Bayramlarda fıkralar katmerli gelir!


תזכו לשנים רבות – ve hepinizin duaları kabul edilsin, değerli okurlarım.

Umarım tümünüz “hayatın kitabın”a yazıldınız – ve bayramlar arasında birazcık gülümsemeye ne dersiniz?

İşte size önce Roş Haşana ve Yom Kipur ile ilgili üç klasik Yahudi fıkrası:

İlki, bir bayramda kaybedip, ikincisinde büyük kazançlar sağlaması beklenen Albert Amca ile ilgili...

Bekle de gör!

Albert Rosenzweig bir gün sokakta yürürken, evcil hayvanların satıldığı bir dükkândan gelen kusursuz bir Yiddiş duyar. Şaşkınlık içinde dükkâna girdiğinde, bu sesin yeşil bir papağana ait olduğunu görür!

Uzatmayalım – sıkı bir pazarlıktan sonra, “Mazel” isimli bu güzel kuş, Albert Amca’nın mülkiyetine geçer…

Kısa sürede dost olurlar. Konuşkanlığından öte oldukça zeki de olan papağan, bir süre önce eşini kaybetmiş ve yalnızlığını bu yoldan atlatmaya çalışan yaşlı adama fıkralar anlatır; eski sahiplerinin taklidini yapar ve çok geçmeden bir hayli dindar olan yeni sahibinden Tefilin, Minha ve Arvid dualarını öğrenir...

Roş Haşana sabahı Albert giyinip sinagoga gitmek üzereyken, artık tüm dualara kusursuz bir şekilde katılmayı öğrenmiş olan Mazel tutturur: “Beni de alacaksın, beni de, beni de!!!” – “Olur mu hiç? Sen bir kuşsun, seni içeri sokmazlar.” – “Bir deneyiver, bir deneyiver!”

Adamcağız sonunda dayanamaz, Mazel’i omzuna oturtup sinagoga doğru yola çıkar. Kapıdaki bekçi onları içeriye almak istemez. Albert ısrarla, “Ama o, bildiğiniz kuşlardan değil – dua etmesini bilir!” dese de, ona kimse inanmaz...

Yahidleri ikna etmek için bizimki onlarla bahse girmeyi önerir ve pek çok kişi, papağanın dua edemeyeceği konusunda iddiaya girer. Neticede, bitmek bilmeyen tartışmanın duaları engellememesi için sinagogun gabayı Albert ve Mazel’e giriş iznini verir.

Artık bütün gözler onlardadır. Ne var ki, papağan tüm sabah boyunca ağzını açmaz, dua bitiminde de boynu bükük sahibi büyük bir borç yükü ile sinagogdan ayrılır…

Albert neredeyse ağlayarak eve doğru yönelirken, omuzundaki papağan birden neşeli biçimde ıslık çalmaya başlar.

Yaşlı adam kendisini tutamaz artık: “Utanmaz hayvan seni! Bir de şarkı söylüyorsun şimdi! Batırdın beni! Bunu bana nasıl yaparsın?!”

“Sen hiç üzülme, Albert Amca! Hele bir bekle de gör, on gün sonra Yom Kipur duaları öncesi yapılacak yeni bahisler sonucu ne kadar çok para kazanacaksın!!!”

Diğeri, dualara dalmış arkadaşına acil bir haber ulaştırmaya çalışan, sinagoga pek gitmeyen biri hakkında:

“Bağış makbuzunuz nerede?”

Roş Haşana ve Yom Kipur gibi büyük bayramlarda, sinagogda oturulacak bir yer sağlamak için önceden bir bağışta bulunulması gereği, hepinizce malûmdur...

İşte böyle bir Roş Haşana sabahı, adamın teki tıklım tıklım dolu olan sinagoga gelir, ancak kapıda şamaş tarafından durdurulur: "Bağış makbuzunuzu görebilir miyim?"

Adam, "Ben her hangi bir bağışta bulunmadım...” der. “Duaya da gelmedim – buraya sadece şu anda içeride olan arkadaşım Menahem Dovener'e önemli bir şey söylemek için geldim,” ve biraz da kızarak, görevliye çıkışır: “Bunun için mi de mi bağışta bulu