top of page

Seçmek: En karanlıkta bile…

  • 3 May
  • 3 dakikada okunur

Bilmem sizlerin dikkatini çekti mi? Geçen hafta sosyal medyada hayata veda eden bir Holokost Kurtulanının, Dr. Edith Eva Eger’in fotoğrafları bolca yer aldı. Fotoğraflara dikkat ettiyseniz eğer, onun yüzünde yılların izleri bulunduğunu ama bu izlerin yorgunluktan çok bir bilgelik taşıdığına dikkat etmişsinizdir. Edith’in bakışında acı da var, kayıp da… Ama en çok da kabullenmenin getirdiği dinginlik…


Dr. Edith Eva Eger kimdi? Macaristan’da Yahudi bir ailenin balerin kızıydı Eva… Olimpik jimnastik takımının bir üyesiydi. Ablası Klara kemancı, kardeşi Magda piyanistti. Macar hükümeti Yahudi karşıtı yasaları uygulamaya başlayınca Edith takımdan çıkarıldı.

 

Holokost karanlığına sürüklendiğinde henüz 16 yaşındaydı. Ailesiyle Aushwitz’e gönderildi. Kamptaki ilk gecesinde annesinin gaz odalarına gönderildiğini öğrendi. Ve o gece Mengele’nin emriyle dans etmek zorunda bırakıldı. Hayatta kalmak için dans etti. Yıllar sonra bu anıyı anlatırken söylediği bir cümle oldukça anlamlıdır: “Kimse zihnimi benden alamaz.” Bedenin esir alınabilir, ama insanın iç dünyasında hala bir seçim alanı vardır.

 

Kamp günleri sadece açlık, korku ve kayıptan ibaret değildi. İnsan ruhunun sınırlarının zorlandığı bir zamandı. Ama o karanlığın içinde küçük bir ümit ışığı vardı: hayatta kalma arzusu… Kamplarda sahip olduğu derin inanç, onu gardiyanlar için bile dua etmeye yöneltti; onların da beyinlerinin yıkandığını düşünüyordu. Kendi sözleriyle: “İnsanlar Tanrı neredeydi diye sorardı, ben ise Tanrı’nın benimle olduğunu söylerim. Nazi gardiyanları da mahkûmdu. Onlar için dua ettim. Nefreti acımaya dönüştürdüm.”

 

Mayıs 1945’te ABD ordusu kampı kurtardığında Edith, ölü bedenler arasında bırakılmıştı. Bir askerin elinin hareket ettiğini fark etmesiyle kurtarıldı ve hemen tedavi altına alındı. O sırada 32 kiloydu ve omurgası kırılmış, tifüs ve zatürre hastalıklarına yakalanmıştı.

 

Savaş bittiğinde özgürlük hemen gelmedi. Fiziksel olarak kamptan çıkmıştı ama zihinsel olarak hala oradaydı. Hastanede tanıştığı Bela (Albert) Eger ile evlendi. ABD’ye göç edip Texas eyaletine yerleştiler. Edith orada savaş travması ve hayatta kalma suçluluğu yaşadı ve yıllarca çocuklarıyla bu konuları konuşmadı.

 

Taa ki, Avusturyalı ünlü nörolog ve psikiyatrist Viktor Frankl ile tanışana dek… Onunla arkadaş oldu, terapi gördü. Psikolojiye merak salan Edith bu konuda eğitime başladı, 1978’de El Paso’daki Texas Üniversitesi’nden Klinik Psikoloji alanında doktora derecesi aldığında 51 yaşındaydı. Psikolog olarak çalışma lisansı aldıktan sonra Kaliforniya’da bir terapi kliniği açtı ve Kaliforniya Üniversitesi San Diego’da öğretim kadrosuna katıldı. Psikolog olarak çalışmalarında danışanlarının kendi düşüncelerinden özgürleşmelerine ve özgürlüğü seçmelerine yardımcı oldu.

 

1990’da bastırdığı duygularla yüzleşmek için Auschwitz’e geri döndü. Deneyimlerini 2017’de yayımlanan ilk kitabı The Choiceta anlattı. “The Choice”, New York Times ve Sunday Times çok satanlar listesine girdi. İkinci kitabı The Gift”(2020) ise insanları zihinsel “hapishanelerinden” kurtulmaya ve yıkıcı davranışlarını değiştirmeye teşvik eder. Edith’e göre hayatta başımıza gelenlerden çok, onlarla ne yaptığımız önemlidir.

 

Edith Eva Eger’i anlamanın bir yolu geride bıraktığı satırları anlamaktan geçer. “The Choise” yalnızca bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir içsel özgürlük manifestosudur. Bu kitapta Auschwitz’den kurtuluşunu, sonrasında sessiz acılarını ve nihayetinde kendini iyileştirme sürecini anlatır. Okuyucuya adeta şu soruyu sorar: “Sen kendi zihninde ne kadar özgürsün?”

 

“The Gift” kitabında ise korku, suçluluk, yas, öfke gibi duygularla nasıl baş edilebileceğini anlatır. Bu kitapta Edith sadece kendi hikayesini anlatmıyor, okuyucunun kendi hikayesine dokunuyor.

 

“The Ballerina of Auschwitz” adlı kitabını Edith henüz iki yıl önce, 96 yaşındayken yayınladı. Bu kitapta özellikle genç okurlara ulaşmayı amaçladı. Aynı acı gerçekleri daha sade bir dille kaleme aldı. Çünkü bazı hikayeler nesilden nesle aktarılmalıydı; unutulmamak için değil sadece, yeniden yaşanmamak için…

 

Edith’in söylediği şeyler bugün sadece kitap bilgisi değil, yaşanmışlığın süzgecinden geçmiş gerçekler. “Kurban kalmayı da seçebilirsin, özgür olmayı da…” bunun çarpıcı bir örneği… Affetmek üzerine söyledikleri ise belki de en çarpıcı olanı: “Affetmek, geçmişi silmek değil; onun üzerimizdeki gücünü azaltmak, böylelikle kendimizi özgür bırakmaktır.”

 

Ve belki de en önemlisi…

Dr. Edith Eva Eger bize şunu fısıldıyor: “En karanlık anlarımız bile, içimizdeki ışığı tamamen söndüremez.”

Geçmiş bizimle yürür. Ama yönü biz belirleriz. Ve bazı insanlar, bu dünyadan ayrıldıktan sonra bile o yolu aydınlatmaya devam eder. Aynen Holokost Kurtulanı Dr. Edith Eva Eger gibi…

 

Not: Edith Eva Eger’in kısa bir filmini paylaşıyorum. Onu kendi sesinden dinleyip hatırasını analım…


Nelly BAROKAS


İYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page