top of page

Yoko Ono: İçses ve İçyapı

4 dakika önce
6 dakikada okunur



“I see life as the playground of our minds.” Y.O


Hayatı, zihinlerimizin oyun alanı olarak görüyorum.


Istanbul seyahatlerim her daim bana güzel sergilerle eklenir. Bu sene de Sakıp Sabancı Müzesi’ ndeki Yoko Ono: İçses ve İçyapı adlı sergiyi, baba-kız gününde gezdim. Ono’yu harika grup The Beatles’ı dağıtan olarak tanımıştım. Ama sergiden çıktığımda, Onu’nun bir kadın olarak çok yönlü olduğunu ve içsel yaşamda bize nice noktaları, mutluluk, hatırlamak ve nefes almak adına hatırlattığına şahit oldum. Kesinlikle tavsiye ediyorum.


Ono; tanınmış bir avangart sanatçı, müzisyen ve aktivist. 18 Şubat 1933'te Tokyo'da dünyaya geldi. Her iki ebeveyni de sanat konusunda yüksek bir bilince sahipti ve annesi başarılı bir ressamdı. Ono, çocukluğunu Japonya'da, gençliğini 1950'lerin başında ailesiyle birlikte geldiği New York'ta geçirdi. Savaş onun yaşamında önemli bir duyguydu. Saldırılarından sağ kurtulması; gökyüzü, hayal gücü ve barış aktivizmi üzerine kurulu, hayatı boyunca sürdürdüğü sanatsal odağını doğrudan şekillendirdi. 1945 yılında henüz bir çocukken, savaş dönemi tahliyeleri sırasında ciddi açlık ve tehlikelerle karşı karşıya kalan Ono, yaşadığı bu zorlu olayların zihninde bıraktığı derin izler sayesinde kavramsal bir sanatçı olarak kariyerine yön verdi.  Ardından birkaç yıl sanat ve müzik eğitimi aldıktan sonra okulu bıraktı. 1956'da besteci Toshi Ichiyanagi ile evlendi ve New York'ta yaşamaya devam etti. Burada Fluxus hareketi de   dahil olmak üzere dönemin deneysel sanat ve müzik ortamlarının içine daldı. (https://en.wikipedia.org/wiki/Fluxus,


Bu ortamlar onu etkilemiş olmalı ki, 1962'de eşiyle yollarını ayırdı aynı yıl, Amerikalı caz müzisyeni, sanatçı ve film yapımcısı Anthony Cox ile evlendi. 1963 yılında Kyoko adında bir kızları dünyaya geldi.

Ama Onu’nun hayatındaki büyük değişim, 1966’da Londra’daki sanat sergisinde Lennon ile tanışmasıyla başladı.


Hikaye şöyle:

John, Yoko'nun “Unfinished Paintings” adlı kavramsal sanat sergisinin halka resmen açılmasından bir gece önce galeriyi ziyaret etti. Galeri sahibi John Dunbar ikisini tanıştırdı. John tavandaki performansına bakmak için beyaz merdivene tırmandı. Merdivenin tepesindeki yazılmış küçücük ve olumlu bir kelimeyi okumak için büyüteci eline aldı. Kelime "YES". John daha sonra, o dönemdeki sanatın büyük kısmı olumsuz bir havaya sahipken, bu moral verici mesajın kendisini de etkilediğini söyleyecekti. Merdivenden inip Ona’ya ait diğer çalışmanın, kaide üzerindeki gerçek bir elmadan oluşan sanat eserinin yanına geldi. John elmayı eline aldı ve ısırıyormuş gibi yaptı; bu hareket Yoko'yu kısa süreliğine kızdırsa da, ikili arasında anında ve yoğun bir ilgi kıvılcımı çaktırdı.



 Ono'nun Lennon ile yakınlaşmasıyla birlikte eşiyle ilişkileri bozulmaya başladı ve 1969 yılında Ono ve Cox ayrıld, ve aynı yıl Lennon ile evlendiler ve 1975’te Sean adında bir oğulları oldu.

 

Ono zaten tanınmış bir sanatçı olmasına rağmen, onu spot ışığına çıkaran şey Lennon ile olan ilişkisi ve yaratıcı ortaklığıydı. Çift, 70'lerin başında New York'ta Greenwich Village'da bir çatı katı kiraladı ve evlerinde her türlü sanatçı, müzisyen ve aktivisti ağırladı. Bu dönemde Ono ve Lennon birçok siyasi radikal ile arkadaş olduğu ve siyasi değişim ve savaş karşıtı ve sivil haklar aktivizmine yoğun bir şekilde dahil oldukları biliniyor.

