Vermek Almaktır


Derler ki: “Hiçbir iyilik cezasız kalmaz!” Güler geçerim… Çünkü inançlı biri olmadığım halde, hayat döngüsünde inandığım tek bir şey vardır: KARMA! Sankritçe bir kelime olan ve hayatımızın her alanını etkileyen Karma’yı etki-tepki olarak ya da “Ne ekersen onu biçersin,” diye özetlemek mümkün. Kelime anlamı ise, eylem! Bir başka deyişle, her an bize bir seçenek – iyiyi ya da kötüyü seçmek, nazik ya da kaba olmak, yavaş ya da hızlı hareket etmek gibi – sunulur. Ve nasıl davrandığımıza bağlı olarak da, eylemimizin karşılığını alırız. İşte bu kadar basit!

Eylem derken tam olarak ne anlatılmak isteniyor? Benim yorumum şu: iyi şeyler yapın ve karşılığında iyi bir şey alın. Sevgi verin ve karşılığında bolca sevgi alın. Bir çeşit ayna gibi… Tarımda da öyle değil midir zaten? Toprağa domates tohumu ekersem, turp çıkmasını bekleyemeyiz ki… Karma bize bir seçeneğimiz olduğunu ve sorumlulukların da seçimlerle birlikte geldiğini öğretir. Madem böyle bir seçeneğimiz var, neden yardımseverliği, iyiliği, bağışı, desteği seçmeyelim? Bu hiç de zor değil.

İnsanoğlu mağara döneminden bu yana hayatta kalabilmek için elindekini paylaşmak zorundaydı. Bilgiden aletlere, yiyecekten barınağa… İlk insanlar ellerindeki her şeyi paylaşarak hayatta kalabilmeyi başardılar. Ve sanırım genetik bir kodlama olarak hepimiz hücrelerimize işlemiş olan, birisi bizim için bir şey yaptığında otomatik olarak devreye giren kalıtsal bir minnettarlık hissi taşıyoruz. İyilik yaptığımız anda, karşı tarafın duyduğu minnettarlık doğrudan devreye giriyor ve bize olumlu enerji olarak dönüyor.

Bir yerde okumuştum ve uygulanabilirliğini test etmiştim: İnsanların sizden esirgediğini düşündüğünüz övgü, takdir, yardım, sevgi, ilgi gibi her şeyi onlara verin. Vermeye başladıktan kısa süre sonra, almaya da başladığınızı fark edeceksiniz. Dünyanın sizden esirgediğini düşündüğünüz her şeye sahipsiniz asında, ancak dışarı akmasına izin vermediğiniz sürece, sahip olduğunuzu dahi bilemezsiniz. Siz de birkaç hafta boyunca deneyin ve sizi nasıl değiştireceğini kendi gözlerinizle görün.

Maddi olanaklarımın oldukça sıkıntılı olduğu bir dönemde, bir arkadaşım bana ihtiyaçlılara bağış yapmamı önermişti. İlk başta, benimle dalga geçtiğini zannetmiştim. “Zaten param yok, bir de bağış mı yapacağım?” diye karşı çıkmış olsam da, sözleri zihnimin bir köşesine yer etmişti. Denize düşen yılana sarılır misali, yardım kuruluşlarından birine ufak da olsa bir bağış yapmıştım ve hiç ummadığım bir şekilde karşılığını almıştım. Şaşırtıcı ama bir o kadar da güzel bir deneyimdi. O gün bugündür, düzenli olarak bağış yapmayı adet haline getirdim. Size de şiddetle tavsiye ederim.

Demem o ki, bugün yaptığınız bir iyiliğin ya da yardımseverliğin bire bir karşılığını hemen alamayabilirsiniz, ancak bilin ki yarın (belki de öbür gün) başınıza mutlaka bir iyilik gelecek. O yüzden olabildiğince verin, paylaşın, ihtiyacı olana el uzatın… Özellikle de bayramlarda, sizden daha kötü durumda olanları hatırlayın.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
<