişe, üzüntü, sıkıntı veriyor, ya da yapılan planlar gerçekleşmeyince hayal kırıklığı yaratıyor değil mi? “Sağlık olsun yeter ki” deyip biraz olsun unutup kafayı dağıtmak için herkes kendine iyi gelen şeyleri yapıyor. Filmler, diziler, sosyal medya, görüntülü iletişim, konferanslar derken teknolojiden bol bol yararlanılıyor, bağımlılık yapmasından dolayı çok zaman harcanmasına sebep olsa da.



Özlem, yalnızlık, endişe gibi duyguları gibi özellikle son zamanlarda iyice yaşamış biri olarak filmler, sosyal medya gibi yolların bir süre için iyi geldiğini belirtip uyguladığım başka bir yolu paylaşmak istedim:



Üç değişik memlekette yaşadığımız iki oğlumla beraber yeni yıl öncesi buluşma planı yaparken her şey yolunda gibiydi. Omicron başlayıp da çeşitli engeller çıkınca ve en sonunda Israel’e turist alınmaması ve buluşabileceğimiz bütün ülkelere gitme yasağı olması sebebiyle kavuşamadık.



Önceleri, burukluk, kızgınlık, isyan, hapis hissi, çaresizlik, hayal kırıklığı gibi duygulardan kaçmak için “aman iyi olalım da, sağlıklı olalım”, “her işte bir hayır vardır” ile başlayıp sonra da diziler ve sosyal medya ile negatif duygularımı uyuşturdum bile bile. Günlerce oldukça sürükleyici ve uzun olan Downton Abbey dizisini izlerken kendimi ve nerde olduğumu unuttum, o ailenin bir ferdi gibi hissettim. Viktor Frankl’ın dedigi gibi anormal durumlara anormal tepki vermek normal bir davranıştır. Bunu farkında olarak, seçerek, kendime izin vererek yaptım. Okumam gereken kitapları okumadım, biriken ödevlerimi yapmadım. Duygularla yüzleşmenin zamanını bekledim.



Hazır olunca tüm duygularıma izin verdim. Kızdım, protesto bile yapabilirdim. Ta ki, bir süredir eğitimini aldığım Logoterapinin kurucusu olan Viktor Frankl’in sözünü uygulayana kadar: “Şartlar ne olursa olsun aldığımız tutum konusunda özgürüz.” Ya kendimi hapiste hissedecektim, ya da bu duruma olan bakış açımı, tavrım, duruşumu değiştirecektim. Seçim benimdi, işte bunda özgürdüm. Durumu kabul ettim, filmleri sosyal medyayı bir tarafa bırakıp elimde olanlarla, Israel’de yaşayan sevdiklerimle, dostlarımla, sanatla, doğa ile anlamlı zamanlar geçirdim. Gün batımlarının, dalgaların, bulutların tadını çıkardım. Türlü olasılıkları hayal ettim. Anladım ki, belirsizlikler varsa ihtimaller de var. Üstelik belirlilik sıkıcı, belirsizlikte ise bizi hayal etmeye sürükleyen olasılıklar var. Hem o ihtimaller çok eğlenceli ve sürprizli olabilir.



Geçmişte bir şey olamayınca daha güzel şeylerin gerçekleştiğini anımsadım, az görüşünce birlikteliğin daha nitelikli olduğunu ve her anın değerinin bilerek yaşandığını hatırladım. Ve bu sayede büyük bir özgürlük yaşadım. Derslerime, kitaplarıma geri döndüm, ve karşıma ne çıktı dersiniz?



1998 yılında yayınlanan bir rapora göre, Nobel Ödülü kazanan dünyanın her yerinden 100 kişinin ortak beyanı: “insanlığın bu durumundaki krize çözüm daha iyi bir teknolojide değil, olaylara karşı tutum değiştirmesinde…**

Zorluklar karşısında aldığımız tavır, tutum, duruş diyelim; bize bağlı ve onu kimse bizden alamaz. Kanatları açıp özgürce tutum alabiliriz.


Herkesin olduğu yerin, yolculuğunun kendine özel olduğunun bilincinde olarak, çok daha büyük zorluklardan geçenlere saygı duyarak derim ki, ilham veren şarkıdaki sözler gibi bavullarda güzel ihtimallerle yola çıkalım. Yolda oyunbaz bulutlara rastlayıp neşeleniriz, belki de. Kimbilir, belli mi olur? Hayallerle, umutla, aşkla yolculuğa devam…



----------------------


(*) Kulüp dizisindeki ‘Resim” şarkısından alıntıdır. Söz: Gökhan Mert Koral

(**) Meaning -Centered Psychotherapy- Lucas- Schönfeld




Etiketler: