top of page

Kaçan Kurtuluyor


Eminim çoğunuz, aynen benim gibi, son aylardaki gündemden düşmeyen başbakanla ilgili mahkeme ayrıntılarından ve seçimlerin üçüncü defa yenilenmeleri olasılığından, -sanki bir şey değişebilirmiş gibi- bıktınız, usandınız. İyisi mi ben bu hafta sizleri uzaklara götüreyim. Taa, orada, uzaklardaki problemlerle haşır neşir olup, zihnimizi biraz buradaki sorunlardan arındıralım istiyorum.

Yolculuğumuz İsveçe.

Avrupanın en ileri, en liberal ülkelerinden, politikacılarının en “politically correct” olmaya çalıştığı ama aynı zamanda da “Kaçanın nerdeyse kurtulduğu” İsveçe.

Filipstad onbin kişilik ufak, tatlı bir kasaba. 2012 – 2018 yılları arasında kasabanın 640 sakini terki diyar etmiş; yerlerini 963 yabancı uyruklu almış. Terkedenlerin hemen hepsi 20-64 yaş baremi içinde olup belediye vergisi ödediklerinden, gelen yabancıların da büyük kısmı işsiz olduğundan kasabanın bütçesi alt üst olmuş. Onbin nüfuslu kasabanın 750 kişisi Suriye, Eritrea, Somali, Afganistan veya Iraktan. Kasabada hemşire ve öğretmen sıkıntısı yaşanırken, yurt dışında doğup da Filipstad’da yaşayanların yüzde sekseni işsiz. Son on yılda belediyenin sosyal yardım harcamaları 3 misline ulaşmış. Öte yandan sağlık ve eğitim bütçeleri yetersiz. Şu anda bütçe bunların hiçbirini ödeyecek durumda değil. Sorun sadece işsizliğin ve fakirlik oranının artması olsa İsveçliler belki bunu da kabullenecekler. Ancak esas sorun terör ve şiddet olaylarının tavan yapması, kişi güvenliğinin yerlerde sürünmesi; ki son yıllardaki göçlerden evvel bir İsveçli için bu terminoloji ancak uzak diyarlarda duyulabilen tanınmayan kelimelerdi.

Halen İsveçlilerin yüzde onüçü yaşadıkları bölgede suç, şiddet veya yağma olaylarına maruz kalıyorlar. Oran komşu Danimarkada yüzde sekiz, Finlandiyada ise yüzde altı.

Uppsala ufacık bir Üniversite kasabası.

Sadece Ağustos başlarında dört tane cinsel saldırı yaşanmış kasabada.

2019 yılının Temmuz sonuna kadarki bölümünde 120 bombalı saldırı gerçekleşmiş İsveç’te. Bir önceki seneye göre yüzde 45 lik bir artış söz konusu.

Otuzbeş bin kişilik Landskrona’da patlamasız geçen tek bir ay bile olmamış 2019 yılında.

Kadınların kişisel güvenliği en büyük sorunlardan biri… 2018 yılında resmi olarak kayda geçen cinsel tecavüzler günde yirmiyi buldu. İşin daha da trajik boyutu bu suçların sadece yüzde beşinin tutuklanmayla sona ermesi…

Yüzde doksanbeşinin yaptığı yanlarına kar kalıyor.

Kadınlara cinsel tecavüzler en çok gençlik festivallerinde yaşanıyor. Olaysız geçen festivaller artık tarihte kaldı. İsveçte 2018 yılında günde ortalama 20 cinsel saldırı yaşandı. Mevcut hükümet bu durumda dahi tecavüz suçlularının cezalarını arttırmaktan aciz…

Güvenliğin bu derece sarsılmış olması buna gücü yeten İsveçlilerin ya başka bir şehir/kasabaya veya yurt dışına göçmelerine neden oluyor. Eski çalışma bakanı Littorin halen Dubai’de Facebook bünyesinde çalışıyor ve hayatından memnun olduğunu söylüyor.

İşsizliğin arttığını yazmıştık biraz evvel; ancak bu durumun da olumlu (!) bir istisnası var. (İşsizlerin yüzde elliden fazlası İsveçte doğmamış gençler. İsveçte doğan çocukların da yarıdan fazlası İsveççe konuşmaktan aciz)

Olumlu istisna güvenlik personeline olan gereksinim. Büyük oranda artmış durumda. Önümüzdeki üç yılda ülkede en az 5300 kişinin daha güvenlikle ilgili görevlerde iş bulması bekleniyor.

Bir zamanların sesiz sakin şehri Malmöde çocukların evin dışına çıkıp oynamaları artık sakıncalı. Şehir bir “suçlu üretme çiftliği” adeta.

Adalet ve Göçmen İşleri Bakanı Johansson silahların toplanması, cezaların arttırılması gerektiğini açıkça ifade ediyor. Ancak “politically correct” olma isteği suçların hemen hepsinin şehre son yıllarda yerleşmiş göçmen Müslüman toplum mensuplarından kaynaklandığını belirtemiyor.

Göçmen ve mültecilere kucak açmak çok insani bir görev .… Ama bu yaşadığınız toplumun güvenliğini tehdit ettiği anda, insancıllığınız derin yara alıyor.

Durum böyle olunca Malmöde Müslüman toplumla popülist İsveç Demokratlar arasındaki politik gösteri ve çekişmeler giderek ivme kazanıyor. Öte yandan işin ilginç yanı Demokrat parti bir yandan yüzme havuzlarının harem- selamlık olarak ayrılmasına ve yuva öğrencilerinin tesettürlü olmalarına şiddetle karşı çıkarken, öte yandan Müslüman seçmenden yüzde oniki oranında oy almayı da başarıyor.

Ülke genelinde de durum karışık.

Muhalefet iktidarı ülkenin en önemli iki sorunu, hukuk ve asayişin tesisi ve göçmenlerin uyum sorunlarına çare bulamamamakla suçluyor.

Geçen sene 306 silahlı saldırıda 45 kişi hayatını kaybetmiş. Sayı

2014’ tekinin iki katı. Yine aynı sürede cinsel şiddete ve tecavüze uğrayanlar üç katına çıkmış.

Muhalefet daha başarılı uyum sağlamayı garanti edebilmek ve göçmenlere daimi ikamet izni vermek için İsveççe bilmeyi ve maddeten geçinebilir durumda olmayı şart koşmayı teklif ediyor.

Bir diğer bağlamda Pew Araştırma Merkezi’nin sayılarına göre bugün Avrupanın yüzde beşini Müslüman nüfus teşkil ediyor. En yüksek Müslüman nüfusa sahip şehir Paris… Bir milyon yedi yüz bin kişi.

Diğer bazı Avrupa şehirlerinin Müslüman nüfus oranları da şöyle: (yüzde olarak)

Amsterdam 12.1

Antwerp 16.9

Birmingham 28.7

Brüksel 25

Marsilya 20

Viyana 11.8

Bir yandan Siyasal İslam güç kazanıp yayılırken, Müslüman nüfusun Avrupalının batılı yaşam tarzına uyumu sağlanamazken, öte yandan sağcı, ırkçı, antisemit ve İslamofobik yaklaşımlar özellikle henüz tam olarak denetlenemiyen sosyal medya kanallarıyla şişirilip pazarlanırken, sıradan Avrupalının rahata ereceği günler uzak gibi duruyor.

Yahudi milletinin en kutsal günlerini yaşadığı bu sıralarda, dualarımızın tüm dünyaya huzur, barış ve kardeşliği getirmesi şüphesiz hepimizin ortak dileğidir.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page