top of page

7 EKİM’DEN ÜÇ YIL SONRA

3 gün önce
3 dakikada okunur

 

 

7 Ekim’den bir gün sonra kaleme alıp İYT sitesinde yayınlanan “İnfial Büyük” başlıklı yazımı aradan tam üç yıl geçtikten sonra yeniden okudum. Belki siz de okumak istersiniz? ...Hatta iki hafta sonra yazdığımı da…

 

İNFİAL BÜYÜK

Siren uzun uzun çalıyor. Yataktan fırlıyorum, ne olduğunu anlamadan. Saat tam 6.30…Sığınağa inmeye vakit yok, apartmanın en korunaklı yeri merdiven boşluğuna, sahanlığa çıkıyoruz. Uzun bir bekleyiş, belki birkaç dakika ve bum sesi. Roketlerin hedefi olduğumuzu anlıyorum.

 

Televizyonu açıyorum. Bir aracın arkasında 4-5 Hamas teröristi ellerinde Kalaşnikoflar… Anlamıyorum, İsrael’de ne işleri var? Haberler gün boyu aktıkça, Gazze’de sınırı karadan, havadan geçen birkaç yüz, belki bin kadar teröristin ülkenin güneyinde çok sayıda yerleşim bölgesini, kibutzu kuşattıklarını öğreniyoruz. Feryatlar, yardım haykırışları… Ordu, polis ancak 5-6 saat sonra ulaşabiliyor. Tam bir kaos yaşanıyor.

 

Böylesi bir istihbarat zafiyeti nasıl olabilir? Düşmanın nefes alıp vermesini bile duyan istihbarat teşkilatları, AMAN, Şabak, MOSAD böylesi bir saldırıdan nasıl haberdar olamazlar. Kippur Savaşı ile kıyaslanıyor. Oysa Kippur Savaşı'nda düşman, bir milyon askeri, binlerce tankı, hava kuvvetleri olan Mısır ve Suriye gibi iki güçlü ülkeydi. Bir terör devleti değil.

 

Bu defa Şubat’ta, Simha Tora’da İsrail halkı akşam Dizingoff Meydanı’nda, duada kadınlarla erkekler ayrı mı duracak, beraber mi tartışması yerine bambaşka bir gerçekle karşılaşıyor. Güneyde bir müzik festivaline katılan birkaç bin genç çapraz ateşe tabi tutuluyor, kaçışmalar, çığlıklar, onlarca ölü…

 

Katliama dönüşen terör saldırısında Hamas ve İslami Cihat acımadan 21 yerleşim yerinde evlerine sığınan kadın, çocuk, yaşlı, ihtiyar demeden insanları öldürüyor. Çok sayıda rehin Gazze’ye kaçırılıyor.  An itibarıyla ölü sayısı 700, birçoğu ağır olan yaralı sayısı 2.000. Rehinelerin sayısı 130. Bu rakamlar ölü sayısının Birinci ve İkinci Lübnan Savaşlarından fazla olacağını gösteriyor. Şoktayız…

 

Televizyonlarda gün boyu yorumlar. Tel Aviv’de yaşamakta olan altmış iki yaşında emekli bir General Noam Tibon silahını alıp Otef Gazza’da Nahal Oz’da mahsur kalan oğlu ve torununu silahlı mücadele sonucu nasıl kurtardığını anlatıyor. Bir genç, müzik festivalinde teröristlerin elinden kurtulmaya çalışan iki genç kızı kurtarmaya çalışırken vurularak yaşamını yitiriyor, genç kızlar kurtuluyor… Yaşanmakta olan sukutu hayalin, trajedinin yanı sıra bilinmeyen nice kahramanlık öyküsü de var.

 

Gelecek günler ne gösterecek? İnsan değerinin her şeyden üstün olduğu, iki asker rehin düştüğünde tüm ülkenin çalkalandığı İsrael’de onlarca rehin varken pazarlıklara girişilip binlerce eli kanlı mahkûm serbest mi bırakılacak? Bunların canlı kalkan olarak kullanılmaları ihtimaline karşın, Gazze’de geniş çaplı askeri bir hareket nasıl gerçekleştirilecek? Bunlar yanıtı oldukça zor sorular…

 

Kippur Savaşı sonrası oluşturulan tahkikat komisyonu ihmalden Golda Meir’i suçsuz bulmasına rağmen, dönemin başbakanı bir yıl sonra istifa etmiş, tüm sorumluluğu yüklenen Genelkurmay Başkanı David Elazar (Dado) ise istifaya zorlanmıştı. Oyunun kuralları artık değişti mi? Çözüm Olağanüstü Savaş Hükümeti mi? Bunu da önümüzdeki günler gösterecek.  (8.10.2023)


Facebook'ta Larisa Shapira tarafından "Dünyanın her yerinde paylaşılmak" üzere yayınlandı
Facebook'ta Larisa Shapira tarafından "Dünyanın her yerinde paylaşılmak" üzere yayınlandı

7 EKİM KURBANLARINA AĞIT

Birazdan evinizin yıkılacağını, onu boşaltmanız gerektiğini size söyleseler, o panikte yanınıza ne alırsınız?


Dyson marka süpürgenizi, takılarınızı, bilgisayarınızı, çok değer verdiğiniz fotoğraflarınızı mı, yoksa birkaç iç çamaşırı ve bir battaniye mi? Veya yıllardır titizlikle büyüttüğünüz orkidelerinizi mi?


O panik sonrasında çocuklarınıza, eşinize, ailenize sarılıp kurtuldum, hepimiz kurtulduk diye sevinir misiniz? Köpeğinizi de kucaklar mısınız?


Peki ya mucize eseri canlı çıktığınız sığınaklı odadan küller içindeki evinizi görünce Allah'a şükür hayattayım mı dersiniz?


Gidecek bir yeriniz yoktur, beklersiniz yardım elinin uzanmasını, rehinelerden bir haber almayı…

Yine Kadiş okunuyor, acılı bir sevgili ertesi gün evleneceği hayat arkadaşı için kriya yapıyor, bir anne baba aynı anda yitirdikleri ikiz çocukları arkasından ağlayamıyor. Gözyaşları kurumuş…

Ve ben evimde düşen roketleri sayıyorum çaresizlik içinde.

Ve ben halkımı soykırım yapmakla suçlayanları lanetliyorum. (24.10.2023)


Av. Yakup BAROKAS



IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?






 

Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page