 

Grup, dağılmalarına yol açan kişisel ve yaratıcı anlaşmazlıkları gerekçe göstermiş olsa da, Ono, The Beatles'ın dağılması konusunda, kamuoyunun gözünde günah keçisiydi. Lennon ile olan yaratıcı ortaklığı, onu kolay bir hedef haline getirdi.  Lennon, 1971 tarihli ikonik barış marşı "Imagine" şarkısının sözlerine ilham veren Yoko Ono’yu başta yok saymış olsa da hakkını vermek adına, “maço bir bencillik" nedeniyle Ono'nun katkısını göz ardı ettiğini itiraf etmiş ve 1964 tarihli kavramsal sanat kitabı “Grapefruit” 'tan etkilendiğini kamuoyuna söylemiş. Nihayetinde, Ulusal Müzik Yayıncıları Birliği (NMPA) 2017 yılında Yoko Ono'yu resmen şarkının ortak yazarı olarak kabul etmiştir.

 

Zaten grubun ayrılmasından bir yıl sonra Lennon, "The Beatles'ı o dağıtmadı... Tek bir kadın The Beatles'ı nasıl dağıtabilir ki? The Beatles zaten kendi kendine dağılma sürecine girmişti."demiş olsa da, inanlar çok azdı.

 

Çift birlikte birden fazla albüm çıkardılar ve birbirlerini aktivizm konusunda daha da cesur olmaya teşvik ettiler. Lenon öldürüleceğini hiç düşünmemiş olsa da yarattıkları sinerji Mark David Chapman’ın zorlandığı bir noktaya dokunmuş olmalı ki 8 Aralık 1980’de saat 22,50’de New York City, Manhattan'da bulunan The Dakota apartmanının giriş kapısının önünde vurularak öldürüldüğü anda Ono onun yanındaydı. Vurulduktan sonra hastaneye kaldırılan Lennon, yolda hayatını kaybetmiş, katil Chapman ise olay yerinden kaçmamış, polise teslim olmuştur ve müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Verdiği demeçler de ONO: “John’da en çok özlediğim şey onun inanılmaz şefkati ve bana olan inancı... Aşk bazen cehennem olabilir. Birbirinize aşkın adıyla kötü davranabilirsiniz. Ama ilişkimizi ayakta tutan şey, birbirimize olan saygımızı hiç kaybetmememiz ve bunu her zaman ifade ettiğimizden emin olmamızdı. Birbirimizi sanki yarın yokmuş gibi sevdik.”

 

Lennon'ın vefatından 3 hafta önce birlikte kaydettikleri “Double Fantasy” albümü, 1982 Grammy Ödülleri'nde "Yılın Albümü" ödülünü kazandı.  Içindeki en anlamlı bestelerden biri olan Woman,  (https://www.youtube.com/watch?v=zBpfQqLJZyc ) Lenon’un Ona’ya olan net aşkının ifadesiydi.

 

Ödülü oğlu Sean ile birlikte kabul eden Ono, gözyaşları içinde izleyicilere şunları söyledi: "Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Sanırım John bugün burada, bizimle birlikte. Çok teşekkür ederim. Hem John hem de ben, Dünya ve evren için güzel müzikler üreten insanlığın bir parçası olmaktan her zaman büyük gurur ve mutluluk duyduk. Teşekkürler."


Aşklarını bildiğim bu kadının sanatını hiç tanımadığımı fark ettim. Eminim bir çoğunuz benimle aynı fikirdesindir. O yüzden sergide ne bulacağımı da pek bilmiyordum.

 

Sakıp Sabancı Müzesi, Akbank’ın desteği ve İspanya çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) ağırladığı Yoko ağırladığı  Yoko Ono’yu kırılganlık, barış ve izleyici etkileşimi temalarını ele alan 67 yapıtı bizlere sergiliyor. İçinde performans, film, enstalasyon ve katılımcı işler barındırıyor.

Sergi adını, Ono’nun 1964’te ortaya attığı içses ve içyapı kavramlarından alıyor. Bahçe de dahil olmak üzere, Sakıp Sabancı Müzesi’nin tüm mekânlarına yayılan sergi, hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış ve insanlar arası bağlar üzerine düşünmeye davet ediyor.

Her sanat eseri sizi de içine alıyor, sizinle bağ kuruyor ve düşündürtüyor. Bahçedeki zeytin ağacına yazmanızı istediği dileklerle başlıyorsunuz yokuşu tırmanmaya. Ben ne mi yazdım; sadece bir kalp çizdim. Sevgiden başka ne dileyebilirim ki?

 

Mutlu ve üzgün anlarınızın farkındalığı için sizleri taş oyununa davet ediyor. Hafızanızı zorlayarak tamamen bembeyaz bir santraç tahtasında hatırladıkça kazanırsınız diyor. Toplum önünde nasıl gördüğünüz değil, sesinizin nasıl çıktığını fark etmeniz için mikrofondan çığlık atma cesareti göstermenizi istiyor. Labirentin içinde izlenen olarak başladığınız yolculuğunuzda, izleyene dönüşen halinizi fark etmenizi istiyor ve hepimizin hayat kaynağı annelerimize not yazmamızı istediği duvar, bize var oluşun ilk anlarını sorgulamamızı işaret ediyor.


Yer yer karşınıza çıkan tabelalarda hayatın farkına varmanızı, aynı anda kapıların ardındaki konuşulmayan kadını taciz eden, tecavüz gibi konuların toplumların içindeki suskunluğuna dikkat çekiyor. Hayallerini gerçekleştirmek için hayatı boyunca kendi varlığını öne koyan kadının ezilmesini ve önemsizleştirilmesine parmak basıyor. Hepsinden önemlisi kendinizi incitmeden bir hayat yaşamanız konusunda, biz kadınları güçlü olmaya, bilinçlenmeye ve her zaman kendi ayaklarımız üzerinde durmamız ve sesizimi duyurmamız konusunda teşvik ediyor.

 

Benim için serginin iki temel çalışması çok anlamlıydı.

“Cut Pieces”  ilk gösterim Mart 21, 1965  Carnegie Recital Hall, New York.

En şık kıyafetleri içindeki cesur sanatçının, sahnede tek başına ve önünde bir makasla oturuşunu izleyin. 2003 yılında aynı performansı Eylül 15, 2003, Ranelagh Theater, Paris’te tekrarlamıştır.

 

 Bu çığır açan performansta izleyiciler; Ono'nun yanına gidip makası kullanarak, hatıra olarak kalması amacıyla kıyafetinden küçük bir parça almaya teşvik edilir. Kimileri temkinli bir şekilde kolundan veya eteğinden kare bir parça keserken, kimileri cesurca bluzunun veya sütyen askılarının bir kısmını çıkarırken ortaya çıkan duygu çeşitliliğine tanık olun. Performans boyunca Ono, gizemli havasını koruyarak hareketsiz ve ifadesiz kalır. Performansın ne zaman sona ereceğine titizlikle kendisi karar verir ve izleyicileri hayranlık içinde bırakır. Bu düşündürücü deneyim üzerine konuşan Ono, Cut Piece sırasında trans benzeri bir hale girdiğini ve şaşırtıcı bir şekilde hiç korku hissetmediğini ifade eder. Tipik bir "verme" eyleminin dışına çıkarak, katılımcıların neler alacağını keşfetmeyi amaçlamıştır. Her bir kişinin öne çıktığı anlar arasındaki boşluklar, büyüleyici bir müzik parçası misali, etkileyici ve güzel bir sessizlik yaratır.

 

 Ve Whisper – 2013 Australia Sydney Opera, Bu etkileyici vokal doğaçlama performansı, yoğun bir şekilde kolektif bilinç ve umut üzerine odaklı. Sanatçı; “I wish”, "Keşke” ifadesini yankılayarak titretti ve farklı beden hareketleriyle onu görselleştirdi.


Bugün 92 yaşında olan Yoko, göz önünden çekildi ve röportajlar vermeyi bıraktı. New York’ta 600 dönümlük bir çiftlikte yaşıyor; oğlu Sean ve kızı Kyoko, onu sık sık ziyaret ediyor.

 

"Dünyayı değiştirebileceğine inanıyordu ve değiştirdi de... şimdi sessiz kalabiliyor, rüzgarı dinleyebiliyor ve gökyüzünü izleyebiliyor."

Bu kadar önemli bir kadın sanatçı, Lenon’un gölgesiyle ve halkın onu günah keçisine dönüştürmesiyle gözlerden uzaklaştırılmış olsa da O bundan çıkmayı başarmış hissiyle sergiyi tamamladım. 

İçses ve İçyapı sergisi, 27 Aralık 2026 tarihine kadar pazartesi günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.  Salı günleri müzenin ücretsiz günü, kaçırmayın derim.

 

Meraklısına Not: John Lennon'ın şarkı yazarlığı ve icra telif hakları; hayatta kalan aile üyelerine ve kataloğunun bir kısmını satın alan üçüncü taraf müzik yayıncılarına dağıtılmaktadır. Bunlardan biri Michael Jackson. 1985’te ATV Music’e 47.5 milyon dolar vererek, 251 Lennon-McCartney Beatles şarkısının haklarını satın almış, 1995’te yarısını ve 2016’da kalan yarısını $750 milyon dolara Sony’e satmış.

 

Lennon Aralık 1980'de trajik bir şekilde suikasta kurban gittiğinde, geride yaklaşık 200 milyon dolar değerinde (enflasyon düzeltmesiyle bugünün parasıyla 620 milyon doların üzerinde bir tutara denk gelen) bir servet bıraktı. Lennon'ın son vasiyetnamesinde Ono tek vasiyeti yerine getiren kişi ve birincil mirasçı olarak belirlendiği için; sanatçının tüm servetinin, müzik telif haklarının ve imaj haklarının kontrolü Ono'ya geçti. Bugün mirasın başlıca lehtarı olan Yoko Ono, Lennon'ın Beatles şarkılarının ortak yazarı olarak ve solo çalışmalarıyla elde ettiği telif gelirlerini almaktadır.


Stella Namet ABULAFYA



 

Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page