ABD’li Yahudi liderlerin en karizmatiğiydi…
- 17 May
- 2 dakikada okunur

Bazı kamuya mal olmuş görev adamı kişiler vardır ki, bu dünyayı terk ettiklerinde geride bariz bir boşluk bırakırlar. İşte geçtiğimiz hafta 86 yaşında yaşama veda eden ABD’li Yahudi lider Abraham Foxman yeri
zor doldurulacak bu tür kişilerdendir…

Yaklaşık 30 yıl ADL’in (Anti-Defamation League) başkanlığını yapan Abraham Foxman, Türkiye- İsrael- ABD Yahudi kuruluşları üçgeninde oldukça etkili bir figürdü. Türkiye’yi birçok kez ziyaret etti, Türk hükümetleriyle, Türk Yahudi toplumu liderleriyle düzenli temaslar kurdu.
Türk Yahudi toplumu ile ilişkileri yakın ve koruyucu bir çizgideydi. Özellikle Türkiye’de antisemitizmin yükseldiğine kanaat getirdiği dönemlerde Türk Yahudilerinin güvenliği konusunda açıklamalar yaptı, hatta 2014 Gazze savaşı sırasında Türkiye’de Yahudilere yönelik atmosferin sertleştiğini dile getiren bir mesajı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletti ve Yahudilerin devlet tarafından korunması gerektiğini vurguladı.
Türk Yahudi toplumu için Foxman ilginç bir figürdü; çünkü bir yandan Türkiye’nin Yahudi toplumu için görece güvenli bir ülke olduğunu sık sık söylüyor, öte yandan İsrael karşıtlığının bu ülkede Yahudi karşıtlığına dönüşmesinden kaygı duyuyordu. Bu nedenle hem Ankara ile ilişkileri sürdürmeye hem de diaspora Yahudi çevrelerinde Türkiye lehine köprü kurmaya çalışıyordu.
Türkiye-İsrael ilişkilerinin güçlü olduğu yıllarda Abraham Foxman Washington’daki en etkili Yahudi liderlerinden biri olarak Türkiye lehine çalışan isimlerin başında gelmekteydi. Ne var ki, Davos “One Minute” krizi, Gazze savaşları bu yakınlaşmaya son verdi.
İsrael ile çok güçlü, duygusal ve aynı zamanda stratejik bir bağ içindeydi Foxman. İsrael’i yalnızca bir devlet olarak değil, Yahudi tarihinin güvenlik ve devamlılık merkezi olarak görüyordu. İsrael’in kendini savunma hakkını çok güçlü biçimde savundu, terör saldırıları, savaşlar veya uluslararası baskı dönemlerinde sık sık İsrael lehine açıklamalar yaptı.
Etkin olduğu diğer bir alan da İsrael ile diaspora Yahudileri arasında sağlam bir köprü oluşturmaya çalışmasıydı. Amerikan Yahudilerinin kaygılarını İsrael’e, İsrael’in güvenlik hassasiyetlerini Amerika’ya aktarmaya çaba gösterdi. Bununla birlikte zaman zaman İsrael hükümetlerini eleştirdiği de oldu. Yani koşulsuz bağlıydı ama kör bir bağlılık içinde değildi…
Abraham Foxman’ın kaybı sadece bir Yahudi liderin ölümü değil, aynı zamanda Holokost sonrası kuşağın temsil ettiği ahlaki ve diplomatik üslubun yavaş yavaş kapanmakta olduğu gerçeğini ortaya koyar. Çünkü Foxman antisemitizm ile mücadeleyi siyasi bir hedef değil kişisel bir yaşam görevi olarak görüyordu.
Nedeni de kendisinin bir Holokost kurtulanı olmasıydı. Polonya Naziler tarafından işgal edildiğinde, ailesi Abraham’ı Katolik bir ailenin korumasına verdi. Henüz bir yaşında bir bebekken vaftiz edilen Abraham savaş sonrasında gerçek ailesine kavuştu.
Bu geçmişi ona konuşurken çok güçlü bir ahlaki ağırlık veriyordu. Karizmatik ve aynı zamanda köprüler kurabilen bir kişiliğe sahipti. Başkanlarla, papalarla, Müslüman ülke liderleriyle, Avrupa hükümetleriyle, diaspora Yahudileriyle sıcak temaslar kurmayı başarmıştı.
Özetlemek gerekirse Abraham Foxman, çocukken yok edilmek istenen bir dünyanın içinden çıkıp hayatını nefretin normalleşmesine karşı mücadeleye adadı. Bu nedenle onun ölümü sadece bir liderin kaybı değil, Shoah tanıkları kuşağından bir sesin daha susması anlamına geliyor.
Bir anlamda Abraham Foxman, diaspora Yahudi’si olup İsrael’i merkezi bir tarihsel güvence olarak gören klasik 20.yüzyıl Yahudi liderliği geleneğinin en çarpıcı örneklerinden biriydi… Türkiye ziyaretlerinden birinde, katıldığım bir forumda onun karizmatik hitabetini dinlemek olanağını bulmuştum…Mekanı cennet olsun…
Hag Shavuot Sameah…
Nelly BAROKAS
İYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar